Mustafa Yüceer - http://www.yazamak.com/yazar/mustafayuceer http://www.yazamak.com/rss/mustafayuceer Mustafa Yüceer'ın Yazamak Ögeleri tr-TR Mustafa Yüceer - mustafayuceer1 at hotmail dot com Copyright 2009 toprak... http://www.yazamak.com/yazi/318/toprak http://www.yazamak.com/yazi/318/toprak dinleN-EY-de-N:

...

muradımızın atı yollara düştü 

kerbelaya!

kalbimiz hırs ile başladı atmaya

kerbelada!

 

bre açılın şah-ı aşk gelir

aşka gelir şahın yolu

zuleymanın akıl kuşu

toprak kadar öksüzdür 

falanca tarihin filanca köşesinde

kerbelanın 

gülü

husey-nican-ı

elinde mızrağı:nun ve kalem

hokka:atın terkisinde

vardılar yolun gülüne:

kerbelada!

her günün hesabı

kitabı aşkta yazıla yazıla 

aşura sihrini anlattılar 

muharremin şiirinde

muharremi dininde

ebced mukavvasında...

 

bre açılın şah gelir

elinde mızrak: ra ve ze

ravzasında zamanın

kerbelanın!

gülü:

huseynicanın dizinin dibi

kan vekaletiyle

indi sahraya, cibril karşısına...

toprak kilden 

toprak kandan

toprak kimden

toprak ki,

zeval vakti indi

kerbelanın güneşi

huseynin canına

...

tembel, çiçeksiz ekilen toprak:aşkın müstafi hali "den"den gibi...

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

ateş... http://www.yazamak.com/yazi/313/ates http://www.yazamak.com/yazi/313/ates erbabına...

kara döşek kum seli

kar ad kimsesizler kimsesi,

...

botanik ilminin karşısında

yok sesi ve uçurumdan atlayan dil

tarumar lalelerin içinde bombaları kucaklayıp

sis şehrine giren kimdir bu seher tufanında,

belli ki ak şems ve kara fatih, calut soruyor...

 

yusufiye kışlasında kapanmaz kapılar

yakubiyye durağında dul bıraktı çağını

kanadı kırık zuleyma ile öpüşüp tarih,

içine bünyamin akıttı kuyunun: rahvan kesiklerle...

babalık kilisesinde papaz olmuştu erguvanlar

zılgıt çeke çeke zuleyma ensesinde

şu mezopotomya denen merdivenlerde

ven har durağının ötelerine giderek,

har var dudağın ötesinde: boğaz kenarlarında

yanıyor meşrık yusufiye meclisinde calut nefsinde...

 

bezik vakti kalktı sahur yolcuları

ellerinde atom çağının silahları

vuruyorlardı bacak aralarından çağları

aşka hamur kazanı kurup 

meşke çamur kepçesi salladılar durdular

sahur vaktine kadar 

zuleymanın aklını aldılar, aklandılar...

...

 

Mustafa Yüceer

Gaiplerden keçi kaçırdı: Adı Meryem oğlu YemYer

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

KAHLE FANZİN 3.SAYI http://www.yazamak.com/resim/302/kahle-fanzin-3sayi http://www.yazamak.com/resim/302/kahle-fanzin-3sayi ]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

Su... http://www.yazamak.com/yazi/301/su http://www.yazamak.com/yazi/301/su ervahına...

ak sancak indi 

ak sancak birdi

...

mezopotomya kandilleri, mahyaları, kızları...

dar hane içinde darhane güllleri

bileşkesini kurarak kuantum çağının

içine şurup dökmesiydi züleymanın derdi

başında yaşmak, başında yaşamak, başında yaşa

mahmur günün ardına saklayıp heveslerini

bacakları titreye titreye kan mendil arayıp geçtiler

önden giden atlılar önde kaldı belki de ki züleyma

kanlı mendili yıkayacaktı, ne ile?

ağlamak hiç yoktu şehrin kızlarında

ağlatmak yoktu hiç

kuytularda hırsızların elleri, kesilmiyor çağın kuantumunda...

mushaf-ı şerif müslümanların dilinde sakız

dinin sahibi uzak kaldı müslümanlara...

incil-i şerifin sahibi kan için mi vardı

tevratın gülleri kırmızı şerbetlerin içinde...

toprak ram olmuş az kaldı anın kalbine

bir ok atımı kadar yakındır vahşi gönüller

hamza çağın şehidi, isa göğün bekçisi, kabe mushafa emanet...

vakit tan vakti

ak sancak indi...

ak sancak birdi..

darhane içinde harlandı gönül, bir yalın ayak sızıntısında...

 

Mustafa Yüceer

Ramazan şehrinde dış kapı sahnesi...

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

GÜZ GELMEDEN SAKLI KALAN TÜRKÜLERİ YAKAN KIR ÇİÇEKLERİNE http://www.yazamak.com/yazi/247/guz-gelmeden-sakli-kalan-turkuleri-yakan-kir-ciceklerine http://www.yazamak.com/yazi/247/guz-gelmeden-sakli-kalan-turkuleri-yakan-kir-ciceklerine Dağ rüzgarı ve lor peyniri
Gibi doluysa kır çiçekleriyle
Sesler türkülere dönecektir
Üzünçse ışıklı bir sevince
                Ahmet Telli

Türkülerin üzüntüsünü bir dem aklından çıkarmayan şair, şiirinin her deminde hissettirir okuruna. Türküler bir kültürün parçalarını bütünleyen başka bir kültürdür. Aklın his ile meşveret kurmasının ardından güz yangınlarında teğellenilen türküler nakış nakış dokunur aşıkların gönül iklimine. Bu dokunuş sahnesini dramatize etmek ise şairin ayak oyunlarını oluşturur. Üzüntü ve sevinç kuytularında saklı iki insan; aşık ve maşuk! Kıl heybenin içinde kamburdan lor peynirleri ve kır çiçekleri! İyi ve kötü! Sadakat ve ihanetin seslere yansıması ve güz gelmeden tutuşan yangın türküleri… ved-tûr-Tûra yemin olsun…
Dudaklarda özlem türküleri çağlıyorsa çavlanlar gibi, aşık girer umudun menziline ve hüznü gerilerde bırakmak adına, güz yangınlarının menevişine dalar gider. Hoyratça dokunulan dudaklar, özlemlerin müzeliğinde usulca gönül yaşlarını öperken, türkülerin hafif hafif esintilerini gözlerden geçirir mapus güvercinleri… ve kitabin mestûr-satır satır yazılmıştır o kitaba da yeminler olsun…
Türküler paylaşılıyorsa ve dağ rüzgarları kabul ediliyorsa ölümsüz aşkların gölgesizliğinde, sevinç çiçeklerini, sevginin bir dem aklından çıkartmayan türkü üzüntülerini ve bütün bir yaşamın parçalanmış gözbebeklerini rakkın menşura -üzerine yazı yazılabilen ince her türlü deriye neşredilmiş- koçaklamak zorundadır yaşamın güzelliğinin sırları… vel beytil mâmûr-imar edilmiş eve, insanın kalbine, kabesine yeminler olsun…
Heybeye saklı kır çiçekleri bir yangının küllerini çağrıştırır aşığın çıkmaz sokağında. Güzün tutuşurken uzak özlemlerin külleri yüreğe ham kokularını, çiğ tanelerini düşürür. Beklenilmeye layık bir zamanın herhangi bir dakikasında beklenilmeyen bir yangının orta yerinde kalmak, aşık olmaktır doğumsuz ölümlerin sahtiyanında... vessakfil merfû- arşa,yüksek tavana, semaya da ayrıca yemin olsun…
Doğanın yelesinden tutmak bir bakıma hayata üçüncü gözün üstünden bakmaktır. Yangınlar başlamadan, doğanın yelesinden tutabilmek büyükçe bir gayret sayesindedir ki seher yeli ayırmadan, sabah olmadan, gül bahçesine dolular yağmadan gösterisini sunmaz insanlığa ve sevdanın hevenginde tutulmadan konuşmaz olur lisan-hal. Bu yol uzundur ve gidişi yoktur. Gelişine kurbanlar adar sevda türküleri. Yetmez mi sözünü söylemek incelikten geçer ama yeter sözünü söyletecek kabalığı bulduramaz türkü bakışlı doğanın muktedirleri. Vel bahril mescur –alevlendirilmiş, kızgınlaştırılmış denize de yeminler olsun ki türkülerin türküsünü okumaya güz yangınlarının tutuşmasından evvel başlamak gerekir. Mescur denizde aşığın döşeğidir. Uyanacağı güne kurbanların yeminleri dolsun…
Şair Ahmet Telli’nin “güz gelmeden” ismini verdiği şiir de yangınların orta yerinde türkülerin sevdalandığı gönüllerin hüznü işlenir kır çiçeklerinin göğüs kafesine. Bu aynı zamanda şairin hüznünün işlenişidir. Ve bu yüzden şair her daim yangınlar içinde hüzün pınarlarını sonuna kadar açar ki kılcal damarlarının içinden akan aşk suyu her daim sıcaklığını korusun. Aşıklık sıfatına layık olmak adına ömrünü saklı bırakır yangınların kuytu köşelerinde. Bekleyiş sahnesinden bekleten sahnesine doğru gitmenin korkusu varsa yüreğinde, bilir ki gökler ve yer ve arka dünya onundur. Aşk şaire bir başka baharın bir başka yazını, bir başka yazında bir başka baharını yaşatır ki türküye sevdalı, türküleri sevdalayanları karanlıklar ülkesinin kapısında idama mahkum eder. Şair gecelerin türküsünü yazandır, yakandır. Şairin yaktığı türküleri okumak ise bir Tûr ile Rakka menşûr eylenmiş, gizlenmiştir. Güz gelmeye başlarken giden yazın türküsünü yangınlardan duyar...

"ra çığır açsın,
ra çağırsın
nun kapısında
vav köprüsünü
şimalde bir haz
bir muştu
ra çağırsın
suremizi
sevgimizi
uhudu
ra çığır açsın"

              mstycr

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

BESMELE KARGAŞALIĞI http://www.yazamak.com/yazi/244/besmele-kargasaligi http://www.yazamak.com/yazi/244/besmele-kargasaligi
Bir pervanedir gönlüm pir konuşsan ne fayda
Pir gönüldedir gönül yarda yar pervanede...
mstycr
]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35