Bu sabah, daha doğrusu bu öğlen uyandığımda dışarıda yağmurdan arta kalan bir serinlik, bir letafet sezdim. İnsanların öğle yemeği yedikleri saatte yeni kahvaltı etmiş olmanın hafif utancıyla gazetenin orasından burasından bir şeyler okuyarak giyindim. Boş DVD almak için İçerenköy Carrefour'a gidecektim. Sokaklarda hafta içi günlerinin sükuneti vardı. Atacan'ın önünden okul gezisi için servislere doluşan ilkokul çocuklarının, cıvıltı diyemeyeceğim, bağırışları arasında geçtim, nesl-i hazır işte canım ne olacak... Caddenin karşısındaki marketten şeftalili ice-tea alarak, bahar dönemlerinde okula gidiyormuş gibi yaptım, öyle ya Uygurca dersi salı günü saat ikide olurdu, hem de zamanın başlangıcından beri... Geçen sene 13.15'e alınmıştı galiba, hatta hoca adamakıllı bozulmuştu bu işe. Neyse 13.15'te ya da değil, Uygurca son derece zor bir dersti ve artık benim meselem değil, başkası düşünsün... Hatta vazgeçtim, ben bugün okulu kırıyormuş gibi yapıp Carrefour'a boş DVD almaya gideceğim.
Gittim de. Marketin içinde ve dışında iki ayrı tartışmaya şahit oldum, biri bir taksiciye yaşlı bir çift arasında, diğeri de yaşlı bir kadını oturduğu yerden kaldırmaya çalışan -tuhaf görünümlü bir adamla kadının ailesi arasındaydı. Bildik Türkiye manzaraları gibi son derece ham bir hüküm vererek '-5' kasalarından birinde sıraya geçtim.
Aldığım DVD'lerin üzerinde bir genç kız resmi var, çekik gözlü ama Asyalı değil, uzun siyah saçlı bir kız, kalburüstü elektronik firmalarının reklamlarında rastlanacak cinsten. Onun bu yayılmacı mevcudiyeti Dvd'nin üzerinde kalemle yazılacak pek bir yer bırakmamış. El yazısı ince olan benim gibi biri için çözülmeyecek sorun değil. Aklımda Yeni Şafak gazetesinin 18 Mart hediyesi olarak verdiği Son Kale Çanakkale belgeseli olduğu halde döndüm. Aslında o belgeseli düşünmüyordum. Bu güzide gazetemiz belgeselle birlikte ne veriyor biliyor musunuz? ' İngilizce-Türkçe Sözlük ve Gramer Kitabı'... The Guardian'ın Waterloo Savaşı'nın yıldönümünde Fransızca sözlük vermesi gibi bir şey. Tamam, 'İngilizce Şart' ama böyle bir güne bulaştırmasaydınız bari 'Büyük Britanya' bayrağını...
İşte böyle... Bazen soruyorlar, ne yapıyorsun diye... Uzaktan bakanlar için 'Koşturuyoruz' kelimesi yeterli, ama ne bilsin millet evde Mount & Blade'in sıkıntıdan patlatacak hale gelene kadar oynandığını, çayda mükemmele ulaşmak için türlü deneyler yapıldığını, onlarca tür ve ebatta bisküvi-çikolata tüketildiğini, en kralından fikir kitaplarının bir günde devrildiğini, bol miktarda uyunduğunu, Beşiktaş forumlarında sulu gözlü, nostaljik muhabbetlere dalıp keyifli vakitler geçirildiğini ve bir gün bile çalışmadan emekliliğini ilan etmiş bir zihniyetle planların ve hayallerin ötelendiğini...Arada bir açıp 'MSN'de bürokrasiden şikayet et, yeter...Bir de 'Meşgul'e al ki, herkes meşgul sansın seni...
Yılın en çok Travis dinlenesi zaman dilimlerinden birinde, içinde duyguya yer olmayan sözümona 'ciddi' şeylerden bahsedecek değildim ya, beni affediniz. Yalnız haftaya, elinde kağıtlar sağa sola koşuşturan sıkıntılı, kirli sakallı bir görürseniz, Allah'ın selamını esirgemeyiniz!
Yapılan Yorumlar
hayırlısı olsun bee
:)) Ömer… Ya ne diyeceğimi şaşırıyorum inan sana. Kendinle ilgili eleştirileri o kadar güzel yapıyorsun ki… Üstelik eleştirinin içine olması gerek çözümü de sanki şıklayıp koyuyorsun. Ama kendinde biliyorsun ki bu emeklilik süreci seninde beklediğin huzur süreciydi. Nasıl olsa diğer süreç gelecek ve anı yaşa sen. Çayın kıvamını bisküviyi banarak tatlandır ;)
Yazını okurken hele şükür bir ses geldi dedim senden ;)
eheh sana emeklilik yaradı ömer :)
Yorum Yapın!Yazamak'ta sizinde sesiniz çıksın
Son Yorumlar
- Erdal Erdoğdu - isimsizim güzelim, bu sitede bir görev dağılımı varda ben mi bilmiyorum yoksa sen benden daha iyi mi biliyosun.. :) bide böyle kek yapımı görmediysen emin ol , bu hayatta daha çok görmediğin şeyler vardır... :P
- Sinan Ata - yüksek ihtimalle akrabayız len talha :)
- Erdal Erdoğdu - abicim yeter ki birlikte görecek günümüz olsun, yapar yeriz sorun değil, hatta yapmak için hazırlarız pişirmeden sadece hamurunu yeriz birlikte , laf aramızda bende çok severim :) zaten yukarda araya bi yerede yazdım , tabağı sıyırdım…
- Mahmut Kurtoğlu - Saat sabahın 06:03'ü namazdan sonra şöyle bir "yazamak" a bir bakayım dedim.Allah Allah ... dur yahu bir dakika bir karışıklı olmalı..:) Yani anasayfada bir "kek" resmi ve hazırlanışı var.Fakat ustası bir erkek.Erkek olmasını bırak…
- isimsiz - hayatımda hiç böyle kek yapımıda görmedim. hamur mayalar gibi unu havuz yapmak filan:) hem neden artık bu sitede HERKES KENDİ İŞİNİ YAPMIYOR Kİ
- Talha Turhal - Müzik güzel, akraba çıktık uzaktan zanten dava kardeşiyiz o ayrı. Teyzemin eşi yani eniştemde Kabartey. Kayseri Pınarbaşı :D
- kalderavolkan - Ben de baba tarafından türkmenim. Babam askere gitmeden önce atalarını, köklerini araştırma ihtiyacı duymuş ( neden acaba hiç sormamıştım bu güne kadar bu akşam bi sorayım :) Müzik gerçekten çok hoş... Birde o güzelim kıyafetler…
- Erdal Erdoğdu - abi beni yanlış anladın yav, olmuyosa olmuyor derken, şimdik güreş milli takımına bak, hepsi neredeyse son 10 yılda dünya - avrupa her yerde ilk üçe girmiş adamlar. Halter milli takımı halen dünya rekorlarını elinde bulundura bay ve…
- Sinan Ata - estağfurullah. can sağlığı :)
- aysegul_bln - aslında mail atcaktm atmasına da gelecek planlarımın rehavetine kapıldım.ögrenim sureci baslayınca internetle pek ilgim olmuyo.seyrek internete girceksem böle bi şeye kalkışmamalıyım diye dusundum.en sacma isini bile en mukemmel sekilde…
