Bugün biraz edebiyat konuşalım istedim...
Kadıköy'de postane arkası olarak bilinen yerin duvarlarında bir yazıya rastlamıştım, bir edebiyat dergisinin sloganıyla dalga geçer mahiyette bir cümleydi, ki o dergiyi basan firmaya ait binanın duvarına yazılmıştı zaten: ' Edebiyat eğlenceli değildir! '
İlk bakışta epeyce doğru bir yaklaşım bu, öyle ya, gözünüzün önüne bilgisayarın başında Half-Life 2 oynayan biriyle, elinde kalem Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sının birinci cildine girişmiş bir başkasını getirin, büyük ihtimalle ilki daha çok eğleniyor intibasına kapılırsınız.
Peki madem öyledir, nedir bu işin, yani edebiyatın gülü dikeni?
Gazetelerin verdiği herhangi bir kitap ekine göz atınca bile kitapların ne kadar sıkıcı şeyler olduğunu konusunda iç bulandırıcı bir zehaba kapılmıyor muyuz? Burada yapılan tanıtım ve eleştiriler, sırf okuyucuya 'bence bu kitap güzeldir/değildir sebebi de şudur...' basitliğinde bir yorum sunmamak için kullanılan teknik tabirler, sanki edebiyatı elle tutulur gözle görülür bir nesne olmaktan çıkarıp, yalnızca kültürel anlamda 'elit' bir kitlenin anlayabileceği kutsal bir mesaj gibi algılayan bir zihniyetin tekerlemeleri değil midir? Cemil Meriç ile ilgili yazılan bir kitabın tanıtımına 'ilim ve edebiyat mabedinin yılmaz bekçisi' gibi bir cümle yazan adamın Meriç'in sırf 'kanın daha sıcak' akması için kitapları sevdiğini bilmemesi düşünülemez. O halde nedir bu 'herşeyi en iyi biz biliriz, kimse bize sormadan iki satır okumaya-yazmaya!' tavırları böyle?
Ancak bu sorunun belli cevapları var şüphesiz. Dünyanın en büyük öykücüleri arasında gösterilmemesini sadece ve sadece Türk olması talihsizliğine(!) bağladığım Sait Faik hakkında bir akademisyenin yaptığı yorumu unutamayacağım: ' Ne olacak canım, bir grup genç pikniğe giderler, biri Sait Faik okur diğerleri dinler... Başka bir numarası yoktur Sait Faik'in...' Bu cümleyi sarf eden bir edebiyat adamının başka bir gün 'Öykü bitti efendi, artık öykücü çıkmıyor...' diye şikayet ettiğine kalıbımı basarım. Halbuki o lafı ettikten sonra bunun için şikayetçi olmaması gerekirdi. Basit bir bakış açısıyla sadece 'Kalorifer ve Bahar' hikayesi bile Sait Faik'i usta hikayeciler arasına koymaya yeter. O pikniğe giden çocukların neden Tanpınar değil de Sait Faik okuduklarını sözümona araştırmacımız hiç düşünmüş müdür acaba?
Türkiye'de edebiyatla uğraşan insanlar oyun bahçesini başkasına kaptırmak istemeyen çocuklar gibi, asık suratlı, jargon ve prensip meraklısı, ve bu lafı kullanmak istemiyorum ama git gide ukala olmaya başladılar. Yazarından yayıncısına, eleştirmeninden bilim adamına kadar... Bir kitabın, bir hikayenin ya da bir yazının ne kadar güzel yazıldığı umurlarında değil, onlar için önemli olan kendi kısır tartışmalarına malzeme olup olamayacağı. Bizim sevdiğimiz, okuduğumuz, günlük hayatımıza mal ettiğimiz edebiyatçıları yazardan şairden saymamaya kadar varıyor iş. Bin Sekiz Yüz bilmem kaç yılında Prusya'daki sosyo-ekonomik durum üzerine yazılan bir kitabı ballandıra ballandıra anlatıp, sırf normal okuyucu olarak görünmemek adına estetik olanı es geçmek... Portakal hakkında her şeyi bilip de tadına bakmazsanız neye yarar? Meyvayı yiyen onun tadını vitaminini alırken siz karnını fındık-fıstıkla doyurmaya çalışan bir adam durumuna düşersiniz. Elbette edebi eserde kültürel, bilimsel öğeler olacaktır, zaten düşünmek ya bir fikir ortaya atmak ya da bir fikri benimsemektir. Bütün kitaplar bundan bahseder ama bütün kitaplar bunun için yazılmaz.
Açıkçası kitapların neden toplumumuzdan aforoz edildiği konusunda düşünürken edebiyatçıların bu işin 'gülünü-dikenini' gözden kaçırmaya başladığını gözden kaçırmamak gerek. Böyle bir kıyaslama bile yanlış aslında ama insanlara bu şekilde sunulan bir edebiyatı gördükçe, Half-Life 2 oynayan adama hak vermekten kendimi alamıyorum....
Yapılan Yorumlar
Ömer Hocam sonuna kadar katılıyorum.Bu iş bir zevk meselesi olduğuna göre,ben bundan zevk almadım siz de almazsınız,okumayın,almayın vs. demek hiç kuşkusuz çok komik.
Edebiyat, gönül testinden geçen kelimelerin cümle içindeki ahengidir. Notasız ses nasıl gürültü ise ve kulağı tırmalarsa, gönül kuyularında Yusuf’la tanışmamış kelimelerden de mana sarayı yapılamaz.
“Edebiyat; harflerin kıyamıdır” diyor D.Ali Taşçı...
Aynı zamanda Mesnevi hocam olan üstadın ağzından edebiyatı dinlemek gerekirse:
“Yazmak önemli bir şeydir, Allah kaleme yemin ediyor. Ne var ki her yazılan edebiyat olmuyor, her mızrabın çıkardığı ses musiki olmadığı gibi. Kelimeler iç dünyanızda kimi zaman meltemler, kimi de fırtınalar estiriyorsa, gönül deniziniz kabarıyor ve her kelime bir damla gibi anlam denizinize süzülüyorsa, orada bir edebiyat şöleni var demektir. Artık gönül kayığınızı suya indirebilirsiniz.
Batı edebiyatı bir karanlıklar edebiyatıdır. Orda harfler gönülde değil, nefsin örsünde test edilir. Bunun içindir ki, söylemleri şehvete ve savaşa dönüktür. Orda bir trajedi kaçınılmazdır; çünkü trajedi, selamsız harflerin çocuğudur. Promete’nin tanrılardan ışık çalarak insanlığa armağan edişine, tanrılar savaşla karşılık vermişlerdir. Bu nedenle Batı edebiyatı savaş ve şehvet edebiyatıdır.
Bizde bu yoktur. Her insan selama ulaşmış bir harf, Hz. Peygamber, harflerin alfabesidir. Kur’an, Allah’ın kalemi ile bu alfabeden oluşan bir Kitap’tır. (Yaşayan Kur’an) Böyle olduğu için bütün insanlığın kitabıdır. Batının alfabesi tamam olmadığından, onlardan bir insanlık kitabının çıkması mümkün değildir...”
Half-Life2 oynayan adamın hangi edebiyatı okuduğuna bakmak lazım..
Devir değişti. Bizim insanımız artık bırakın bu işten zevk almayı kitap alıp okumuyor. Ama bir mail gelse bedava ... kitabı indir. gibi bir sloganı olsun, anında indirir ve forwardlar ama okumaz. Bu arada ben halflife 2 oyunu oynamış bir kitap severim. Genellikle de devlet felsefesi ve öykü konulu kitapları alır okurum. Çok fenci bir beynim olmasına rağmen olabildiğine edebiyat ve felsefe(bir arkadaş vesvese derdi :D ) üzerine konuşanları dinlemekten zevk alırım. “Half-Life2 oynayan adamın” portresi böyle.
Yorum Yapın!Yazamak'ta sizinde sesiniz çıksın
Son Yorumlar
- Züleyha (Ekinci) Erkan - Kız Kulesi' nde teklif... vuslat tecellisi...
- zy_yz - kurtlar vadisi dizisine malzeme çıkıyor bence ;) milleti bu kadar zamanda usta bir şekilde nasıl ayakta uyuttular pes doğrusu...
- çilekli süt - Mükemmeliyetçi olma girişimlerini anlıyorum kardeşim ama bence gayet güzel bir ortam var zaten şuan. Ortamın tadının kaçırılmasına gerek yok diye düşünüyorum.
- cansu - ya bizim yandı yanmasına şimdi acısı geöti ama sankı yanık bölgeyi biri sıkıomuş gibi oluyo şişti ve ayaklarımzda olduğundan dolayı yürüyemioruz yürürken atılıo napmamız lazım
- Erdal Erdoğdu - benim uzun süre öce buraya yazdığım bir yazıyı hatırlattı sevgili sinanata'nın yazısı.Tabi benim o yazımdaki iddeaların üstüne neler geldi neler...
- fatma - Ölüm hep var diyorum.ama bir an karşılaştığımda ne yaparım bilmiyorum..hazırlıksız olmak böyle bişey herhalde..Allahu teala şu fani hayatın son sınavını iman ile geçirebilmeyi nasip etsin inş. Yüreğinize sağlık.
- Mahmut Kurtoğlu - Erhan'cım bu güzel duyguların için çok teşekkür ederim.Çok güzel şeyler yamıssın.İnş. bu güzel düşüncelere layık biri olurum.Köyde tüm gençlerle yaşadığım güzel bir hikayem vardır mutlaka.Seninle de çok oldu.Burda hangisini…
- oya - şarkı halinde kal...
- ERHAN BULUR - Hayatımda birçok insan tanıdım. Birçok kişilik gördüm. Daha yaşım 18 ama baba ocağından ayrılalı tam 6 sene oldu. Bu da birçok kişiyi tanımama sebep oldu. Hiçbir senin kadar iyi kalpla,sevecen,yardımsever,daima empati kurmasını bilen,belkide…
- Erdal Erdoğdu - eyvallah...
