1
Kuş Hatıraları ve Geçmişe Seyahat...
şiir, İbrahim Sadri, Anılar, Susam Sokağı
25.01.2008
İstanbul deyince aklıma ÅŸiir,ÅŸiir deyince İbrahim SADRİ,İbrahim SADRİ deyince de çocukluÄŸum gelir.Bunları söyleyince benim 40-45 yaÅŸlarında bir adam olduÄŸumu sanan olabilir mi bilmiyorum.Çünkü İbrahim SADRİ'nin, çocukluÄŸundaki anılarından esinlenerek yazdığı ÅŸiirler 1970'li yılları anlatıyor.Benim çocukluÄŸum ise 90'lı yıllarda geçti.Amiyane bir tabirle söyleyecek olursak, "Daha aÄŸzım süt kokuyor." Ama bazı ÅŸiirlerini okuduÄŸumda sanki o yılları,70'li yılları yaÅŸamış gibi hissediyorum kendimi.KeÅŸke ben de o günleri görseydim diyorum.Daha sonra kendimi Susam Sokağı ile avutuyorum.En azından ben Susam Sokağı ile büyüyen jenerasyondanım diyorum.
Bana ÅŸiiri sevdiren adamdır İbrahim SADRİ.Bazıları onun ÅŸiirlerini Nil KARAİBRAHİMGİL ÅŸarkılarına benzetse de ben onun üslubunu çok beÄŸeniyorum.Dizeler arasında dolaşırken sanki hayatımı okuyorum.İlk zamanlar bazı bant tiyatrolarındaki seslendirmelerinden ve radyo programlarından dolayı ismini duysam da,ilk "Aldırma Reis" ÅŸiiri sayesinde tanıştım ÅŸiirleriyle.Ve aÅŸağıda sizinle paylaÅŸtığım ÅŸiir... "KuÅŸ Hatıraları..." Her okuyuÅŸumda,onun sesinden her dinleyiÅŸimde tarihe doÄŸru seyahate çıkıyorum,geçtiÄŸim her satırına sanki ilk kez görmüÅŸ gibi hayranlıkla bakıyorum,birkaç dizede bir arabamı kenara çekip seyre dalıyorum kelimelerin icra ettikleri sanatı. Siz de bu yolculuk için hazırlığınızı yaptıysanız buyrun:
Benim çocukluÄŸumda soframıza kuÅŸlar konar,
Rüyalarımıza melekler uÄŸrardı.
Kapımızdan yoÄŸurtçu,
Bahçemizden ishakkuÅŸu,
Kalbimizden yeni çıkan ÅŸarkılar geçerdi.
Kışın bir sobamız olurdu
Sobanın yanında kedimiz
Kedinin önünde yün yumağı
Bir Hayat Bilgisi fotoğrafı gibiydik.
Yerli malı kullanan
Yurdun üç tarafı denizlerle çevrili
Kuru üzüm, incir, fındık
Tütün, çay, narenciye, kavun-karpuz yetiÅŸtiren
Kuru üzüm ve inciri satan
Karşılığında
Çamaşır makinesi, radyo ve otomobil alan
Bir toprağın fertleri...
Biraz yoksul, biraz mütevekkil
Biraz mahcup, biraz kırılgan
Biraz naif ama hep umutlu...
Özlerdik...
Memleketteki halamızı
İnce doğranmış bir dilim pastırmayı
Yurttan sesler korosunu
Akşam komşuluklarını
Radyo tiyatrolarını
Sabah ezanını
Kalaycıyı, bozacıyı
Münir Nureddin ÅŸarkılarını
Orhan Boran yarışmalarını
Kandil gecelerini, duvar sarmaşıklarını
Bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
Okul önü koz helvalarını
Akşam oturmalarını
Ve hayatı...
Top oynardık
İp atlar, kedi kovalar
Taşlarla birbirimizin başını yarar
Mahalle savaÅŸları çıkarır
Gece olunca da tutar babalarımızın elinden
Yazlık sinemalara gider
Sadri Alışık, Vahi Öz
Belgin Doruk, Cüneyt Arkın seyreder
Olimpos gazozları içer
Güler, eÄŸlenir, bağırır çağırır
Dönerken yıldızları sayardık.
Biz sıkı çocuklardık.
Hepimizin birer yıldızı vardı
Onlara isim takardık
Onlar da bize isim takardı
Pus ve dumandan önce bu ÅŸehrin
Geceleri göz kırpan ve isimleri takılan yıldızları vardı.
Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik
Biz kimseden yana deÄŸildik.
Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri olmazdı
Bir deÄŸirmendeydik...
ÖÄŸütülen,
ÖÄŸütülürken türküler söyleyen
Buğday başaklarına benziyorduk.
Ben,
Çorbalardan tarhanayı
Yemeklerden kuru fasulyayı
Sigaralardan Harman'ı
Belki bunun için çok sevdim.
Yollar bozuk musluklar bozuk
Ziller bozuk paralar bozuk
Ama adamlar saÄŸlam idi.
Bu şehrin yıldızları vardı.
Saçlarına kurdelalar takan
Çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına
Leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
Gözleri önünde
Yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde
Küçük çocukları vardı bu ÅŸehrin
Bu şehrin yıldızları vardı.
Ben Fenerbahçe'yi amcam Vefa'yı tutardı.
Konya tahıl ambarı, Mersin muz cennetiydi.
Taksim'den Fatih'e troleybüs kalkar
ÅžiÅŸhane'de mutlak raydan çıkardı.
Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı.
Muammer Karaca’ın adına bir tiyatro binası yoktu
Bizzat kendisi vardı.
Başımız ağrırdı komşumuz vardı
Gönlümüz daralırdı komÅŸumuz vardı
Çorbamızı umutlarımızı
Memleket kadar kalbimiz paylaştığımız komşularımız vardı.
Geceleri bekçimiz
Gündüzleri sütçümüz
Bizim kadar zayıf da olsa
Nohuta ve makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz
Ceplerimizde kırık misketlerimiz
Çamur bulaşığı ellerimiz
Ve gülümseyen bir yüzümüz
Kimseye göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
Biraraya gelerek çektirebileceÄŸimiz
Bir aile fotoğrafımız vardı.
Bir sabah bütün iyi ÅŸeylerin
Ayvansaray iskelesinden
Hayal ülkesine doÄŸru demir alan
bir Åžirket-i Hayriyye vapuru gibi
Aramızdan ayrıldığını gördük
Sonra Ayvansaray’ın sularının çekildiÄŸini yazdı gazeteler.
Süheyla hanımın Raci beyin
Melahat Mehveş ablanın
Niko’nun Ercüment efendinin çekildiÄŸini ise
Yazmadılar nedense.
Ama yok ama yoklar.
Ne Harman sigarası kaldı geriye
Ne Olimpos gazozu
Ne Sadri Alışık.
Kalan bir tortuydu belki.
Belki kırık bir rüya denizi
Belki suya düÅŸürdüÄŸümüz suretimizin
Cep aynamıza nüktedan bir yansımaydı herÅŸey.
Herşey Maltepe sigarasının
Hep arandığında
Her bakkalda bulunabilmesi ile
Büyüsünü kaybetmiÅŸdi belki de .
Belki de biz bir rüya mı görmüÅŸtük?
Hadi hepsi yalandı.
Hadi hepsi hayaldi.
Hadi hepsini ben uydurmuÅŸtum.
Ama rüyalarımızın melekleri
Ve soframızın daim konukları kuşlar?
Ya onlar?
Onları siz de görmediniz mi?
Sizin de sofranıza konup
Rüyalarınıza uÄŸramadılar mı?
Onlar da mı yalandı?
İbrahim SADRİ

Bana ÅŸiiri sevdiren adamdır İbrahim SADRİ.Bazıları onun ÅŸiirlerini Nil KARAİBRAHİMGİL ÅŸarkılarına benzetse de ben onun üslubunu çok beÄŸeniyorum.Dizeler arasında dolaşırken sanki hayatımı okuyorum.İlk zamanlar bazı bant tiyatrolarındaki seslendirmelerinden ve radyo programlarından dolayı ismini duysam da,ilk "Aldırma Reis" ÅŸiiri sayesinde tanıştım ÅŸiirleriyle.Ve aÅŸağıda sizinle paylaÅŸtığım ÅŸiir... "KuÅŸ Hatıraları..." Her okuyuÅŸumda,onun sesinden her dinleyiÅŸimde tarihe doÄŸru seyahate çıkıyorum,geçtiÄŸim her satırına sanki ilk kez görmüÅŸ gibi hayranlıkla bakıyorum,birkaç dizede bir arabamı kenara çekip seyre dalıyorum kelimelerin icra ettikleri sanatı. Siz de bu yolculuk için hazırlığınızı yaptıysanız buyrun:
Benim çocukluÄŸumda soframıza kuÅŸlar konar,
Rüyalarımıza melekler uÄŸrardı.
Kapımızdan yoÄŸurtçu,
Bahçemizden ishakkuÅŸu,
Kalbimizden yeni çıkan ÅŸarkılar geçerdi.
Kışın bir sobamız olurdu
Sobanın yanında kedimiz
Kedinin önünde yün yumağı
Bir Hayat Bilgisi fotoğrafı gibiydik.
Yerli malı kullanan
Yurdun üç tarafı denizlerle çevrili
Kuru üzüm, incir, fındık
Tütün, çay, narenciye, kavun-karpuz yetiÅŸtiren
Kuru üzüm ve inciri satan
Karşılığında
Çamaşır makinesi, radyo ve otomobil alan
Bir toprağın fertleri...
Biraz yoksul, biraz mütevekkil
Biraz mahcup, biraz kırılgan
Biraz naif ama hep umutlu...
Özlerdik...
Memleketteki halamızı
İnce doğranmış bir dilim pastırmayı
Yurttan sesler korosunu
Akşam komşuluklarını
Radyo tiyatrolarını
Sabah ezanını
Kalaycıyı, bozacıyı
Münir Nureddin ÅŸarkılarını
Orhan Boran yarışmalarını
Kandil gecelerini, duvar sarmaşıklarını
Bakkalımızın utana sıkıla veresiye hatırlatmalarını
Okul önü koz helvalarını
Akşam oturmalarını
Ve hayatı...
Top oynardık
İp atlar, kedi kovalar
Taşlarla birbirimizin başını yarar
Mahalle savaÅŸları çıkarır
Gece olunca da tutar babalarımızın elinden
Yazlık sinemalara gider
Sadri Alışık, Vahi Öz
Belgin Doruk, Cüneyt Arkın seyreder
Olimpos gazozları içer
Güler, eÄŸlenir, bağırır çağırır
Dönerken yıldızları sayardık.
Biz sıkı çocuklardık.
Hepimizin birer yıldızı vardı
Onlara isim takardık
Onlar da bize isim takardı
Pus ve dumandan önce bu ÅŸehrin
Geceleri göz kırpan ve isimleri takılan yıldızları vardı.
Benim yıldızıma Mehlika adını vermiştik
Biz kimseden yana deÄŸildik.
Kimsenin de kendinden yana olmasını istediği birileri olmazdı
Bir deÄŸirmendeydik...
ÖÄŸütülen,
ÖÄŸütülürken türküler söyleyen
Buğday başaklarına benziyorduk.
Ben,
Çorbalardan tarhanayı
Yemeklerden kuru fasulyayı
Sigaralardan Harman'ı
Belki bunun için çok sevdim.
Yollar bozuk musluklar bozuk
Ziller bozuk paralar bozuk
Ama adamlar saÄŸlam idi.
Bu şehrin yıldızları vardı.
Saçlarına kurdelalar takan
Çivitle yıkanmaktan aşınmış beyaz çoraplarına
Leke bulaşmasın diye su birikintilerinden sakınan
Gözleri önünde
Yürekleri ve beslenme çantaları ellerinde
Küçük çocukları vardı bu ÅŸehrin
Bu şehrin yıldızları vardı.
Ben Fenerbahçe'yi amcam Vefa'yı tutardı.
Konya tahıl ambarı, Mersin muz cennetiydi.
Taksim'den Fatih'e troleybüs kalkar
ÅžiÅŸhane'de mutlak raydan çıkardı.
Vallahi hayat zor ve fakat çok matraktı.
Muammer Karaca’ın adına bir tiyatro binası yoktu
Bizzat kendisi vardı.
Başımız ağrırdı komşumuz vardı
Gönlümüz daralırdı komÅŸumuz vardı
Çorbamızı umutlarımızı
Memleket kadar kalbimiz paylaştığımız komşularımız vardı.
Geceleri bekçimiz
Gündüzleri sütçümüz
Bizim kadar zayıf da olsa
Nohuta ve makarnaya alışmış da olsa
Sarman adında bir kedimiz
Ceplerimizde kırık misketlerimiz
Çamur bulaşığı ellerimiz
Ve gülümseyen bir yüzümüz
Kimseye göstermekten utanmayacağımız bir içimiz
Biraraya gelerek çektirebileceÄŸimiz
Bir aile fotoğrafımız vardı.
Bir sabah bütün iyi ÅŸeylerin
Ayvansaray iskelesinden
Hayal ülkesine doÄŸru demir alan
bir Åžirket-i Hayriyye vapuru gibi
Aramızdan ayrıldığını gördük
Sonra Ayvansaray’ın sularının çekildiÄŸini yazdı gazeteler.
Süheyla hanımın Raci beyin
Melahat Mehveş ablanın
Niko’nun Ercüment efendinin çekildiÄŸini ise
Yazmadılar nedense.
Ama yok ama yoklar.
Ne Harman sigarası kaldı geriye
Ne Olimpos gazozu
Ne Sadri Alışık.
Kalan bir tortuydu belki.
Belki kırık bir rüya denizi
Belki suya düÅŸürdüÄŸümüz suretimizin
Cep aynamıza nüktedan bir yansımaydı herÅŸey.
Herşey Maltepe sigarasının
Hep arandığında
Her bakkalda bulunabilmesi ile
Büyüsünü kaybetmiÅŸdi belki de .
Belki de biz bir rüya mı görmüÅŸtük?
Hadi hepsi yalandı.
Hadi hepsi hayaldi.
Hadi hepsini ben uydurmuÅŸtum.
Ama rüyalarımızın melekleri
Ve soframızın daim konukları kuşlar?
Ya onlar?
Onları siz de görmediniz mi?
Sizin de sofranıza konup
Rüyalarınıza uÄŸramadılar mı?
Onlar da mı yalandı?
İbrahim SADRİ
Yapılan Yorumlar
Ömer Özlü
25.01.2008 23:44
‘Belki kırık bir rüya denizi
Belki suya düşürdüğümüz suretimizin
Cep aynamıza nüktedan bir yansımasıydı herÅŸey… ‘
Çok sevdiÄŸim bu ÅŸiirin en güzel yeri belki de burası... O dönemleri yaÅŸamamış olmama raÄŸmen neden her dinleyiÅŸimde bir tuhaf olurum, onu da henüz anlamış deÄŸilim…
not: ibrahim sadri’yi nil’le kıyaslamayınız, kafamı bozmayınız… :)
Yorum Yapın!Yazamak'ta sizinde sesiniz çıksın
Son Yorumlar
- Kerem - Çok güzel bir oyun ama marangozdaki bulmacayı çözemiyorum yardım edin lütfeyn
- mami - ben de bu tarz çalışmalarda bulunan biriyim tabi son savaÅŸ kadar iyi olmasada, ben burayı araÅŸtırdım buldum acaba yapım günlüğü varmıdır diye ama bana çok kısa geldi acaba bunun daha uzun hali varmı ?? isterse 5 tane A4 kağıdı doldurcak…
- Dabbe (388@0) - ben de bu tarz çalışmalarda bulunan biriyim tabi son savaÅŸ kadar iyi olmasada, ben burayı araÅŸtırdım buldum acaba yapım günlüğü varmıdır diye ama bana çok kısa geldi acaba bunun daha uzun hali varmı ?? isterse 5 tane A4 kağıdı doldurcak…
- Dabbe (388@0) - Aslında bekleyenleriyle yaklaşık 1 hafta önce buluÅŸması gerekiyordu. Ancak Türkiye’de artık alıştığımız bürokrasi iÅŸlemleri nedeniyle hala bekliyoruz. Gsm operatörlerinin devlet dairelerini bile geçtiÄŸini söyleyebilirim bu konuda.…
- Çilekli Süt - CHP git gide dibi boylayacak gibime geliyor.. Her naneye muhalefet olmak adına halkı karşısına almaya devam ediyor. Halkçı bir parti olduğuna emin mi kendileri acaba?
- sacide - çok çok garip bi konu. bilmem kaç kişilik gruplarla protesto edilmeye de müsait. yaymak ve tartışmak lazım bu meseleyi. ülker biraz fazla esnedi herhalde denebilir.. mi
- ela - benim tüm tanıdıklarım sedayla muratı istiyo kimse cemileyi sevmiyo sakın cemileyle yapmayın muratı sedayla yakışır onlar ikiside çok güzel ayrıca dizinizi çok beğeniyoruz başarılarınızın devamını dileriz. BABA OCAĞI SÜPER
- ela - güveni bilmem ama tanıdığım herkes muratı sedayla istiyo o cemileyi hiç sevmiyoruz muratla sedayı yapın sonradan bozmayın evlensinler ayrıca diziniz çok güzel başarılarınızın devamını dileriz muratla sedayı opüyoruz
- Talha Turhal - aÅŸk benim için iÅŸte burada bekliyor http://gopkorea.blogs.com/flyingyangban/chinese_imperial_map.gif o gök mavisi topraklardan bir anka çıkacak ve zamanı gelince yanıma varacak. O zaman kadar tamamı ile kendimi ona saklıyor ve bu kollama ile…
- Erdal Erdoğdu - betüş, bulduğumu sandım ve kaybettim :(
