Geldim... Her geldiÄŸimde "Neden geldim?" diye sorduÄŸum yere yine geldim.Tatilini bitirip iÅŸine,görevine baÅŸlayan her vatandaÅŸ ne haldeyse ben de o haldeyim ÅŸimdi...

 Oysaki geçen hafta bu zamanlar ne kadar da mutluydum.Moralimi maksimum seviyede tutmak için arada bir saate bakıyor, "Evet su an akÅŸam 8'i gösteriyor olabilirsin ama ben bir yere gitmiyorum,6 gün daha burdayım iÅŸte, aaallll!" diyor ve elimle bazı garip hareketler  yapıyordum.Tıpkı lise yıllarımda sabahın köründe kalkmak zorunda olmaktan duyduÄŸum huzursuzluÄŸun hafta sonu yerini sonsuz bir geniÅŸliÄŸe bırakması için saatimi yine sabahın körüne kurup,sonra bir de üÅŸenmeden kalkıp saate dönerek "Ama bugün okul yok,aalll!" deyip tekrar,hemde öÄŸlene kadar uyuduÄŸum gibi...
 Saatin  dili olsa o an "Ben senin 6 gün sonraki yüz ifadeni gördükten sonra konuÅŸacağım,hem de  kısa konuÅŸacağım" derdi sanırım.

 HerÅŸey çok güzel baÅŸlamıştı.İstanbul'u görecektim üç buçuk ay sonra.YaÄŸan lapa lapa karın  geliÅŸimi geciktirecek olma ihtimali bile koymuyordu bana.Nitekim 1 saat 15 dakikalık yolu, 2 saat 15 dakikada gelmiÅŸ olmam neÅŸemi kaçırmadı.İşte İstanbul'uma kavuÅŸmama takriben iki buçuk saat kalmıştı.Kendimi  feribotta, martıların eskortluÄŸunu -aklımdan zorum olduÄŸu için yaÄŸan kara aldırmadan açık havada- seyrederken sıcak bir kahve içmeye hazırlıyordum ÅŸimdiden.Sonunda gelmiÅŸtim.Tatilimizi aynı günlere getirdiÄŸimiz için 1 hafta boyunca müstakbel eÅŸimin de bana eÅŸlik edeceÄŸini bilmek beni daha çok sevindiriyordu.
Bir hafta boyunca İstanbul'un ne yol çalışmaları ne de trafiÄŸi beni sinirlendirmedi desem yeridir.Her sabah 8'de evden çıkıp,,akÅŸam 11'de geri dönmek de güzeldi.Uzun bir aradan sonra Sultanahmet'te cuma namazı kılmanın tadı da bir baÅŸkaydı.Ama burada bir parantez açmak istiyorum.
 Yazamak'ın ilk resmi toplantısı,hem de benim için birkaç gün erkene alınmıştı.Toplantının son dakikalarına yetiÅŸmem,daha doÄŸrusu yetiÅŸemememden dolayı tüm Yazamak ekibinden özür diliyorum.Kuru bir özürle kurtaramayacağımı biliyorum.Bir daha böyle birÅŸeyin olmaması için elimden geleni yapacağım inÅŸaallah.Mazeretimi yazıp da suçumu hafifletmek için bir giriÅŸimim olmayacak.Tekrar özür diliyorum.Hakkınızı helal edin arkadaÅŸlar.
 
 Ve dönüÅŸ günü geldi çattı.Kalkmam gerektiÄŸi hususunda beni ikaz eden telefonu elime alıp uzun uzun bakarak,"Pekala,sen kazandın,iÅŸte geri dönüyorum" dedikten sonra,hazırlanıp otobüse binmek için yola çıktım."Dokunsam aÄŸlayacak" deyiminin içerdiÄŸi manayı düÅŸüne düÅŸüne bindim otobüse.Yanıma oturan adamın sabah sabah gevezeliÄŸi tutmuÅŸtu.Gemlik'te ineceÄŸini söyleyince , "Olsun 20 dakika 20 dakikadır" demiÅŸtim içimden. Gelene kadar İbrahim Sadri'nin "Yol" ÅŸiirinden mısralar mırıldandım.DönüÅŸümü geciktirebilecek kar da yoktu ÅŸimdi.KeÅŸke olsaydı...

 Ve geldim... "Neden geldim?" diye sorduÄŸum yere yine geldim. Tatilini bitirip iÅŸine,görevine dönen her vatandaÅŸ ne haldeyse ben de o haldeyim ÅŸimdi...