ÅžiÅŸhane,Karaköy,Kuledibi,Yüksek Kaldırım.... Hangi isim ile bahsetseniz aynı yerden bahsetmiÅŸ olursunuz.BeyoÄŸlu.

    Ä°stiklal Caddesi, Galata Kulesi, Mevlevi  hanesi,Camilerine komÅŸu olan kilise ve sinegokları ile istanbul’un eskilerinden bir ilçe..Musevi ve Hıristiyan vatandaÅŸların bir zamanlar meskeni olmuÅŸ  bir mekan.Eski ve esrarengiz binaların oluÅŸturduÄŸu dar sokaklar, bir zamanların tarihini anlatıyor.Bir ucu Cihangir’e çıkar ÅžiÅŸhanenin ; diÄŸer sokağı Tophane parkına.Atılan her adımda sanat eseri çıkar insanın karşısına.Her sokak ayrı bir mesleÄŸe  ev sahipliÄŸi yapar.Müzikçiler,avizeciler, kablocular,bankalar...

   İstiklal caddesi ile baÅŸlayan yoÄŸunluk, yavaÅŸ yavaÅŸ sakinliÄŸe bırakır kendisini.PerÅŸembe pazarına kadar inen cadde  ve sokaklarda birbirinden güzel, ışıl ışıl rengarenk çeÅŸitleri ile aydınlatır yolunuzu avizeciler sokağı.Derken kendinizi bir anda telaÅŸeli bir sokakta bulursunuz.Herkes bir tarafa gitmekte elindeki  demir el arabası ile birlikte.İstif istif yüklenmiÅŸ kabloları görüdüÄŸünüzde anlarsınız, Türkiye’nin kablo ticaretinin kalbinin bu cadde de attığını... Kablocu çıraklarının ellerinde  yüklü el arabaları ile koÅŸuÅŸturduÄŸu sokaklarda ,patronların ellerinden telefonları, çaycıların ellerinde tepsileri eksik olmaz.YoÄŸun tempolu caddenin  hararetini düÅŸürmek için dükkan dükkan sipariÅŸ yetiÅŸtirirler.TavÅŸan kanı çaylar günün yorgunluÄŸuna birebirdir hava sıcak da olsa.Lokantacılar, tatlıcılar,pideciler, kışın kestane kebapcılar , kaynamış mısırcılar farklı lezzetler sunarlar BeyoÄŸlu esnafına.

 Ticaretin bu kadar yoÄŸun olduÄŸu, sanatın ve alışveriÅŸin düello yaptığı BeyoÄŸlu’nun diÄŸer caddesinde Bankalar kaşılar sizi.Mesken tuttukları caddeye sıra sıra dizilmiÅŸlerdir.Ortak isimlerini vermiÅŸlerdir caddeye.Bankalar caddesi...

   BeyoÄŸlun’da her türden vatandaÅŸa rastlamak mümkündür.Bir bekçi gibi İstanbul’u bekleyen, gözetleyen, yıllara meydan okuyan ve dimdik ayakta duran Hazerfan Ahmet Çelebi’nin talimgahı, Galata kulesinin etrafında binbir çeÅŸit ruh hali ile karşılaşırsınız.

  Kulağında müzik çaları eksik olmayan, bıraz kas geliÅŸtirmiÅŸ ve yaz kış vucudunun üçgenliÄŸini belli edecek kıyafetler giyen bir delikanlı gezer durur.Galatanın havasından etkilenmiÅŸ olacak ki sanat ruhu geliÅŸmiÅŸ abimizin. Anlattığına göre banyo ve tuvaletinin duvarları boÅŸ cd lerle kaplıymış.Çalışmıyor.Kumarda ne kazanırsa o günkü nafakası o olur.Kazandığı parasını  hemen harcar ve yarını hiç düÅŸünmez.

      Yıllara meydan okuyan biri daha vardır kule dibinde.Yüzünden okuyabilirsiniz hayat hikayesini.Elinden, gazete kağıdına sarılmış bira kutusu , sırtından ceketi eksik olmaz.Ceketini  giymeden omuzlarının üzerine atması  gençliÄŸindeki halini yansıtır karşısındakine.Aklar düÅŸmüÅŸ saçlarına her zaman iyi bakan ve hiçbir zaman bozuk ÅŸeklini göremediÄŸim, Kadir İnanır’a benzettiÄŸim kulenin çilekeÅŸ sakini , akÅŸam olduÄŸunda evim dediÄŸi mekana sallana sallana gider bilemediÄŸim ve çok merak ettiÄŸim dertleri le birlikte.Kimbilir O’nu bu hale getiren sebep neydi? Gençlik fotoÄŸrafının dahi olmadığını söyleyen bu yaÅŸlı delikanlı neden küsmüÅŸtü acaba bu hayata ? KarşılaÅŸtığımız her seferde saygı ifade eden bir  hale bürünmesi , saygı ifade eden sözcükler söylemesi gönlünün kapılarının hala açık olduÄŸunu  düÅŸündürüyor.Caminin sadece abdest hanesine gelen ve elini yüzünü yıkadıktan sonra yoluna devam eden , camiyi kendisine daima uzak  gören bu abimiz acaba ÅŸeytanın  tutsağından kurtulurda, bir BiÅŸr-i Hafi olurmu ? Neden olmasın ki.

   Bu sosyetik mekanda akÅŸam karanlığı çöktüÄŸünde  rızkını kağıttan çıkaran iÅŸçilerimiz çıkarlar piyasaya.Kimisinin çöpe attığı karton parçaları onlar için sıcak bir ekmek ve çorba kıymetinde deÄŸer kazanır.Azerbaycanlı gardaÅŸlarımızın da çokca bulunduÄŸu ÅŸiÅŸhanemizde, sokaklardan ne zaman çıkacağı belli olmayan tiner  ve  bali mübtelası gençlerede rastlamak  mümkündür.Bu sahipsiz gençlerin dilinden de biraz anladığınızda ve biraz sohbet edip iç alemlerine girdiÄŸinizde ne kadar zararsız  kiÅŸiler  olduklarını anlarsınız.

   Sahilden yukarıya doÄŸu tırmandığınızda plaketçi dükkanlarını görürsünüz.Derken İsyan sokağı vardır az ilerde.Fatih’in İstanbul’unda zamanın İslambol’unda bir isyan sokağı.... Nefsine yenik düÅŸenlerin hayvani duygularına set çekemeyenlerin mekanı  vardır ve hergün isyan bayrağı çekilir rahmet yüklü semalara.İstiklal’e doÄŸru  ilerleyen yokuÅŸta  saÄŸ ve sol tarafta  önünüze çıkan camiler  tüm ihtiÅŸamı ile mesaj verir lisan-ı haliyle.Belki birÅŸeyler hatırlatır  günahkar sinelere diyerekten.Müzikçi dükkanları ile devam eden sokakta istiklal’e girmeden son olarak Mevlana,mesnevi hanesi ile açar gönül kapılarını ve” ne olursan ol gel” der gibi son kez ikazda, çaÄŸrıda bulunur.Akabinde istiklale yolculuk baÅŸlar.

  Sanatın, turizmin, ticaretin, gubetin ve çilenin estiÄŸi bu semtte birkaç gündür birinin sesi gelmiyor kulaklarımıza.Zamane kumar mübtelası,dövüÅŸçüsü, asabisi,aÄŸası , alemcisi .Dünya namına tüm zevkleri  tatmış fakat bir türlü tatmin olmayan ve sonra ruhuna hicret ettirmiÅŸ bir kiÅŸi.Zevkleri tatmış fakat arkasındaki elemi iliklerine kadar hissetmiÅŸ bir kiÅŸi.Anlamış o da en sonunda  kalbin ve ruhun ancak ve ancak Allaha yönelmekle tatmin olacağını.Mevlana misali dönmüÅŸ, döndermiÅŸ ruhunu Allah’a ve rızkı veren Allah’tır diyerek almış eline simit tezgahını baÅŸlamış ikinci  ve yeni hayatına.Günahın ayyuka çıktığı  bir ortam ve zeminde ÅŸeytanın ipinden sıyrılarak gönlünü baÄŸlamış cami ve mescitlere.BiÅŸr-i Hafi olma yolunda bir adım atmış.

  BeyoÄŸlu’nu bir baÅŸtan bir baÅŸa, sırtında simit tezgahı  ile birlikte tavaf eder gibi dolaÅŸan Hasan abimiz ÅŸu dakikalarda yöneldiÄŸi Rabbisinin evini tavaf etmekte.Kabenin etrafında beyaz mermerler üzerinde yalın ayaklı BiÅŸr gibi dönüp durmakta.Helalinden kazanmak için avazının çıktığı kadar “sıcak simit” diye bağıran Hasan abimiz ÅŸu demlerde yakan güneÅŸin altında sıcak mermerler üzerinde “lebbeyk” diyerek istemekte.

    Hayat-ı maneviyesinde yapmış olduÄŸu hicret, O’na hicret diyarlarını görmeyi  nasip etti.Allah kendisine  yönelen, kendisine adım atan kulunu evine davet etti.Üzerinde gece gündüz kara bulutlar gezindiÄŸini düÅŸündüÄŸüm Karaköy’ün meÅŸhur simitçisi Hasan abimiz, ÅŸimdilerde Nurların saÄŸnak olup yaÄŸdığı  Rahmetin meleklerle birlikte semalarda  pervaz edip secde eden  baÅŸlara,kıyamda duran  omuzlara konduÄŸu  mukaddes beldelerde,  içini dökmekte.

  Abimizin samimi  niyeti ve dönüÅŸü, samimi kalplerde yankı buldu.Allahın muhabbetine mazhar oldu, sema ehlinin sevgisini celbetti ve insanların kalbine de O’na karşı bir sevgi bahÅŸetti Rabbimiz.Allah’a yöneldi mi bir  gönül, Yüce Rabbin sevgisini kazandı mı bir kiÅŸi, geçmiÅŸi ne kadar karanlık olsa da insanların  kalbine o kiÅŸiye karşı bir muhabbet yaratıyor ve eski halinden eser bırakmıyor.O sevginin neticesi olarak da , Rabbim bir hayırseveri  vesile yapıyor ve  o kuluna vahyin kalbi olan Mekkeyi , Habibi Edibi’nin  (SAV) nur hanesini  Medine-i  Münevvere’yi görmeyi  nasip ediyor.

  26 yıllık ömrü hayatımda henüz o mukaddes  diyarı göremeyen bana da gerçek hicret nasip etsin Yüce Rabbim.Nasip etsin de beni de oraya layık görsün ve çağırsın.