Erdal Erdoğdu - http://www.yazamak.com/yazar/erdalerdogdu http://www.yazamak.com/rss/erdalerdogdu Erdal Erdoğdu'ın Yazamak Ögeleri tr-TR Erdal Erdoğdu - erdalerdogdu at erdalerdogdu dot com Copyright 2008 nereye gidiyoruz??? http://www.yazamak.com/yazi/279/nereye-gidiyoruz http://www.yazamak.com/yazi/279/nereye-gidiyoruz son yazdığım yazıya baktım, orda konularda ki dinsellik boyutunun arttığını vurgulamak istemiştim.. Ama bu konuda sadece sinan ata yorum beyan etmiş. Eyvallah zaten yazının altına : ) :)) -.-   vb yorumlar gelcektiyse gelmemesi daha iyi olmuş. Yorumları zaten geçtik kanımca... Benim : ) : )) -.- bu tarz yorumlar benimkilerden güzeldir hani kelime yok ya o bakımdan. Şimdi siteyi ve yazıları baya bi inceledim uzun olan yazılarda yada dili ağır oaln yazılarda pek fazla yorum yoğunlaşması gözükmüyor. Ben zaten genel olarak yazmayı bıraktım buraya, ilber abi , ömer abi , coskun erdogan, hacı bekir,davut doğan gibi abilerimizin bir an önce kendilerine özgü güncel ve edebi konularla aramıza dönmelerini dört gözle bekliyorum. Bu arada en aktif olarak mahmut abi var ama o da bu şekil gidilmeye devam ederse kaybedilecek gibi.. Kanımca abiler copy paste yapmadıkları, kendi kelimeleriyle konustukları için yazı hazırlamaları uzun vakit alıyor, yolladıkları yazılarda bekledikleri tepkileri almayınca ister istemez bir soğukluk oluyor gibi. Eeeee beyler bayanlar bu yazıyı benim yazmadığımı farzedin ve güzel bir beyin fırtınası yapalım burda... Ben eminim ki sinanın bu siteyi açarken ki planları bunlar değildi, bu planlar neydi, şimdi ne olduk ve nereye gidiyoruz. Kendi kendimize bir münakaşa yapsak, siteyi bu halinden kurtarıp, sanki online bir dergi haline dönüstürülebilirlik üzerine kafa patlatsak. Bu arada yazamak.com'un daimi misafirleride bize bu konuda yardımcı olsalar.Ben eminim ki bundan çok ama çok daya iyi oluruz.... ]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

pamuk el sanatları atölyesi http://www.yazamak.com/yazi/266/pamuk-el-sanatlari-atolyesi http://www.yazamak.com/yazi/266/pamuk-el-sanatlari-atolyesi pamuk el sanatları atölyesi

 

Dün akşam bir ablamız, blogumda onun yaptığı el emeği göz nuru kendi yaptığı işleri satmak istediğini ve bu konuda onun bir tanıtımını yapmamı istedi. Bende ona tamam benim bunu yapabileceğimi ama kesinlikle yeterli olmayacağını ve bence kendisinin bir blog açması ve oradan kendi tanıtımını yapması gerektiğini söyledim ve bu sayede blogosfere bir transfer daha yaptım.
Benim fikir babalığım ve sevgili NnEvV’in  yardımlarıyla pamukelsanatları.blogspot er meydanına çıktı.
Bence blogosfer için iyi bir kazanım. Pamuk hanım dün gece benim laf ebeliğime dayanayıp, erken bir kaçış yaptı blogun bitmesiyle ama sabah erken kalkıp,benden acısını çıkartırcasına ilk yarım günde 23 paylaşım yapmış blogunda. Çok başarılı bir post sayısı. Bu başarının devamını bekleriz.
Şimdi Pamuk Hanım burada ne mi yapacak?
Pamuk Hanım burada, yıllardır yapmayı öğrendiği ve bir şekilde uğraşarak ortaya çıkardığı ahşap boyama, biçki - nakış , incik - boncuk işlerini vb sizlerin huzuruna sunacak. Bunların yapımlarını ustalık sırlarını vermeden anlatarak ilgili olan insanların meraklarını gidermeye çalışacak ve son olarakta yaptığı bu el emeği göz nuru işleri belirli bir ücret karşılığında satışa sunacak. Umarım ki beklentilerini karşılar.


Pamuk el sanatları ‘na gitmek için lütfen tıklayınız.

 
BAŞARILAR VE BOL KAZANÇLAR DİLERİM

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

yine yeşillendi yazamak sayfaları... http://www.yazamak.com/yazi/261/yine-yesillendi-yazamak-sayfalari http://www.yazamak.com/yazi/261/yine-yesillendi-yazamak-sayfalari yine yeşillendi yazamak sayfaları,

zaten hep yeşildi yazamak sayfaları... :)

Arkadaşlar son gelen postlara baktığımda çok güzel yazılar eklendiğini ama yazıların boyut ve konu farklılığı olmadığını görüyorum.

Acep yazılarda ki konu ve içerikleri çeşitlendirsek ve bu düzlemde çalışsak nasıl olur acep ?

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

gönül köprüsü projesi http://www.yazamak.com/yazi/250/gonul-koprusu-projesi http://www.yazamak.com/yazi/250/gonul-koprusu-projesi Televizyon seyrederken bazı reklamlar ile  karşılaşıyorsunuz, turkcell bazlı bu reklamlarda ki bazı replikler şu şekilde;

- Ben hiç deniz görmemiştim oysa ne kadar büyükmüş.
- Ben hiç tarla görmemiştim aynı deniz gibiymiş.
- Ben hiç inek sağmamıştım meğer ne kadar zevkliymiş.
- Benim başka şehirden hiç arkadaşım olmamıştı oysa ne güzel bir duyguymuş.

İşte bu replikler gönül köprüsü projesinde ki çocuklara ait sözler. Bu proje kapsamında ülkemizin çeşitli bölgelerinden orta 2- 3. ve lise 1- 2. sınıflarından çeşitli özelliklerde 100 bin öğrenci seçilmiş. Bu özelliklerin en başında başarılı olmak ve hiç şehir dışına  çıkmamak var. Doğu bölgelerimize baktığımızda üniversite için şehir dışına çıkmak  ya da bir daha dönmemek üzere göç etmek haricinde birçok erkek çocuğu bile sadece vatani görevleri için köylerinin dışına çıktığı düşünülürse zaten oranın büyüklüğünü anlayabilirsiniz.  Bu projede 50 bin öğrenci doğudan batıya, 50 bin öğrencide batıdan doğuya götürülmüş. Yol masraflarının tamamı turkcell tarafından karşılanırken, şehirlerde ki tüm masraflar ise başta milli eğitim müdürlükleri olmak üzere mülki idare tarafından karşılanmış. Ve bu sayede resimlerde görülen,şiirlerde okunulan,taşı toprağı altın diye anlatılan birçok yer asıl sahipleri tarafından bu ülkenin geleceği olan bu ülkenin evlatları tarafından gezilmiş,görülmüş oldu.

Bu projenin önemi o kadar büyük ki acaba anlatmaya kelimelerim yeter mi bilemem. Neden mi? Yıllarca bu ülkeyi ikiye bölmüşler Ankara’dan doğusu ve Ankara’dan batısı diye. Öyle ki son 25 yılda Siirt ilimize cumhurbaşkanı gitmemiş. Ama biz onlara sizlerde bu ülkenin evlatlarısınız, sizinde batıdakilerden bir farkınız yok diye masallar anlatmışız. Diyarbakır, Van, Bitlis ve diğerleri… Onlara Çanakkale de 250 bin şehit verdik demişiz ama onlar sadece orayı resimlerde görebilmiş, Van a doğunun Paris’i demişiz ama batılılar Van’ı gölünde ki canavarıyla bilmiş.

Neyse Cumhuriyetin 85. yılında da olsa, bu kadar geç kalınmışta olsa, bu proje bu haliyle yeterli olmayacak bile olsa en azından doğu batı kaynaşması, tarihimizin, doğal güzelliklerimizin ve kültürel özelliklerimizin kitaplardan kurtulması açısından, dünya tarihinin en köklü doğal mozaiğine sahip ülkemizin bütünlüğü ve beraberliği sağlaması, yeniden muasır medeniyetler seviyesi ulaşabilmesi için   özünde küçük ama manevi anlamda büyük bir proje bu.

Bugün televizyon izlerken tv8 de proje baş danışmanının katıldığı bir programa denk geldim. İşte doğudan gelen evlatlarımızın İstanbul, Antalya, Çanakkale için yazdıkları, buralarda ki yeni tanıştıkları arkadaşları, aileleri ve gördükleri yerleri yazdıkları mektupları okuyordu bu beyefendi. İnanın gözlerim doldu, düşünün ki 5gün süren bir sefer sonrasında Diyarbakırlı bir çocuk İstanbul’da  tanıştığı insanlar için artık benim 2 annem 2 babam var diyebiliyordu yada Van’dan gelen biri Van’dan ayrılırken ağlamadım ama İstanbul2dan ayrılırken ağlıyorum diyebiliyordu. Bu da bence projenin hedef kitle üzerinde ki etkisini kısaca çok güzel açıklıyor.

Bu konuyla ilgili kısa bir benzer hikaye anlatayım, İşte Japonya’nın tarih boyunca başından geçen olaylar bellidir, atom bombaları Japon neslini mahvetmiştir. Ama şimdi Japonlar dünyayı sallar duruma gelmişlerdir. Bundan 1- 2 yıl önce izlediğim bir programda Japon başbakanı aynen şöyle diyordu, ‘biz çocuklarımızı alıp Hiroşima ve Nagazaki’ye götürüyoruz ve onlara atalarının yaptığı hatalar sonucu bu hale geldiklerini ve kendilerinin bu hataları yapmamalarını söylüyoruz’ ve sonuçta Japonya şuan dünya devleri arasında.

İşte bizim de yapmamız gereken Malazgirt savaşının yapıldığı Malazgirt’i batılıya , Çanakkale savaşının yapıldığı Çanakkale’yi bu ülkede ki herkese göstermek ve bu vesilede atmasyon ve hikayeden ibaret olmayan şanlı tarihimizi neslimize aktarmak olmalı.
Tabi bununla birlikte son yıllarda doğuya yapılan devlet desteği ve yardımlarının artması da çok önemli. Batı da ki fabrikaların,hastanelerin,okulların,üniversitelerin artık doğu illerinde de benzerlerinin olması demek ülkemizin terör belasından kurtulması için çok ama çok büyük bir adım olacaktır.

Neyse ben cümlelerimi bu projenin devamını ve en yakında benzer projelerin de ortaya çıkmasını dileyerek son veriyorum.

Saygı ve Selamlarımla

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

Hem tatil hem sağlık mekanları ; kaplıcalar http://www.yazamak.com/yazi/240/hem-tatil-hem-saglik-mekanlari-kaplicalar http://www.yazamak.com/yazi/240/hem-tatil-hem-saglik-mekanlari-kaplicalar

Şifalı sular yurdumuz  her köşesinde rahatça bulabileceğimiz değerler.Ülkemiz bu yeraltı kaynakları bakımından çok zengin aynı ölçüde de tehlike altında sanırsam.Çünkü bu kaplıca yani sıcak su kaynakları genellikle fay hattı bölgelerinden çıkan şeyler.Her neyse bizimde Uzun yıllardır ailecenek yılda en az iki kere olmak üzere yaptığımız kaplıca seyahatlerimiz mevcut.
İlki 1995 yılında Kütahya -ılıca kaplıcaları ziyareti ile başladı. Harlek otel olması lazım, o zaman çok güzel bir tesise sahipti bu otel.4yıldızlı bir otel,havuzları,doğal güzelliğiyle gerçekten çocukluğumdan beri unutamadığım bir yer.
Daha sonra ki sene Yalova ili Armutlu kaplıcaları, o zaman daha ihlas armutlu tesisleri yapılmamıştı ve bizlerde belediyenin imkanı hali hazırda kısıtlı olmaya devam eden tesislerinde kalmıştık. Bu tesisler halen çalışır durumda fiyatlarının pek pahalı olduğunu sanmıyorum, bu tesislerin hemen yanında 4yıldızlı özel bir otelde mevcut.
Bursa merkez kaplıcalarıyla tanışmam da demek 1996 yılına denk geliyor, Marmara bölgesi fay hatları bakımından zengin olduğundan dolayı her yanında böyle kaplıca tesisleri bulunmakta. Bursa da gerek merkezinde gerekse ilçelerinde (mesela oylat) birçok kaplıca tesisine sahip. Ben birkaç kez çelik palas otelinde kaldım burada ki suyun çelik oranı çok fazla olduğu için buraya çelik palas dendiğini söylemişlerdi ve biraz pahalı bir oteldir, yine bu otelin civarında çekirge civarlarında başka kaplıca otelleri de mevcuttur.



Şimdi gelelim kuzuluk’a. İhlas firmasının burada da bir kaplıca tesisi var. Apart otel olarak hizmet veren kaplıcanın içinde mevcut birde oteli bulunmakta,küçük birde havuzu var.Burası bir toplu konut sitesi şeklinde tasarlanmış,bel ki 1000 den fazla daire vardır.İstanbul,Sakarya,Ankara,Bursa gibi illere yakınlığından dolayı yaz- kış doludur.Bununla birlikte burada ki oda olarak tabir edebileceğimiz yerler mevcut birer daire şeklinde,içinde çatalına kadar her şey var ve fiyatları da gayet uygundur ki bu fiyatlar yatak başı değil 6kişilik daire başı fiyatlardır. Yazın pek çekilmez çünkü kuzuluk bir ova, çok sıcak oluyor. Ama kışın tadından yenmez.Çok güzel bir çarşısı vardır ve çevrede ki alabalık tesislerinde Türkiye’nin en lezzetli balıklarını yiyebilirsiniz.  
Diğer bir kaplıca bölgemiz de Balıkesir.Ben Balıkesir de ilk önce gönen e gittim,gönen küçük bir ilçe ama çok güzel yapılanmış,otelleri ve tesisleri çok güzel,insanları da çok sıcak.Ailenizle birlikte gezebileceğiniz bir çarşısı,oturup çay içebileceğiniz çay bahçeleri gerçekten güzel.
Balıkesir’de ikinci mekanımız ise Güre kaplıcaları oldu. Güre yazlık kaplıca tesislerimizden birine sahip, hani derler ya önü deniz arkası orman aynen bu şekilde ama birde kaplıcası var. Burada tabi başka oteller filanda var.
Sırada Ankara kaplıcaları var.Ben Ankara da ilk olarak Kızılcahamam kaplıcalarına gittim.Kızılcahamam termal tesisleri Türkiye nin en iyi tesislerinden biri.Zaten son yıllarda ak partinin yaptığı kamplarla da adından epeyce söz ettirdi.Burası da apart otel mantelitesine sahip ve birazda pahalı bir yer.Bunun haricinde Kızılcahamam ilçe merkezinde gerek belediyenin işlettiği gerekse özel oteller olmak üzere uygun yerler var.Artı olarak ben Ankara da Beypazarı kaplıcalarına da gittim ama beyter tesisleri pek iç açıcı bir yer değil bide bence imkanlarına göre pahalı sayılabilir.
Tabi şimdi İstanbul lu olaraktan kendi memleketimizden bahsetmesek olmaz.İstanbul tuzla içmece tesisleri,İstanbul içindekiler için olmasa da (çünkü gidip gelinebilir) dışardan gelecekler için bence güzel biryer.
İzmir Balçova termal tesisleriyle tanımsam ise üniversite için İzmir ekonomi üniversitesine gitmeme denk gelir.Gerçekten çok ama çok güzel bir tesise sahip Balçova termal ama bence haddinden de pahalı ama gidilince pişmen olunmayacak bir yer ki İzmir merkeze otobüsle yarım saat.
Ve son olarak yarın da 15günlüğüne gideceğim ve neredeyse açıldığından beri her yıl gittiğim ihlas armutlu termal tesisleri.Aslında armutlu da deniz kıyısında kaplıca suyu yok ama tesis büyük  olunca ilçeden su getirmek kolay oluyor.İhlas armutlu önü deniz arkası orman ve kaplıca gibi özelliklere sahip.Apart otel olarak hizmet veriyor.Yaklaşık 90 metre karelik dairelerde 6 kişi kalabiliyor.Tesis komplike bir site şeklinde içinde ne ararsanız var.İstanbul a kara yolu ile yaklaşık 3saat kadar sürüyor bunun haricinde feribotla ulaşım kolaylığı var.Yazın hem sağlık hem deniz turizmi yapmak için ideal bence.Fiyatları da 5-6 kişi üzerinden hesaplayınca çok pahalıya gelmiyor.

Neyse umarım verdiğim bilgiler işinize yarar, saygı ve selamlarımla.

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

ulusalcı teröristler(!) http://www.yazamak.com/yazi/239/ulusalci-teroristler http://www.yazamak.com/yazi/239/ulusalci-teroristler Ben genel de kendi blogumda yazdığım yazıları burada tekrardan sizlerle paylaşıyorum,bunda ki amacımda açıkcası burada ki okurların ve yazar arkadaşların görüşlerine çok ama çok güvenmem.Daha doğrusu burada fikrin üstüne negatif ya da pozitif düzlemde daha verimle bilgilerin yüklenebilmesi.Ve şimdi konumuza gelelim; Şimdiye kadar bloğum da ne din diyanet ne de siyaset yaptım, nedenini niye sini aslında bilemiyorum, belki de yapmalıydım ya da hiç bu işlere bulaşmamalıydım ama bizler sustukça başımıza daha çok şeyler gelmiyor mu? Demek ki asıl olarak bunlara bulaşmamak ya da bulaşmak değil susmamak gerekiyormuş!

Daha bir hafta öncesinde Sarıyer de polislerimiz şehit oldu. İçimiz kan ağladı, her gün acaba doğudan şehit haberi gelecek mi diye endişeli bir beklenti içindeyiz.

Ama terör dışardan gelince en azından karşımızdakileri düşman olarak görebiliriz. Pe ki bunlar vatanımızın içindeki en güzide mevkilere yükselmiş, milyonlarca insanın yüreğinden çıkan kişiler olunca ne demeliyiz onlara?

Halk, televizyonlar, gazeteler …vb... yaklaşık bir yıldır kitlendi, Ergenekon ne olacak diye merak edip duruyor.Onlarca insan sorgulandı,onlarcasını sorgulandı,kimisi içerde rahmetli oldu,on binlerce evrak,dosya,doküman bulundu,ki en önemlisi darbe günlükleri bulundu!

Bunları yapanlar kim,yıllardır halkın en ön saflarında halka kanaat önderi olmuş, son olarak cumhuriyet mitinglerinde halkın en önünde saf tutmuş kişiler.

Pe ki ne diyeceğiz biz bu pek muhterem şahsiyetlere?

Cumhuriyet bekçileri mi desek, Atatürk’ü en çok seven vatan evlatları mı desek, demokrasi savaşçıları da güzel bir isim olabilir ya da yok yok biz bunlara laikliğin koruyucuları diyelim.

Geçen gün yayınlanan dava iddanamesinde yer alan maddeler aşağıda ki gibi;

  • Silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek,

     

  • Silahlı terör örgütüne üye olmak,

     

  • Silahlı terör örgütüne yardım etmek,

     

  • Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmak veya görev yapmasını engellemeye teşebbüs,

     

  • Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı halkı isyana tahrik,

     

  • Patlayıcı madde bulundurmak, atmak, bu suçlara azmettirmek,

     

  • Danıştay saldırısına ve Cumhuriyet Gazetesine patlayıcı madde atmak suçlarına azmettirmek,

     

  • Devletin güvenliğine ilişkin gizli belgeleri temin etmek,

     

  • Kişisel verileri kaydetmek,

     

  • Askeri İtaatsizliğe teşvik,

     

  • Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik vb.

     

Yılarca ülkemizde insanlarımız sınıflara ayrıldı,bunlar tarikatçı,bunlar dinci,bunlar yobaz,bunlar yenilikçi,bunlar cumhuriyetçi,bunlar aydın,bunlar elit… vb…

Pe ki bunlar kim, bu iddeaların asıl muhatabı olanlar kim?

 

 

Ben bu ideaların muhatabı olan kişilere inanın yazıklar olsun demekten başka bir şey diyemiyorum açıkçası.

Ulusalcılık bu mu, cumhuriyetçilik bu mu, anayasalcılık bu mu,halkçılık bu mu, demokrasi istemek bu mu ???

Şimdi yargı ikiye ayrıldı; kapatma davasında ki bağımsız siyaset üstü bağımsız yargı, ergenekon davasında ki hükümet yanlısı yargı.

Şimdi medya ikiye ayrıldı; hükümet yanlısı medya yandaş medya ve savunucu medya ama neyi savunucu medya tabi ki Ergenekoncuları!

Bunlar ne vahim çelişkilerdir.

Artı olarak hangi zihniyet hangi cesaretle yukarda ki iddeaların muhatabı olan kişileri Türkiye Büyük Millet Meclisin de savunma ve koruma yetisini kendin de bulabilir?

Ama di mi bu insanların en büyük suçları; Atatürkçü olmak, cumhuriyetçi olmak, ülkenin satılmasına karşı çıkmak, meydanlarda bayrak taşımak di mi? Hadi canım oradan hadi!

 Bugün ki gazetelerde yine boy boy Ergenekon haberleri mevcut,sormak lazım yandaş medya diye tabir edilen tirajı yandaş medya olmayanların onda biri bile olmayan medya kuruluşları bunları yazma cesareti bulabilirken, medyada ki tekel diye adlandırılan ve gerçekleri tamamen bildiği iddea edilen ergenekonun 4silahşörü lakaplı ve onların piyonları niye hiçbir şey  yazmıyor anlamış değilim?

Yoksa bugün gazetelerde yazan ergenekonun organizasyon şemasında ki  ulusalcı medya oluşturulacak maddesinin içinde ki medya bunlar mı? Yoksa diğer bir maddede geçen kontrol altında sivil toplum kuruluşları oluşturulacak dedikleri stk lar bu cumhuriyet mitinglerinde ki stk lar mı?

Geçiyorum bunların hepsini yazdıkça o kadar çok şey geliyor, o kadar çok şey ortaya çıkıyor ki, artık içimden susmak geliyor.

Ve sadece gülüyorum acınacak halimize gülüyorum…

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

DGS de son viraj http://www.yazamak.com/yazi/232/dgs-de-son-viraj http://www.yazamak.com/yazi/232/dgs-de-son-viraj DGS =  dikey geçiş sınavı = iki yıllık önlisans programlarından dört yıllık lisans programlarına geçmeye yarayan,özünde gereksiz ama işte şartlara dayalı olarak lisansa geçebilmek için girilmesi ve kazanılması mecburi,kontejyan bakımından,kpss deki kontejyandan daha az olan kazanılması sırf bu yüzden zor olan sınav.

 13 temmuz 2008 pazar günü saat 09:30 da başlayacak ve sonucunun şu aşamada ne olabileceği belli değil.Geçen senede girmiştim,bu sene tekrardan daha iyi bir gelecek yapabilmek amacıyla girme planı yapıp başvurdum ve sınav tarihine son 6 gün kala,çalışma tempomu arttırmış bulunmaktayım.Artık hayırlısı,şu aşamada nedenini,niyesini,niçinini bilmememe rağmen Ankara üniversitesini kazanmak istiyorum.Onun haricinde 7 tercihte daha bulundum,bunlar; marmara,anadolu,gazi,ege,akdeniz,selçuk(1),selçuk(2) üniversiteleri artık hayırlısı olsun. Hayatımda birçok konuda elimden geleni sonuna kadar yapmaya çalıştım ve daha sonra takdiri Yaradanıma bıraktım.Hep hayırlısını diledim,Ama iyi ama kötü,ama hayırlısı ama hayırsızı bir sonuç hep elde ettik.

Kanımca cumartesi aksamına kadar kendimi baya zorlamalıyım ve son virajı yüzümün akıyla dönüp bu yarışı kazanmalıyım.

SİZLERDEN DE BOL BOL DUA İSTERİM.

Rabbim gönlümüze göre versin inşallah.

‘2008 DGS SONUÇLARI AÇIKLANDI’ başlığıma kadar herhal bu heycanlı bekleyişim devam edecek.

SINAV İÇİN LÜTFEN DUA EDİN KARDEŞİNİZE OLUR MU?

saygı ve selamlarımla

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

zaferlerimizi kurşunla değil çığlıklarla kutlayalım http://www.yazamak.com/yazi/210/zaferlerimizi-kursunla-degil-cigliklarla-kutlayalim http://www.yazamak.com/yazi/210/zaferlerimizi-kursunla-degil-cigliklarla-kutlayalim Bir önceki maçımızda çekleri evine postalamıştık VE BUGÜN HIRVATLARIDA EVLERİNE POSTALADIK.Gerek geçen maçta gerekse bu maçta hakemler ellerinden geleni artlarına koymadılar.Gecen maçta verdikleri kararlarla bizi bu maçta eksik bıraktılar bu maçta ki adice verilen kartlarla ve kararlarla bizi neredeyse ezmek için ellerinden geldiler.Ama bilmedikleri en büyük şey;

BİZİM GÜCÜMÜZÜ NERDEN ALDIĞIMIZ OLSA GEREK.

Yine geriden geldik bu sefer gol uzatmaların son dakikasında hatalı bir pozisyonda geldi ama maç bitmemiştiArtık ben buna başka birşey diyemem YARADANIN YARDIMI VE MİLYONLARIN DUASIYLA maçın son dakikasında uzatmaların uzatmasında SEMİH ŞENTÜRK sahneye çıktı,gol kralımız sahneye çıktı ve tüm dünyaya biz çılgın türkleri değil Dünyanın en şanlı tarihine sahip olan şanlı türklerin,bizlerin yılmadığını,yılmayacağını ve futbollada olsa tarih yazmaya devam etceğini gösterdi.Ardından gelen penaltılar ve biz yendik,hırvatlarıda ezdik,hakemi de  ezdik,avrupaya futbolu gösterdik.

Şimdi rakip yaklaşık 5milyon insanımızın yaşadığı ve neredeyse ikinci ana yurdumuz olan Almanya.Allah ın izniyle onlarıda ezip geçcez ve finale adımızı altın harflerle yazacağız.

AMA LÜTFEN,LÜTFEN AMA LÜTFEN BU ZAFERLERİMİZ GÖZ YAŞINA DÖNMESİN.SEVİNCİMİZİ EĞLENCEMİZİ KENDİ İÇİMİZDE VE GRUP HALİNDE KUTLAYALIM.

O KORKUNÇ ALETLERİ YANİ SİLAHLARI YERLERİNDEN ÇIKARMAYALIM Kİ ZAFER GÜNÜMÜZ KARA GÜNÜMÜZ YADA BAŞKALARI İÇİN MATEM GÜNÜMÜZ OLMASIN...

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

Atatürk ve hukuk http://www.yazamak.com/yazi/199/ataturk-ve-hukuk http://www.yazamak.com/yazi/199/ataturk-ve-hukuk Benim kendi blogumda gazetelerden diye bir kategorim var,burada çeşitli gazetelerde okuyup beğendiğim yazıları ekleyip yorumlamaya çalışıyorum.Ama bizler okuma özürlü insan topluluğu içinde yer aldığımız için bu eklediğim yazılar aynı gazetelerde ki gibi okunmuyor.Eğer dating almak gerekiyorsa genelde aşkla,sanatla,müzikle ilgili başlıklar eklemek geliyor.Onu yapmıyormuyuz onuda yapıyoruz merak etmeyin.Bugünde rutin olarak gazelerden biri olan taraf gazetesinde ahmet altan'ın bir yazısının adı yuakardaki başlık.Aslında kendi bloguma eklicekteim ama orda okunmayacağını bildiğim için burda okunup yorumlanabileceği inancıyla buraya ekliyorum.

şimdi yazıyı olduğu gibi ekliyorum ve sizlerin yorumlarını bekliyorum.

.......

Son zamanlarda Türkiye’nin siyasi, iktisadi, hukuki bütün dengelerini altüst eden bir mahkemenin önde gelen yargıçlarından biri, önemli bir karardan önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı karargâhına gidip, kuvvet komutanıyla görüşüyor.
Onun geldiği saatte “komuta katı” boşaltılıyor.
Yargıcın giriş çıkışını görüntüleyebilecek güvenlik kameraları kapatılıyor.
Genelkurmay’daki kaynaklarımız “güvenlik kameralarının” kapalı olduğu saatleri verdiler, bunları haberde okuyacaksınız, ayrıca “kameraların kapatıldığı saatlerdeki boşluğun başka görüntülerle doldurulması halinde bunun teknik analizle kolayca anlaşılacağını da” özellikle vurguladılar.
Kapalı kameralar, boşaltılan katlar...
Bu kadar önlem arasında bir yargıçla bir general ne konuşuyorlar?
Ordu, 27 Nisan muhtırasıyla hukuka ve demokrasiye karşı açıkça tavır aldı.
Anayasa Mahkemesi de “türban” kararıyla anayasayı çiğnedi.
Bunları yapanlar, “hukuksuzluk” zemininde bir ortaklık kurmuş gözüküyorlar.
Sanırım amaçları da aynı.
Halkın siyasetteki etkisini en aza indirmek.
Bütün kararların halkın istekleri dışında verilmesini sağlamak.
Hukukun ve demokrasinin Türkiye için tehlikeli olduğuna inanıyorlar herhalde.
Ama göremedikleri bir sorun var.
Hukuk olmayınca, devlet olmuyor.
Hukuksuz devlet çeteleşiyor.
Devleti kurtaralım derken, devleti batırıyorlar.
Hukuku çiğnediklerinin farkındalar.
Onun için hukukun yerine bir başka ölçü koymaya çalışıyorlar.
Anlayabildiğim kadarıyla bu ölçü, “Atatürk ilke ve inkılapları” oluyor.
Atatürk ile hukuku, birbirine zıt iki kavram haline getiriyorlar.
Mustafa Kemal, ülkeyi tek partiyle ve dikta rejimiyle yönetti.
Demokrasiyi, partisinin “altı umdesi” arasına almadı.
Hukuka da çok aldırmadı.
Ama bu seksen yıl önceydi.
Dünya başkaydı.
Türkiye başkaydı.
Şartlar başkaydı.
Şimdi çok değişik bir zamanda, çok değişik bir dünyada yaşıyoruz.
Bizzat Mustafa Kemal’in kendisi de gelse ülkeyi artık öyle yönetemez.
“Miniskül Atatürk”lerin bunu gerçekleştirmesi ise hiç mümkün değil.
Zaten bu yüzden, tuhaf bir baskıyı gittikçe artırıp bu gerçeklerin görülmesini engellemeye çalışıyorlar.
Geçenlerde türbanlı bir kız televizyonda “Ben Atatürk’ü sevmiyorum, Humeyni’yi seviyorum” demiş.
Zarif bir konuşma biçimi mi, bence hayır.
Atatürk’ün karşısına Humeyni’yi çıkarmak, din adına İran Komünist Partisi’nin bütün üyelerini yok eden, meydanlara idam sehpaları kuran birini yüceltmek doğrusu benim pek anlayabileceğim bir şey değil.
Bugün Mustafa Kemal’in yönetim tarzını eleştirmek zorunda kalıyorsak, bu, onun adını kullanarak burayı demokrasi dışı bir cehenneme çevirmeye uğraşanları engelleyebilmek için.
Gene de bunu yaparken “somut gerçeklerle” kendimizi sınırlayıp, onu sevenleri de çok rencide etmemeye özen göstermek gerekir.
Amaç, insanları üzmek, rencide etmek değil çünkü, amaç gerçekleri bulabilmek.
Peki, bu kızın söylediği suç mu?
Alakası yok.
Ama hakkında dava açılmış.
“Sevmediğini” söylerken genç kız duygusunu açıklıyor.
Biz “düşünceler özgür olsun” derken, savcılar “duyguları” da yasaklamaya çalışıyor.
İnsan “duygusundan” ötürü nasıl yargılanır?
Bir lideri sevme mecburiyeti olabilir mi?
Böyle bir mecburiyet getirmeye çalışan düzene hukuk denebilir mi?
İster sever, ister sevmezsiniz.
Benim bilebildiğim kadarıyla yeryüzünün gelişmiş hiçbir ülkesinde böyle “duygusal” bir yasak yok.
Ama bizde var.
Sonunda duyguları yargılamaya kadar geldik.
Bu, ordu muhtıralarının, Anayasa Mahkemesi’nin anayasayı çiğnemelerinin kaçınılmaz sonucu.
Hukuksuzluklarını saklayabilmek için önlerine koydukları “Atatürk kalkanını” abartılı bir tabu haline getirmek zorundalar.
Bunu yapabilmek için de, “en çok değer verdiklerini” söyledikleri lideri “hukuksuzluğun” sembolü haline dönüştürmekten kaçınmıyorlar.
Devletin kurumları hukuk dışına çıktıkça...
Askeri, yargıcı, rektörü hep birlikte “hukuk dışı” ittifaklar kurdukça...
Bu tuhaflıklar da sürecek.
Sadece devleti çökertmekle kalmayacaklar...
Mustafa Kemal’in adını da iyice yıpratacaklar.
Ama umurlarında değil.
Halktan öylesine nefret ediyorlar, halkı öylesine küçümsüyorlar ki o insanların kendi ülkelerinin geleceğinde söz sahibi olmalarını engelleyebilmek için her şeyi yaparlar.
Yapıyorlar da zaten.
Şu son zamanlarda yaşadıklarımızın başka ne amacı var sanıyorsunuz?

 

 

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35

gereksizse söndürün efenim! http://www.yazamak.com/yazi/186/gereksizse-sondurun-efenim http://www.yazamak.com/yazi/186/gereksizse-sondurun-efenim

Bu siyaset ne garip iştir oldum olası anlamadım gitti.Kafam basmıyor açıkcası ama şöyle bir oturup düşününce...

Yıllardır kurulan koalisyonların yanlışlığından yakınan siyasi düzenciler,Türk siyasi tarihinde en çok katılımın olduğu şeçimde şimdiye kadar neredeyse alınmamış bir oyla iktidara gelen bir partiyi yerden yere vurmak için yapmadığını bırakmadı.

Artık siyasi inançlarımı kaybettim diyebilirim.Otobüs'e biniyorum,yanımda ki siyaset konuşuyor,hastane'ye gidiyorum yanımdaki siyaset konuşuyor,cafe'de oturuyorum yanımda ki siyaset konuşuyor.Demek ki ağzı olan herkes konuşuyor,öylese bende konuşurum kardeşim!

Anlamıyorum,gerçekten anlamıyorum.

Muhalefet konuştu konuştu hatta saçmalamaya başladı ve sonunda kelimeleri bitti,ve devreye ordu girdi,sanal muhtıra komedisini tüm dünya gülerek izledi. Millet ve yönetimde olan hükümet her 10 yılda bir rutin olarak yapılan darbe lokumunu ilk defa yememişti ve ayakta kalmıştı,bunun üstüne birde şeçim yaşamış ondanda daha da güçlenerek çıkmıştı.

Şimdi silahta son mermi olarak yargı kaldı ve onuda oyuna alet edip hali hazırda süren davanın tarafsız kalması gereken tek tarafı olması gerekmesine rağmen onlarıda kendi taraflarına çektiler.

Neymiş bu partinin suçu?

Ve dün yapılan açıklama; 'şuç işlemeyen partiler de kapatılabilir' ???

Artı olarak son birkaç gündür ortalarda dönen telekulak ithamlarındanda bahsetmelimiyim acep,ama yok,benim midem bile bu kadarını inanın kaldırmıyor!

Yüzde kırk yedi oyu bu insanlara kendini bu topraklar üstünde şeçilmiş ırk olarak görenler değil,bu ülke topraklarında ki gerçek halk verdi ama pardon unutmuşum gerçek halkın yanına ‘cahil,köylü..vs..’diye bazı sıfatlar eklemeliydim.

Neyse ben herşeyi boşverdim artık,sizde bunları boşverin gitsin.

Ak parti mi gereği kalmadı,kapatılabilir.

Gereksizse söndürün efenim.

Haydi halkçılar halkı halktan fazla düşündüğünü iddea edenler artık güç sizde,elinizden geleni ardınıza koymayın ve son noktayı koyup akp’yide ülkemizde ki parti mezarlığı içinde azcık manzaralı bir noktaya gömün gitsin.

]]>

A PHP Error was encountered

Severity: Notice

Message: Undefined property: stdClass::$pubdate

Filename: views/rss_listeleme.php

Line Number: 35