Tiril tiril titreyen insanlardan ibaret bir amfi önü manzarası... Öyle ki yanık kokusu artık hissedilebilir bir hale gelmiÅŸtir (Nerelerin yandığı malum...)... AÄŸlama duvarının önünde Tevrat okuyan yahudilerden daha aktif bir ÅŸekilde sallanarak yekunu benim yazdığım kitaplardan fazla tutan (reklama bakar mısınız) notları hard disklerine atmaya çalışan kızlar, mütereddit bakışlarla son sigaralarını içen idam mahkumları gibi heyecanla bekleÅŸen erkekler (evet kapalı mekan, evet sigara, evet üniversite) ve bu kalabalığın içinde biri uykusuzluktan çaydanlık gibi horuldayan, diÄŸeri tembellik ve derslerle ilgili espri üstüne espri patlatan iki sakin tip...

' Herif 38'le bıraktı beni...'

'Onun ben.... '

Hocalar ve aileleri hiçbir zaman sınav öncelerinde olduÄŸu kadar açıkça tartışılmamıştır...

Uzaktan bakan ve sınav heyecanı taşımayan birilerinin bahsi geçen ikilinin sınıfın tembelleri olduÄŸunu anlaması uzun sürmeyecektir... Tembellik üniversitede pasif bir davranış biçimi olarak karşılığını bulur ve bu tür ÅŸahıslar kantin kuyruÄŸu ya da kalorifer yanı konusundaki etkinlikleri dışında iddiasız kiÅŸilerdir, ancak üniversitelerde bir de 'kahraman'lar vardır... Kendisi de bir tembel olan 'kahraman'ın diÄŸer tembellerden farkı, tembel olmasına raÄŸmen alayına isyan eden, çalışmadığı halde herÅŸeyi baÅŸarabileceÄŸini düÅŸünen cazgır bir ruh yapısına sahip olmasıdır... DiÄŸer tembeller tarafından toyluk belirtisi olarak gözlemlenen heyecan, dört senede diploma hayali, not tutmadığı halde derslere girme ve bir buçuk saat boyunca surat asma alışkanlığı gibi davranışlar, bir kahraman için günlük rutinin birer parçasıdır. Her 100 kiÅŸilik dönemde çoÄŸunluÄŸu erkek olmak üzere 8-10 tembel bulunur, ancak sözümona kahramanların sayısı çok daha azdır. Onlar arada bir sıradanlıktan sıkılan hocaların kafasını karıştırmak için bizzat görevlendirilmiÅŸ gibi çalışırlar ve aslında tüm tembeller gibi, sınıfta kalmaktan baÅŸları dönmüÅŸtür....

'Ömer nerde kaldı ya?...'

'Geç kaldı...Yine çakacak herif...'

'Cebi de yok ki arasam....Çalıştı mı acaba?...'

'...'

Bu soruya cevap vermemek en doÄŸrusudur, çünkü gereksiz bir sorudur... İki yönden gereksizdir; birincisi, bir kahraman hiçbir sınava gerçek anlamda çalışmaz, ikincisi çalışsa da çalışmasa da, çok ilkeli olduÄŸu için asla kopya çekmeyecektir... (Tembel bir adamın da duyguları vardır...)

Ve derken kahraman çıkagelir... Kalabalığa aldırmadan artık bir-iki kiÅŸiden ibaret olan arkadaÅŸ çevresinin yanına gider... Hararetle selamlaşırlar, zaten sınav vakti de gelmiÅŸtir... Kahramanımız, Cesur Yürek triplerine girmeden önce, elindeki kıymetli notları çöpe atar, omzundaki BeÅŸiktaÅŸ atkısını öper, o sırada asistanlarıyla birlikte merdivenlerden inmekte olan hocayı Kadir İnanır bakışlarıyla süzer, 'Sor ulan, hepsini sor!!' deyip, amfiye girmeye çalışan kalabalığa karışır...

---

Derler ki ' Hiç kimse kahraman olmak istemez ama bazen hayat sizi buna zorlar...'

Kahramanımız perdeyi kapatıyor efendim...

Bekleyiniz...