2004 yılının Ekim ayıydı.Havalar soÄŸuk ve kışa hazırlık yapıyordu.Dünya adına bazı ufak tefek sıkıntılı olduÄŸum dönemin ardından hiç planda ve düÅŸüncemde  olmadığı halde Rabbimin lutfettiÄŸi ve açtığı kapılardan biri Serhat ÅŸehri Edirne’nin LapaÅŸa ilçesinin ÅŸirin köyü Yünlüce’ ye aralandı.
   İsmini baÄŸrında barındırdığı “YÜNLÜCE BABA” dan alan bu güzel köyüme görev yapmak için geldiÄŸimde ilk günden çok etkilenmiÅŸtim.Köyümün candan insanları beni dostane bir ÅŸekilde karşılamışlardı ve evlatları gibi  daha ilk günden sinelerini bana açmışlardı.Köyüme , insanlarına, havasına, suyuna alışmam birgün bile sürmemiÅŸti.Karşılıklı saygı, sevgi ve hoÅŸgörü içersinde iki sene boyunca beraber olduk, güzel günler yaÅŸadık, acıyı ve hüznü beraber paylaÅŸtık.Unutulması imkansız anılar ve hatıralar yaÅŸadık.
   Yünlüce köyüne tayin olduÄŸumda aynı zamanda Marmara Üniversitesi Beden EÄŸitimi ve Spor Yüksek Okulu öÄŸretmenlik bölümünü de kazanmıştım.liseden 4 yıl sonra üniversiteyi kazanmak ve yetenek sınavlarında iyi bir performans gösterip birinci sıradan girmek beni çok sevindirmiÅŸti.Zira 28 ÅŸubatın kurbanları olarak ne yapacağımızı pek bilemeyip rüzgarın kuru yaprakları savurması gibi kendimi bir orada bir burada buluyordum.Sporu bırakıp açıköÄŸretim iÅŸletme  bölümüne, istemeye istemeye kayıt yaptırmış ve  meslek öÄŸrenmek amacı ile de mali müÅŸavirlik bürosunda çalışmaya baÅŸlamıştım.MesleÄŸimin muhasebe olacağını düÅŸünürken ve artık o iÅŸe doÄŸru yoÄŸunlaÅŸtığım günlerde bir rüzgar  daha geliverdi ve beni  dünyanın en güneyine, Güney Afrikaya doÄŸru savurdu.Orda üniversite okumak, medar-ı iftiharımız Türk kolejlerinde belletmen olarak görev alma teklifini ,  hem üniversite hem de hizmet etme düÅŸüncesi,  aÅŸkı, heyecanı ile  kabul etmiÅŸ ve annemin rızasını alarak içimde, kalbimi sıkıştıran bir gurbet sancısıyla bize gösterilen adrese, özgürlük savaÅŸçısı Mandela’nın ülkesine uçmuÅŸtuk. Maalesef burda da sıkıntılar bizi bırakmamış ve öÄŸrenci vizesi alamayarak bir  sene sonra ülkeme geri dönmek zorunda kalmış ve üniversiteye kayıt yaptıramamıştım.Sanki baÅŸlanmış ama bitirilmesi mümkün olmayan bir roman gibi benim de  romanım yarıda kalmıştı.Fakat “herÅŸeyde bir hikmet vardır” diyerek kadere razı olduk ve ülkemize döndük. Umutların ve ümitlerin kesildiÄŸi bir dönem olmuÅŸtu benim için.Zira yaşım yavaÅŸ yavaÅŸ büyüyor ve askerlik çağım geliyordu.Ailemin  desteÄŸi olması  fakat elimden birÅŸeyin gelmemesi  bana ufkun çok karanlık olduÄŸunu düÅŸündürüyordu.Fakat karanlıklar içersinde bocalarken ümitsizlik içersinde  ye’s çukurunda boÄŸulmak üzere çırpınırken, önümü göremezken, yukarda da bahsettiÄŸim gibi Rabbim hem üniversiteyi hem de layık olamasam da İmam Hatiplik görevini bana nasip etti  ve beni baÅŸka bir gurbet diyarı Edirne ÅŸehrine gönderdi.Yazacağım  yazı biraz uzun olacağından bu bilgi bölümünü burada kesip köyüme geri dönmek istiyorum musadenizle.
    Marmara üniversitesinde bir hafta okuduktan sonra kaydımı dondurup iki sene görev yapacağım köyüme gelmiÅŸtim.ÖÄŸrenci olduÄŸum için geldiÄŸim ilk günden, birgün mutlaka İstanbul’ a geri döneceÄŸimi , gitmem gerektiÄŸini biliyordum ve buna  mecburdum.Zira  yıllar sonra nasip olan üniversite eÄŸitimi de benim için önemliydi.Fakat bu düÅŸüncemi, niyetimi köyde kimseye söylemek istememiÅŸtim.Birgün İstanbula geri gideceÄŸimi köy halkından kimse bilmiyordu ve iki  sene boyunca hiçkimsenin haberi olmamıştı.Çünkü bu güzel köye birçok hoca efndiler gelmiÅŸler , kimisi bir sene, kimisi iki  sene kalmış ve baÅŸka yerlere tayinlerini aldırmış ve gitmiÅŸler.Köyün küçük olması bunda büyük etken olmuÅŸtur sanırım.Ben de eÄŸitim  sebebinden dolayı, küçük ama insanlarının gönlü geniÅŸ olan bu köy halkını, bu güzel insanları daha iÅŸin başındayken, henüz görevime  yeni baÅŸlamışken üzmek, bana daima gidici gözle bakmalarını istememiÅŸtim.HerÅŸeyi zamana bırakmayı tercih ettim. İnsanları kırmamak gidilen  yerden ayrıldığında her zaman açık kapı bırakma düÅŸüncesi benim hayatımda en deÄŸer verdiÄŸim davranışlardandır.
  Günler, haftalar ,aylar birbirini kovaladı. Sert kışların ardından bahar mevsimleri yaÅŸandı.GüneÅŸ bir yandan buÄŸdayları sararttı, bir yandan ayçiçeklerini kararttı.Çiftçiler kah ektiler ve biçtiler kah nadasa bırakıp beklediler.Köylerden gökyüzüne yükselen ezanla kılınan namazlar, kahvede yapılan muhabbetler...Meradan gelen sürüler, akÅŸam toplanan sütler....Yapılan düÄŸünler merasimler,birbirini  görüp beyenen genç kızlar ve erkekler...YaÄŸmur duaları , hacı merasimleri, sünnet düÄŸünleri...dünyadan göç eden amcalar nineler, dünyaya gözlerini açan sabiler...Köy her ay farklı bir olaya ÅŸahitlik yapıyor hayat monotonluktan kendini kurtarıyordu.Derken  ayrılık vakti geldi ve çattı.GüneÅŸ köyde benim için  bir kere daha doÄŸdu ve battı.YaÅŸadığım hatıralar artık geride tatlı ama hüzünlü bir anı olarak kaldı.
    İki sene hizmetinde bulunduÄŸum köyümden artık istemeyerek de olsa  ayrılmam gerekiyordu.Üniversite kayıdımı Trakya üniversitesine aldırıp köyümde biraz daha hizmet etmek istedim ama olmadı.Ne dekan ne rektör birÅŸey yapamadı.Çünkü Marmara’da bir dönem  okumam lazımdı.Ancak o ÅŸekilde imakanı vardı.Elimden birÅŸey gelmiyordu ve İstanbul’da müezzinlik kadrosu boÅŸalan ve hala görev yaptığım Åžahsuvarbey camisinin sınavlarına girmiÅŸtim.Sınavı kazanmakla birlikte artık köyümden ayrılma vakti  gelmiÅŸti. İçimi istesem de istemesem de bir hüzün, acı  ve bir keder kaplayıvermiÅŸti.Köyümden ayrılmak bana çok zor gelmiÅŸti.Hayatımın en güzel  iki yılının geçtiÄŸi bu köyümü çok sevmiÅŸtim ve hala seveceÄŸim hiçbir zaman unutmayacağım.
  HerÅŸeyini sevdim köyümün.Havasını, suyunu, taşını ,toprağını sevdim.KüçüklüÄŸünü sevdim.Gece gündüz durmadan akan, kışın ılık insanın içini ısıtan; yazın buz gibi akan ve  yanmış yürekleri serinleten, köyün meydanını süsleyen beyaz çeÅŸmesini sevdim.Bağını  bahçesini, merasını tarlasını sevdim.Sabahları sığırtmacın uzun narası ile köyün meydanına doluÅŸan ve bir nizam ve intizam halinde meranın yolunu tutan, yeÅŸil ot, kurumuÅŸ saman yiyerek insanlara, sahiplerine tertemiz süt ikram eden, Allah’ımızın (cc) mükemmel sanatı  ve  hizmetimize sunduÄŸu o mubarek hayvanları sevdim.Tatlı sohbetlerin yapıldığı, demli çayların yudumlandığı, milli maçların heyecanla biryürek olup izlendiÄŸi, dost akraba, kolu komÅŸunun buluÅŸma mekanı, günlük hadiselerin  hasbihal edildiÄŸi köy kahvesini sevdim.
  Sabahları uykuya yenildiÄŸimde beni kaldıran ve hep birlikte, yazın kuÅŸ sesleri ile, kışın kavuran  balkan  soÄŸuklarında, kemerbeste-i ubudiyet içersinde, Allah’ın huzurunda el pençe divan durduÄŸumuz sabah namazlarını eda ettiÄŸimiz; Cuma günleri tarlasını,  hayvanını sabanını  bırakıp temiz elbiselerle, güzel kokularıyla camimizi dolduran, neÅŸelendiren cemaatini sevdim.
  KomÅŸularımı sevdim.Amcalarımı, abilerimi,ablalarımı, yengelerimi, kardeÅŸlerimi sevdim.Yukarki ve aÅŸağıki mahalleyi sevdim.Güzel kulübeciÄŸimin içini ısıtan odunları binbir zorlukla kesip getiren, beni , o soÄŸuk havalarda zemherinin kavurduÄŸu gecelerde  odunsuz bırakmayan köylümü sevdim.EkmeÄŸini, soÄŸanını paylaÅŸan, Ramazan aylarında beni gezeksiz (sahur yemeÄŸi veya merasimlerde ikram edilen yemek) iftarsız bırakmayan, birbirinden lezzetli yemeklerini ikram eden cömert insanlarını sevdim.Her zaman seveceÄŸim ve o günleri  hayırlarla anıp özleyeceÄŸim.
  Evet özleyeceÄŸim.Taşını toprağını özleyeceÄŸim.Yünlüce’de bir baÅŸka olan Ramazan aylarını özleyeceÄŸim.Yengelerimle beraber okudÄŸumuz  mukabele günlerini özleyeceÄŸim.AkÅŸam olduÄŸunda iftarlar açıldığında  çaylar yudumlanıp dinlenildiÄŸinde ve sonra hep beraber salavatlarla eda ettiÄŸmiz teravih namazlarını özleyeceÄŸim.Bayram sabahlarında namazı kıldıktan sonra büyükten küçüÄŸe cami önünde sıraya girip tek tek bayramlaÅŸmayı,  büyüklerin elini öpmeyi akranlarımla kucaklaÅŸmayı küçüklerime hasretle sarılmayı yanaklarından öpmeyi  ve ardından mezarlığa giderek geçmiÅŸlerimize rahmet dilemeyi dua etmeyi özleyeceÄŸim.
  Mayıs ayı gelip güneÅŸ kendini hissettirdiÄŸinde ,  ekinlere can suyu ümit ederek komÅŸu köylerden gelen yaÄŸmur duaları davetlerine çoluk çocuk, genç ihtiyar traktörlere doluÅŸarak, o köy senin bu köy benim diyerek aminlere iÅŸtirak ettiÄŸimiz, ilahilere eÅŸlik ettiÄŸimiz aşırlarla süslediÄŸimiz ve el açıp semadan rahmet dilediÄŸimiz günleri özleyeceÄŸim.Birlik ve beraberliÄŸin mayasını oluÅŸturan sünnet  ve hacı merasimlerini özleyeceÄŸim.Her defasında yenilsem de, köyümü temsil etme o güzel insanları hoÅŸnut etme adına katıldığım Kırkpınarı, yaÄŸlı kıspeti ve yalın ayakla bastığımız çimleri sıra sıra dizilmiÅŸ zurnacıları ve cazgırın insanı aÅŸka getiren nara ÅŸeklindeki  manilerini özleyeceÄŸim.Köyümüzün gülleri, içimdeki derd-i maiÅŸetim, dimaları temiz, gönülleri saf ve günahsız talebelerimi özleyeceÄŸim.Yaz olduÄŸunda  Yüce Kelamı öÄŸrenmeye çalıştığımız , ilahiler okuduÄŸumuz , pikniÄŸe gittiÄŸimiz günleri özleyeceÄŸim.Cami bahçesinde oturup sohbet ettiÄŸimiz günleri, okul bahçesinde top oynadığımız, köyün merasında gezip sebil  karpuzları ve kavunları taÅŸla ortadan yararak  yediÄŸimiz günleri özleyeceÄŸim.Artık resimlerde  ve geride  birer hatıra olarak kalan  bu güzel günleri anıları hiç bir zaman unutmayacağım.
  Bu unutulması imkansız ve hayatıma güzel bir sayfa açan  günleri bana yaÅŸattıkları için Yünlüce Köyü haklına çok teÅŸekkür ediyorum.Rabbimin hepsinden razı olmasını niyaz ediyorum.Benden önceki görevlilere  ve bana gösterdikleri ÅŸefkat ve güzel davranışlarını, inanıyorum ki  gelecek hocalarımıza da göstereceklerdir.Önemli olan saygı, sevgi ve  karşılıklı hoÅŸgörü içersinde yaÅŸamaktır.Birbirimizin kusurlarını örtmek, birbirimizi anlamaya çalışmak, ÅŸu kısa imtihan dünyasında kinden , nefretten  uzak huzurlu bir hayat  sürmektir.Kalp kırmaya gönül koymaya deÄŸmeyecek kadar deÄŸersiz bir dünyada yaÅŸadığımızın  farkında olmalıyız.BulunduÄŸumuz ortamda kendimizi mutlu  ve huzurlu etmenin yollarını aramalıyız.Her zaman “güzel düÅŸünmeli  güzel bakmalı güzel görmeliyiz”  ve sonucunda zaten  hayatın  manevi  lezzetini hissedeceÄŸiz.Rabbim bu fani dünyada  bizleri birlikten beraberlikten kardeÅŸ olmaktan ayrımasın.Ebedi alemde de hep beraber olmayı nasip eylesin.SaÄŸlık ve afiyetler diliyerek hürmetler ederim.