Üzerine sohbet etmesi en zor konulardan birini tercih etmekte direndim. Ayıp, günah, yasak gibi; tabuların altına sığındığı kelimelerle kısıtlanmış ve üzerine düşünülmemiş ancak her fırsatta düşünülmeden eyleme dökülmüş konuların teşhiridir ifade edilen cümleler topluluğu. Cinsellikten bahsedeceğim ve cinselliğin nasıl yaşandığından ya da yaşanamadığından ve olası ve belki de olmuş sonuçlarından. Bunu dile getirirken gocunmayacağım ve gocunmanıza müsaade etmeyeceğim. Utanılası şeyler değil vücut bulan kelimelerde, aksine yaşanılan ve hatta toplum arasında paylaşılan şeyler.
Ekonomik yetersizlik sebebiyle evlilik kurumunun yozlaştığı ve bunun farkında olmadan bizzat anne baba eliyle gerçekleştirilen bir kıyım cinsel hayatımız. Üniversite gençliğinin öğrenci muamelesi görmesi sonucu ve ele alınamamış mesleklerin sizin vücudunuza ve ruhunuza ket vurduğu bir toplumun meyvelerini tattıracağım kelimelerde. ‘Daha zamanı var’ ve ‘benim evladım okuyacak’ cümlelerinin süslediği zincirler; hayatınızı, aşklarınızı, fizyolojik olarak nitelendirilecek ihtiyaçlarınızı kafeslemektedir. Ve bu kafesin içerisine sıkışan genç verilen rolü oynamaya kalkar ve kendini zaptetmenin yollarını arar.
Herhangi bir hafta sonu, geçenlerde tasvir ettiğim kahvehaneye oturur genç arkadaşımız ve asmanın altında sararmış yaprakların arasında çayını yudumlar. Çayın demini test eden dil ve gazetenin ekonomi sayfasında kaybolan zihinden sekse dair en ufak şey geçmemektedir. Akşamın çökmeye başladığı bir saatte hesabı öder ve evin yolunu tutar. Evine gitmek için kullanması gereken toplu taşıma araçlarından birine biner. Bir süre sonra sağına doğru uzattığı bir bakışın hedefinde soyunmuş bir kadın silüeti vardır. Sonrasında daha dikkatli baktığında bunun bir silüet değil gerçek olduğunu, kadının elbisesinin her an düşüp göğüslerinin ve kalçalarının açıkta kalacağını hayal eder. Çayın demiyle uğraşan zihninin bulandığını ve yavaş yavaş terlemeye başladığını hisseder. Ve kahvehaneden kalkıp metroya binen durgun ve sakin ruhun Cengiz Aytmatov’un deyimiyle bir sırttana dönüştüğü gözlemlenir. Sırttan Türkçe karşılığı olmayan azgın huzursuz canavar anlamına gelmektedir.
Buraya kadar tasvir edilen olayın abartıldığı hatta saptırıldığı tarafınızdan söylenebilir. Ve hatta kelimelerime fesatça ifade edilmiş ve bir yobazın cümleleri sıfatları yüklenibilir. Ve bunca tasvire cevaben soyunmuş kadın silüetinin gayet estetik olduğu ve ruhu okşayıp hoşa gideceği ifade edilebilir. Ve bir erkeğin bu kadar kolay tahrik olmaması gerekliliği savunulabilir.
Tasvirimi istediğiniz gibi eleştirebilirsiniz. Benim derdim bu paragrafta soyunmuş kadın silüetini estetik bulan ifadeyle. Estetik beş duyuya hoş gelendir. Ve bu hoşluk bir resimde, bir şarkıda, bir heykelde veya bir doğa olayında mümkündür. Ancak bunların hiçbirisi bir yemekteki ya da bir kadın vücudundaki estetiğe benzemez. Çünkü bu iki estetik tatmine mecburdur. Tatmin edilmediğinde estetik olmaktan çıkar, insan için işkence haline dönüşür. Ortada hiçbir sebep yokken kişiyi tatmin edilesi bir ihtiyaçla baş başa bırakır ve bastırıldığında ortaya sırttan denilen yaratıklar türeyiverir. Bu estetiği tatmine mecburluk en büyük acizliktir fakat bu acizlik sosyal sorunların, psikolojik hastalıkların başlangıcını hazırlayan mikrop olarak ifade edilebilir. Ulaşılamayan estetik olan şey ulaşılana kadar kişinin belleğini kurcalar ve hatta ulaşılamadığında kitlesel patlamalara yol açar. Aldatmaların, mastürbasyonun ve illegal ilişkilerin kapılarını aralar. Ve bu kadar cümleden anladığımız özet şudur ki teşhir edilen vücut; insan hakkına tecavüz yani daha doğru deyimle tacizdir. Erkeğin huzurunu ve ruh sağlığını oynayacak şekilde taciz etmektir.
Metroda sırttan şeklinde bıraktığımız tatmine mecbur estetikle karşılaşmış arkadaşımın eve giderken ne durumda olduğu tasvirle ortadadır. Ve genç arkadaşımın ilk tatmin yolu kendisine haram olarak dayatılan ve daha önce yaptığında defalarca tövbe etme gereği duyduğu mastürbasyondur. Aile bu yola baş vurulmasını engellemek amacıyla beş yaşından itibaren günah kelimesiyle zapteder genci. Ve yaptığının günah olduğu düşüncesiyle kendini aşağılık hisseden ama defalarca yineleyen ve yine tövbe eden kendine ve nefsine güvenini, saygısını kaybetmiş bir insan türeyiverir. Günah diyerek kestirilip atılan bir ihtiyacının bir çocukta nasıl psikosoyal bir hastalık olarak vücut bulduğu ortadadır. Üstelik tatmin yoluna başvurmasına sebep silüetin yenilenmesiyle mastürbasyonla geçirilen zaman artmaktadır. Zaman arttıkça yalnız kalma ve kuytulara kaçma isteği de artmaktadır. Bir süre sonra daha az cümle kuran daha fazla yalnız kalmayı tercih eden ve kadınlarla iletişim kurmaktan hatta arkadaş edinmekten aciz bir birey oluverir. Asosyal olarak nitelendirilen bir birey olmanın sonuçları obesite, kendine olmayan güven ve başarısız evliliklerdir. Çünkü kim ne derse desin cinsel hayat evliliklerin çok önemli bir parçasıdır. Ve evlilikte huzur cinsel yolla tatmin edilmiş bireylerle sağlanır. Ama ne kadar yazıktır ki ülkemde bazı araştırmalarda yüzde yetmişe varan oranda erken boşalan erkek mevcuttur. Ve bu tatmin olamayan yüzde yetmiş kadın anlamına gelmektedir. Bu ise mutsuz evlilikler veya mutsuz bireyler anlamına gelir. Çünkü mastürbasyon yoluyla tatmine alışmış bireyin hedefi tektir ve acelecidir. Hedef kendini en kısa yoldan tatmin etmektir ve yalnızlığın getirdiği asosyallik sebebiyle romantizm ve ruhu okşayan, ön sevişmeye zemin hazırlayacak kelimelerden yoksun bir üslup söz konusudur. Buradan da anlaşıldığı gibi mastürbasyonun kendi erken boşalmaya yol açmamakta; bilakis ittiği yalnızlık asosyalliği tetiklemekte ve bu asosyallik evliliği ve cinsel yaşamı bitirmektedir.
Buraya kadar kendi kendine tatminle yetinen ve evliliği tercih eden bir gencin üzerinde durduk. Bir de üniversite geçliğinin gerçeği olan ve kendisine yapılan tacizin tatmin yolunu illegal yani toplumun tasvip etmediği ancak önüne geçmek için de uğraş vermediği kayıt dışı ilişkileri tercih etmenin gelişi ve sonuçları var. Bozulmuş ahlak sisteminin tetiklediği ve yozlaşmış arkadaşlık ilişkilerinin, alkolün ve geniş maddi imkanların ittiği beraber yaşama yada gecelik cinsel ilişkilerin sonuçları daha ciddi ve daha karmaşıktır. Burada kaybolan iffet kavramı bir kenarda salya sümük ağlamaktadır. Ve bu iffet sadece kadına ait değildir. Allah iffetin korunması gerektiğini söylerken her iki cinsi de içine alan bir cümle kurar. Bozulmuş iffetin sahibi bireylerin ilişkileri sekse dayalı olduğu için tahmin edilir ki kısa sürelidir. Ve partner sayısı da birden fazladır. Ardı ardına sahip olunan partnerler; ardı ardına sahip olunan yeni bakteri ve virüs kolonileri anlamına gelmektedir.
İşte burada sırttan olarak sıfatladığımız arkadaşımızın tatmin yolunu bir şekilde tanışıp belki de aşk diye nitelendirdiği basit ve ilkel ilişkide bulduğunu düşünelim. Ve bu ilişkiler başka ilişkileri getirir. Onun ilişkiye girdikleri de başkalarının kolonilerini arkadaşımıza getirir. Bu arada korunmalı ilişkinin güvencesini savunma cehaletini gösterdiğinizde; ben de size son anketlerde türk gençleri arasında oral seksin yüzde yetmişlere vardığını ifade ederim. Ve birazdan bulaşlarından bahsedeceğim hastalıklar veya etkenler de tükürük yoluyla da gayet kolay taşınabilmektedir. Bulaşan bu etkenler de hüda’nın bir laneti midir bilinmez; erkeklerde semptom vermemekte yani hastalık yapmamaktadır ve bir sıkıntıya sebep olmamaktadır. CMV, HPV, HSV gibi virüsler, bazı bakteriler ve bazı parazitler erkeğe kolayca bulaşabilmekte ve hastalığa sebep vermeden sessiz sedasız erkeğin cinsel organında yaşamını idame ettirebilmektedir. Size; en sık ve kolayca bulaşabilenlerden biriyle örneği genişleteyim. HSV tip 2 cinsel yolla veya ağız yoluyla bulaşabilen bir virüstür. Dudaktaki uçuk virüsünün bir türüdür ancak neredeyse tamamı cinsel organların mukozasında yaşamaktadır. Ve cinsel yolla bulaşmaktadır. Ve erkeklerde hastalık oluşturdukları nadir rastlanır.
Buraya kadar ifade edilen etkenler genç arkadaşımıza illegal ilişkisinin sonucunda bir şekilde bulaşır. Arkadaşımız anadolu’da muhafazakar olarak nitelendirilecek bir ailenin oğludur. Ve kaybettiği iffetin hesabını yapmadan iffetli bir genç kızla evlilik yoluna gider. Bu evliliği hak edip etmediği vicdanının üzerinde yorum yapması gerektiği bir olaydır. Türkiye’de yeni evli bir çiftin ortalama on iki ay içinde çocukları olur. Düğüm işte buradadır. Daha önce eline erkek eli değmemiş bu kızla ilişkiye giren kocası, ona hiç karşılaşmadığı mikrobu bulaştırır. Ve ortalama üç ay içinde, bedeni gelişmekte olan bebek de plesanta yoluyla enfekte olur. TORCH denilen bu enfeksiyon etkenleriyle bebeğin çeşitli organları istila olur ve bu organlar büyük olasılıkla bebeğin beyni veya sinir sistemidir. Dokuz ayın sonunda en iyi ihtimalle ölü, sakat, felçli, sürekli nöbet geçiren veya geri zekalı, büyüme geriliği olan ve yedi yaşında okulda matematiğe kafasının basmamasıyla anlaşılan zeka geriliği olan veya hiç anlaşılamayan ama hiçbir zaman üniversite okuyacak akla sahip olamayacak bir birey meydana gelir. Ve bu çocuğa yüklenen sıfat; alın yazısıdır. Alın yazısı diye bir şey yoktur ve meydana gelen; gencin belki de yıllar önce tatmin için tercih ettiği yoldur. Tercihinin sonuçları ağırdır. Ve bu tercihin böylesi sonucu; cinsel yolla bulaşan bir çocuktur.
Yapılan Yorumlar
ilber selam. eline sağlık. güzel istatistiki bir yazı olmuş. Ancak abim üslup biraz sert. Bu uyarıyı özelden yapmanın anlamı yok. Cehalete sinirini anlıyorum elbet ama doğru şeyi yanlış anlayabilir insanlar böyle olursa :)
birde ben sağlıklı bir ferdin, erkek kız farketmez. bu kadar cinsel temalı bakacağını sanmıyorum etrafa. bu daha ziyade obsesif-yeni ergen bi bakış açısı gibi. yani zaten minibüse binen çocuğun bastırılmış duyguları, başarısızlıkları var. ilk 3 paragraftaki örnekler biraz abartılmış gibi mi.
erkek fıtratıyla alakalı Cihana Nûr olarak gelen zaten söylemiş gerekeni:
“Bana kadın ve güzel koku sevdirildi. Gözümün nuru da namazdır.”
öyleyse erkek fıtratındaki kadın, kadın fıtratındaki erkek ihtiyacı zaten alenidir. Hak’tır.
insan neye niyet eder ve onu isterse - ki düşünmekte bir duadır - ilişkilerde onu verir Allah. Ama bu eksiksiz böyledir.
bu açıdan Et ve Kemiğin duası Et ve Kemiği getirecektir. Ancak cesed’e merak bir ömrü beraber geçirmeye yeterli olmayacaktır asla. Dolayısıyla sağlıklı bir evlilik yalnızca cinsel dürtülerle mümkün değildir cinsellik önemli olsada. Muhabbet esastır fikrimce. Allah için sevmek esastır. Buda zaten hayatın çeşitli evrelerinde sınanır.
Bir eşin diğerine verdiği değer vaktinden önce uzak durmayı bilmektir yine düşüncem. Düşünceler, zihinler kirlenmesin diye. Helalden uzaklaşılmasın diye. Diğerlerinden(!) bir farkı olunsun, vakti geldiğinde iffetli ana babalardan iffetli Ayşeler, Hamzalar, Mehmetler, Fatmalar doğabilsin diye.
Bizim eğitim sistemimizin ciddi problemleri var bu hususta. Özellikle üniversite hayatı içler acısı benim uzaktan izlediğim. Sizler içindesiniz çok daha iyi biliyorsunuz kaybolup giden insanları.
tekrar eline zihnine sağlık.
Ben yazıyıda ,yazının altına yapılan yorumuda büyük bir zevkle okudum,inanın.
abi ilk önce yazı için teşekkür ederim,yazının ilk önce bir doktor tarafından yazıldığını ve bu şekilde edebileştirildiğini belirtmek isterim,kafadan atmasyon bilgiler değil,burdan anlayacagınız ilber abi,bir doktor,niye ögrenci yazıyor derseniz,tıp 6.sınıf :)
Olaya bu açıdan bakınca yazıda ki uslubun sertliğide azcık ortaya çıkar sanırsam ...
ve konu gayet başarılı bir dille anlatılmış,direk oalrak yüzdeler üzerinden de konuşulabilinirdi.
sinanım özledim seni yav,ama güzel bir yorum atmıssın,böyle paylasımların olması beni sevindiriyor ve gelecege umutla bakılmasını sağlıyor acıkcası...seninle yaptığımız sohbetlerde üniversite ögrenciliği hakkında çok bilgin var bununla birlikte çevrendeki adamlarıda görüyorsun, hani şu ortaya 1.5 karışık yaptıranları :)
ben böyle konulara artık değilmesini destekliyorum...ki ilim cehaleti alıpta eşşeklik baki kalmasın :)
“Allah iffetin korunması gerektiğini söylerken her iki cinsi de içine alan bir cümle kurar.”
Ne güzel bu bilince sahip olman..
Tüm bu yazdıklarının başına dönüp bakarsak ilk suçlu ve günahkarın “bayan soyunuk” olduğu çok açıktır sanırım.
İslam ne güzel bir dindir ki bütün kötülükleri baştan engellemek için güzel ve yararlı kurallar belirlemiştir. Kapanan ve hakkıyla örtünen edepli bir hanım, yani müslüman bir hanım, kimsede bu tür duygular uyandırmaz ve bu tür çarpık ilişkilere sebebiyet vermez.
İslam gerçek huzurdur.
sinan beyin yaşının gereği olarak ifade ettiği iyimser ve cinsellikten arınmış üslubu saygıyla karşılıyorum. ancak evlilik kurumunun niteliği hakkında bilgisinin zayıf olduğu kanısındayım. ve hayat kutsallaştırılmış insanlardan uzaktır. hayat gerçektir. ve gerçek biz insanlar içindir. o gerçek içinde; cinsel hayatın olmaması ya da başarısız bir cinsel hayatın sarsılmış ailelere mal olacağını barındırır. bunlar gerçek istatistiki sayılarla ortadadır. obsesif kavramının biraz daha gözden geçirilmesini rica ediyorum. dünya üzerinde fizyolojisi sağlam bir erkeğin günün önemli bir bölümünü cinselliği düşünerek geçirdiği ve tasvir edilen olayda kayıtsız kalma olasılığı olmadığı üroloji hocaları tarafından kesin bir dille ispat edilmiştir. yaşın gereği ve bulunulan çevrenin etkisiyle yazıda geçen cümleler abartılmış gelebilir. ancak öyle bir dönemde yaşıyoruz ki mahiyetini izah etmeye çalıştığım ihtiyacın tatmin yolları sınır tanımamaktadır. insanları kutsallaştırararak gerçeklerden uzaklaşmak anlamsızdır. size peygamberin cinsel gücü üzerine türetilmiş onlarca hadisle örnekler verebilirim. ki bunların asılsızlığı ne yazık ki kanıtlanamamakta ancak asılsız olduğuna inanılmaktadır. bu ise kutsallaştırmanın en ciddi sonuçlarından birini gözler önüne serer. siz sevişmeyen evli tasavvuf ehli tanıdınız mı. ya da çok mübarek diye nitelendirilen bir insanın hayatında evli olmasına rağmen ilişkisi olmadığını savunabilir misiniz? bu bir ihtiyaçtır. ve bu ihtiyaca gem vurmanın eğitimi verilemediği hatta daha iddialı bir tabirle bu işin dini, kitabı olmadığı ancak ahlak sisteminin bilinen kutsal değerlere entegresiyle çözümünün mümkün olacağı açıktır. ki islamın aslında tasvip etmeyerek izin verdiği birden fazla kadın nikahlama olayının da altında yatan bu tatmin edilesi cinsel arzudur. ancak benim görüşüm en kutsal ve değerli ortağı olan karısını aldatan adamın; bir gün ticari ortaklarını ya da en iyi dostum dediği manevi ortaklarını aldatmama lüksü yoktur. konunun dağıldığının farkındayım. ancak şunu belirtmeliyim ki insan acizliğinin gösterilmesini sevmez ve göstereni dışlar. ihtiyaçlar insanın acizliğinin kanıtıdır. ve büyük iskender der ki; insan olduğumu uyurken ve sevişirken anlamaktayım. eleştirileri saygıyla ve teşekürle karşılıyorum.
abim kimseyi kutsallaştırmadım ki :) aksine ne kadar aleni ve gerçek olduğunu yazdım. yaşım ilerlese bile bilgisizliğim bakidir benim, ona bir sözüm yok haklısın bu konuda.
yazdığım yanlış mı anlaşıldı bilmiyorum. ancak “tasavvuf ehli sevişmez” demedim. bu zaten çok saçmadır. islam’da yeri olmayan bir bakış açısıdır bilimselliğinin yanında. zaten araştırıldığında islam’da dini mertebe sahibi olmak cinsellikten uzak durmaya bağlı değildir. islam’da insan nefsiyle güzeldir.
büyük iskenderin aksine şahsen insan olduğumu en çok secdedeyken anlamaktayım :) onun saydıkları bu dünya için o kadar “gerçek” tir ki göz ardı etmek zaten saçma.
obsesif kelimesi doğru yerde doğru amaçla kullanıldı. çocuk bilmediği birşey görmedi. zaten fikri oradaydı. sürekli aynı fikirde dönüp durma’nın açıklamasıydı. veya çocuk aşağıdaki genellemedeki bu “önemli bölümün” bir parçasıydı ve o zaman diliminde de cinselliği düşünmekteydi.
“...fizyolojisi sağlam bir erkeğin günün önemli bir bölümünü cinselliği düşünerek geçirdiği...”
her genelleme gibi buda yanlıştır düşüncem.
neyse bunları ben daha fazla konuşmayayım. ayıp :) ( ilber abiyi biraz sinirlendirelim :p )
şaka bir yana bunlar anlatılması, dinlenmesi gereken konular. toplum sağlığı için önemli konular. tekrar eline sağlık hocam.
Şimdi arkadaşımız ekonomik sebeplerden ötürü evlilik kurumunun yozlaştığından bahsediyor. Acaba sadece ekonomik nedenlerden dolayı mı? yozlaşmanın temelinde yatan başka etkenler bulunuyor mu? nelerin kafeslediğini anlatmış sevgili dostumuz… bu toplumun altına konan dinamitlerden birisinin cinsellik olduğu su götürmez bir gerçek. Hal böyle iken bu yazıda bu kadar sarih ifadelerin kullanılması ne kadar doğru? maksat toplumun altına konulan bu dinamitin zararlarını biraz da olsa bertaraf etmek mi? yoksa ben bilgiliyim diyerek teşhisi koyarak, tedavi yöntemlerinden bahsetmemek mi?(yani bir nevi ego tatmini mi?) Bir olayı yorumlarken, Orman’a bakarken ağacı, ağaca bakarken orman’ı görmeniz gerek. şayet sadece orman’ı görür ağacı es geçerseniz ya da tam tersi ağacı görür orman’ı pas geçerseniz, yapmış olduğunuz analizlerin hiçbir anlamı kalmaz… Ecdat bu hususlarda çok hassa davrandığından dolayı cinsel temaslara(önü, sonu girer içersine) cima ifadesini kullanmıştır. şahsen bu yazının bu kadar açık ifadelerle yazılması ve yayımlanmasını esefle kınıyorum. daha uygun kelimeler seçilerek, çözüm önerilerinden söz açılarak bu yazı daha faideli hale getirebilirdi kanaati bende hasıl olmuştur. Bu hususta Doç. Dr. Sefa Saygılı’nın Yaşam ve Cinsellik isimli kitabının okunması gerektiğine inanıyorum ama ne zaman? herkesin evlilik adımları yapılacağı zaman, bizim meselemiz inançlarımıza ve kültürümüze uygun yaşamak olmalıdır? çürütülmüş Sigmund Freud’un büyük tezi olan psikoanaliz’in çözüm üretemeyen teşhisciliğini sarih bir şekilde ifade etmek ve ağaca bakarken orman’ı es geçmek hiçbir şey kazandırmayacaktır…
sinan burda bıdı bıdı yapıyosun,sonra bana gelince ‘hüseyin amcaya söyleyeyimde seni everelim’ demeyi biliyosun :)
neyse bu tamamen ortamın yumuşaması içindi…
ama ben burda ömer abinin,davutun,talip abinin yorumlarınıda görmek istiyorum…
hatta ayse ablada gelsin bir yemek tarifi versin ortaya yanarlı dönerli karışık birşey olsun :)
ortam sertleşmedi ki abi hiç :) evet hani? elleri görüyüm?
‘Gelecekte elinizi değdiğiniz her yerde pornografi olacak...’ der Robert Howard 1930’ların Amerikasında… Ve ekler: ‘ Batmak üzere olan bir medeniyet boğazına kadar cinselliğe batmıştır...’
Adeta günümüzü anlatan bu yorumların ışığında düşünürsek konu çok derin...İlber Bey’in ve Sinan’ın haklı olduğu yanlar var… ama üniversitede gördüğüm ve duyduğum hadiseleri hatırlıyorum da, en hafif tabiriyle millet ‘aşmış’ artık...(ki bizimki seviye açısından ‘normal’ sayılabilecek bir fakülteydi.) ve bu muhafazakar ya da liberal farketmiyor, şahsen o ortamdan çok büyük günahlara girmeden kurtulabildiysem, ve benim gibi birçok arkadaş da kurtulabildiyse ortada bizleri koruyan gizli bir güç olduğuna inanmadan edemiyorum… Dolayısıyla yapılacak şey olabildiğince temiz kalmak, niyeti iyi tutabilmek… Evlilik meselesi kanayan yara zaten ona hiç girmeyelim, ama şahsen evlenebilecek imkanı olup da bekar gezmenin bu devirdeki hükmünü dini benden daha iyi bilen birilerine havale edip susuyorum…
Yazı ve yorumlar için teşekkürler…
Dilinize sağlık. Tam bir sinirli doktor edasıyla konuyu beynimize nakşettiniz. Durumun ciddiyetini ancak böyle ciddi bir şekilde yazınca “ayıp” havasından çıkabilirdi. Bu yüzden başka bir konuda yazsaydınız “abi ne kafamıza vuruyorsun” derdim. Cuvaldızı -varsa daha büyüğünü- bize batırmanız da beni fazlasıyla memnun etti. İlk 7 paragrafı angina pectoris - kalp ağrısı - ile okudum. Fakat benim gibi zılgıt yemeye alışkın birisine bile ağır geldi diyebilirim. Zina kısmı beni çok kırdı, bu kısma cidden gerek var mıydı? Hele masum kadın ve bebek örneği cidden bir -bağışlayın- “acı pornoğrafisi” olmadı mı? “Batılı tasvir batıldır”. Değil midir?
“(Ey Resûlüm), Mümin erkeklere söyle, gözlerini haramdan beri alsınlar ve ırzlarını zinadan korusunlar. Bu kendileri için daha temizdir. Muhakkak ki Allah, onların bütün yaptıklarından haberdardır. Mü’min kadınlara da söyle, gözlerini haramdan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, ziynetlerini (süslerinin takılı olduğu boğaz, gerdan, baş, kol, bacak ve kol gibi yerlerini) göstermesinler. Ancak bunlardan görülmesi zaruri olan (yüz, el ve ayaklar) müstesnadır. Baş örtülerini yakalarının üstüne koysunlar…”
(Nur Suresi : 30)
Bu tarz yazıların,bilgilendirmelerin günümüz gençleri için çok gerekli olduğunu bir şekilde hepimiz biliyoruz..
İçlerinde bulundukları manevi boşluk,islami bilgisizlik gençleri(sadece gençleri mi) zinaya o kadar rahat sürüklüyor ki,üzülerek görüyoruz.
Bırakın islamdan bi haber olanları, üniversite kazanıp ailesinden uzak diyarlara okumaya giden kız-erkek gençlerimiz bile yaptıklarına islami bir kılıf uydurup mut’a nikahıyla nefislerini tatmine gittiklerini hepimiz biliyoruzdur herhalde..
Ama yine de bu yazının yazılması gereken yer BENCE burası değildi. Zira bu yazıyı okuyan,yorum yapan,bu sitede yazar olan arkadaşlarımız çok şükür ki günah/sevap, haram/helal gibi kavramların farkında olup,hayatlarında yaşayan insanlar.
Bu sebebledir ki bırakın zinanın/masturbasyonun (ki bazı alimler eğer nefsini tutamayıp zinaya yaklayacak kadar kötüysen bu fiile izin vermişlerdir. lakin bununla birlikte zararlarının hem bedeni hem manevi boyutlarının büyük yaralar açtığınıda belirtmişlerdir.) haram olduğunu bilmeyi yaptıklarını fiil den sonra GUSÜL alması gerektiğini bilmeyen fertler yetişiyor toplumumuzda!
Bu da gösteriyor ki,islami yozlaşmanın son safhada olduğu günümüzde bu bilgilerin fırsat bulunan heryer ve mekanda gençlere öğretilmesini oldukça elzemdir.
*****
Bediüzzaman, İşârât-ül İ’caz adlı eserinde, nefis bir duygusal yorum yapıyor:‘İnsanoğlunun en fazla ihtiyacını tatmin eden, kalbine mukabil bir kalbin mevcut olmasıdır ki, her iki taraf sevgilerini, aşklarını, şevklerini mübadele etsinler ve lezzetlerde birbirine ortak, gam ve kederli şeylerde de yekdiğerine muavin ve yardımcı olsunlar. Evet, bir işte hayrete düşen veya bir şeye dalarak tefekkür eden adam, velev zihnen olsun, ister ki; birisi gelsin, kendisiyle o hayreti, o tefekkürü paylaşsın. Kalblerin en latifi, en şefiki, kısm-ı sani ile tabir edilen kadın kalbidir.’
Her bir hücrenin mikrokozmik seviyede, elektronlarına kadar, en ince bir plan dahilinde her türlü ihtiyacını mükemmelen karşılayan Vücut Sarayının Sahibi insanoğlunun bütün ihtiyaçlarını da belli nizamlara bağlı kılarak karşılamıştır. Dinimizin bize kazandırdığı iki temel ölçü olan helâl ve haram kıstaslarına göre kurulan bu nizam, insanın her bakımdan huzurlu olmasının şartlarını sunmaktadır.Madem insanlarda cinsî ihtiyaçlar, arzular yaratılmıştır. Kadın erkeğe, erkek de kadına eğilimli kılınmıştır. O halde aile hayatı ortamında bu duyguların meşru bir şekilde karşılanması, sağlıklı ve vazgeçilmez bir husustur.Dinimizde evliliğe büyük önem verilmiş, cinsel hayatı düzenleyen emir ve yasakların büyük çoğunluğu da bu temel ölçüye göre belirlenmiştir.
Zinanın, homoseksüelliğin, evlilik içinde cinsel hayattan çekilmenin, kısırlaşmanın, şehvetle bakmanın vs… yasaklanması, cinsî duyguların meşru yoldan, evlilik hayatı içerisinde tatminine dönük prensiplerden bazılarıdır.Helâl ölçülerdeki cinsel yakınlaşma ibadet sınırları içerisinde değerlendiriliyor. Zira cinsel ihtiyaçlar kulluk bilinci içerisinde, emredilen prensipler doğrultusunda karşılanması huzur ve mutluluğun en önemli şartlarından biridir..
Eşlerin birbirlerinin ellerini tutmalarında bile bir sevap hanelerine sevaplar yazan güzel bir muhabbet dini olan islamiyetin aile içi cinsel hayatla ilgili,gerek Kur’an-ı Kerim’de ki ayetleri,gerek biricik önderimiz Efendimiz(sav)’in hadis-i şeriflerini okuduğumuz ve okutuğumuz ve bunları yaşantılıramıza geçirdiğimiz taktirde yazıda bahsi geçen hiç birşeye muhatap kalmayız.
**Cinsel İlişkide Müstehab Olanlar · Eûzü-Besmele’yle başlamalıdır. · Niyet zinâdan korunmak ve hayırlı evlat yetiştirmek olmalıdır. · Başlamadan önce, kadınla kâfi miktâr oynaşmak ve kadında kuvvetli bir arzu belirdikten sonra başlamak gerekir. · Acele etmemeli, kadının da tatmin olması beklenilmeli · İlişki bitince hemen çekilmemeli, biraz daha birlikte kalmalıdır.**
öncelikle ilber kardeşime teşekkür etmek istiyorum böyle bi konuya değindiği için..
çevremde ,arkadaşlarımda, gözlemlediğim cinsel isteklerine ket vurulan insanların karşı cinse olan sevgilerinin bittiği hatta ilişkilerin de ayrılıkla sonuçlandığı olmuştur. bu nasıl bı zamandır ki insanların sevgileri de artık cinsellik üzerine kuruludur.. bence bu konuya da bıraz değinmek gerek..
Papatya sultan sen de vur deyince öldürmüş müsün ne :) Muihihi
Sölecek söz bulamiyorum sayın ilber.. Bugune kadar düşünce yanlızliğinin içinde kaybolmuş biriyim ama hic pes etmedim. Yazdiklarinizda kendimi buldum. hatta gözlerim doldu. Numune gibi olmuş gerceği gören insanlar halen var bu umut verici gercekten.
bence yazı baştan sona hiçbir abartı taşımıyor… tam aksine bu ülkede muhafazakar yaşamak isteyipte yaşamayamadığı sınırbencelarını birebir anlatmış... bence sinan bey yaşadığı toplumun hangi tabaksında yaşadığına baksın… belki bu sebeple abartılı buluyodur.. herkese universte mezunu değil hatta büyük bölümü değil bu ülkede… o yüzden islami ennetellektüelliği bırakıp reel olarak toplumun özellkilede bizim toplumumuzun ve yine özellklede muhafazakar yaşamak isteyen ve çevresine ayak uydurmakta zorluk çeken bizim gibi çekirdek toplumlara baksın… tepede gözükenlere değil…
yaşadığım tabaka nasıl belli oluyor onu anlamadım.
muhafazakar yaşamak istemek ne demek ki?
insan nasıl isterse öyle yaşamaz mı?
bir yanlış anlaşılma var burada.
Yorum Yapın!Yazamak'ta sizinde sesiniz çıksın
Son Yorumlar
- Çilekli Süt - İkinci karikatüre gülmekten öldüm :D
- ceren - ben ceren işgören baba ocağı ve son ağa dizisine bayılıyommmm.tabi en çok baba ocağına.dizide murat sedaya değilde cemileye aşık olsun çünkü murat bi köy çocuğu ona en iyi cemile bakar.murat ve güvene o şehirli kızları yaramaz...ikiside…
- mehmet - Adam diziyi anlatmiş bunlar selimin tipi ile ilgileniyor... izlese bile ne anlayacaktir ki bu zihniyet....Arkadaşim saçma dizilerin sonuçu şu son mesajlardaki yakişilkli erkekten başka bişe düşenemeyen vizyon sahibi olmayan neden yaşadiğini…
- mürşide - gerçekten şimdide öyle cıvıl cıvıl çarşısı her saat açık bende gittim çok büyüleyücü bir yer
- DAMLA - çok güzel bir dizi çok seviyorum hiç kaçırmıyorum .selim güngören'i çokkkkkkkkkkkk seviyorum ve çok yakışıklı aslında ceren hindistanda çok güzel bence çok güzel bir ekip yani tek kelimeyle süper...
- pınar açı - bu spor salonunda ayrı ayrı spor yapmak zorunlu değilki. isterseniz yukarıda erkek kadın karışık spor yapabilirsiniz. rahatsız olan bayanlar varsa ayrı kısıma geçiyor. bence hedef kitle olayı falan yok olmamalıda. gayet modern bi yer.…
- abizittin - baba ocagi cok güzel gücen coooook yakisik li
- merve - hiş elamısın nesin ben muratla cemileyi yakıştırıom oldumu hem cemile da güzel
- alper - arkadaşlar muhteşem bir oyun size bir oyun önerim metin2 knıght gibi oynanıo lwl atlatıkca işimiz biraz zorlaşır
- Kerem - Çok güzel bir oyun ama marangozdaki bulmacayı çözemiyorum yardım edin lütfeyn
