Artık otuza merdiven dayadık demek
Oysa otuz çocukken çok büyük bir sayıydı
Şimdi ben otuzumda
Şimdi gözlerimi oğuşturuyorum
Uykudan dün yatıp sabah kalktım oysa...
Zaman ne çabuk geçmiş
Otuz alışamadığım sayı
Yaşların en tuhafı
Isınamadım otuzuma
Bence insan hep yirmilerde kalmalı
Durakta inecek var deyip

Geriye el sallamalı

(Yaş 36 oldu bu arada zaman ne çabuk akıp geçiyor. Daha otuzlu yaşlara  alışamadım )


Her şey çok güzeldi Allah'ım!

Sunduğun bir demet güldü ömür.

M.S.


Ya ilahı görünmezden bir devlet
Zekatını vermez isem geri al
Helalinden dört öküz ver yarabbi
Koşup çifte süremezsem geri al

Yoksulluğu ezberledim n'ideyim
Verin aşkın badesini yudayım
Biraz altın ver ki hacca gideyim
Bu kavl üzre duramazsam geri al

Çok verirsin beynamaza hayına
Saldın beni züğürtlüğün yayına
Köprüler yaptıram Tecer suyuna
Kagir bina kuramazsam geri al

Bir söz ver yarabbi göreyim şimdi
Yoksulluk elinden ciğerim yandı
Üryana bir gömlek yetime hindi
Rızan için saramazsam geri al

Ne mümkün yarabbim yolundan sapam
Ruhsat'ın terkedip dünyaya tapam
Senin rızan için bir oda yapam
İki minder seremezsem geri al
 
 
Ruhsatinin çok uzun zaman önce annem tarafından kulağıma çalınmış şiiridir efem. Ben serverim sizde sevin deyü yazdık gitti. Ruhsati kimdir diyenler şuraya tıklasın.


Aranızda ben hiç müzik dinlemiyorum yada şimdiye kadar hiç ilahi dinlemedim diyeniniz var mı? Ben birebir müzikle ilgilenen biriyim ama pek ilahi dinlediğim söylenemz açıkcası. Ama bugün gazetelerde gezerken bir haber okudum ve bir anda gözlerimizin içinde bir mutluluk gülümsemesi oluştu.Türkiye'nin kendi alanlarında en iyi isimleri olan sanatçılar kutlu doğum haftası vesilesiyle bir araya gelerek bir ilahi albümü doldurmuşlar ve bunun içinde tek bir kuruş para almamışlar. Bu haberi okuduğumda hem Alemlere Rahmet olarak göderilmiş olan Peygamber Efendimizi bu şekilde Milyonlarca kişinin gönlüne ulaşak olması ve bu kasetin tüm geliriyle ülkemizin ihtiyac olan bölgelerine okullar yapılacağı için çok ama çok sevindim.

Bu albümde kimler mi var,kimler hangi ilahilerimi seslendiriyor,isimlere bir bakın acaba içlerinde tanımadığınız var mı?

Ahmet Özhan: 'Ay Yüzlüm'

Muazzez Ersoy: 'Dün Gece'

Hakan Altun: 'Âşık Oldum Muhammed'e'

Funda Arar: 'O Gece Sendin Gelen'

Orhan Haklamaz: 'Güllerin Efendisi'

Zara: 'Sevdim Seni'

Fatih Kısaparmak: 'Seni Buldum'

Erhan Güleryüz: 'Size'

Murat Göğebakan: 'Sultanım'

Uğur Işılak: 'Bir Damla Olsan'

Ferdi Tayfur: ' Ay Doğdu Üzerimize'

 

Bu albüm için korsan almak yok,internetten indirmek yok inşallah.Çünkü hem projenin yapılış özelliği hem de projeden elde edilecek olan gelirin harcanacağı noktlar çok ama çok önemli.Bu yüzden ben kendi adıma harcanan emeğe saygı amaçlı korsana hayır diyorum.

Bir de projeye katılan bir iki sanatçının proje hakkında ki görüşlerine bir göz atalım ki bakalım onlar neler hissetmişler.

Eseri seslendirirken hissettiklerimin binde birini bile anlatamam

Murat Göğebakan: Proje geldiğinde onur duydum, şeref duydum. Bir Müslüman hayatta daha ne isteyebilir ki. Ne mutlu bana ki böyle bir Peygamber’in, böyle bir Habib’in ümmeti olmuşum. Eseri seslendirirken hissettiklerimin binde birini bile anlatmam mümkün değil. Biz O’na ömrümüz boyu çalışsak, ömrümüz boyunca bir şey yapsak yine yetmez. Adını duyunca bile boynumu eğiyorum.

...

Manevî duyguların yüksek olması beni heyecanlandırdı

Ferdi Tayfur: Bir Müslüman evladı olarak böylesi bir albümde bulunmam beni son derece duygulandırmıştır. Çocukluğumda rahmetli anneme kitaplardan ilahiler okurdum. Bu eserin hüzzam makamı olması ve sesime çok iyi gitmesinden dolayı zevkle kabul ettim. Eserin manevi duygularının yüksek olması beni son derece heyecanlandırdı. Okumayı çok seven ve kitaplar yazan bir sanatçı olarak eğitim kurumlarının açılmasında faydalı olacağımı bilmem beni son derece mutlu etti.

...

O'nun için bir şeyler yapmak beni onurlandırdı

Muazzez Ersoy: “Peygamber Efendimiz’e bir ilahi albümü ithaf edeceğiz, siz de içinde olur musunuz” denildiğinde hemen “Neden olmasın?” dedim. O’nun için bir şeyler yapacak olmaktan onur duydum. Sonra da insanlığın iftihar tablosu için ne yapsam yetersiz olur düşüncesiyle mahcup oldum. O’nun için her geçen gün okunan ve bir deryaya dönüşen nağmelerde, benim bu şarkım da bir damla olur, onlara karışır. Bu duygu ve düşünce ile hareket ettim. Dinleyenlerin de böyle düşünmesini isterim. Ayrıca bu albümden kimsenin bir beklentisi yok.

 

İşte arkadaşlar durum böyle acaba bu albümü alıp bir dinleyelim mi,albüm 1 nisan da piyasaya çıkaçak inşallah.Şimdiden iyi dinlemeler.


Bir süredir ne resim ne yazı ekleme şansı bulabilen bendeniz nihayet şimdiye biraz vakit bulabildim. Öncelikle biraz isyan yoğunluğa. Elhamdülillah işler ciddi anlamda yoğun fekat yıllık hedefler doğrultusunda büyümeye gitmek icap ediyordu acizane tükanı taşımaya çalışıyoruz şu sıra. Bitince herkesi toplayıp bi "haus parti" yapacağız bakalım :p . Bir kaç gün daha yazı - resim - yorum gibi aksiyonlarda pasif kalabilirim. Affınıza sığınırık.

Geçtiğimiz günlerde Ayşe Ablamızla beraber evela bir Üsküdar'a aktık, hemen ardından Altunizade Kültür Merkezi'nde iki güzel aksiyona katıldık. Bunlardan birincisi değerli Ahmet Demir hocamın(sağda) hat sergisiydi ki kendisiyle muhabbet şansımız da oldu. Güler yüzlü biricik bir insan :). Yalnızca sanatsal anlamda değil Greko-Romen Güreşte de başarılı bir isim Ahmet hocam. Gerçi güreşte sanat sayılır :)

Erdalın dedikodusunu ettik. "Neden gelmedi?" dedik. Yazıda belirtmek isterim Yazamakımızın gülü  Erdal Erdoğdu 'nun beliyle ilgili problemleri varimiş. İzmir'de okuduğundan ve internete sık erişemediğinden pasif kalacak bir süre. Okulla ilgili, fakat daha önemlisi sağlıkla ilgili duaları eksik etmeyiniz :).

İkinci ve yine güzel aksiyonlarımızdan biri Üsküdarlı edebiyatçılardan Beşir Ayvazoğlu Ustanın 40.Sanat yılıyla alakalıydı.



Fazla ışıklı olduğundan ben fazla duramadım, kaçtım :). Ama ayşe ablam yazısında süper olduğundan bahsetmiş zaten.


hat sanatı

 

Gerek ben gerek ise sinan ata yıllarca greco-romen stil minder güreşiyle uğraştık ve güreş camiasında tanısıpta üzerimizde en çok emeği olan insanların basında da Ahmet hocam gelir.Ahmet hocam güresi bıraktıktan sonra hat sanatı ile uğrasmaya basladı ve Türkiye'nin en büyük hat sanatkarlarıyla meşk ettikten sonra geçtiğimiz yıllarda ustalıgını eline aldı ve Türkiyenin genç hattatlarını arasına katıldı.Ve gerek İstanbul'un gerekse Türkiye'nin en güzel yerlerinde sergiler açmaya başladı.

Bu sergilerden biriside önümüzdeki günlerde istanbul Anadolu yakasında Üsküdar/Altunizade Kültür Merkezinde gerçeklesecek.Ben şimdi İzmirde olduğum için katılamayacağım ama belki aranızda katılmak isteyenler olur.

AHMET DEMİR HAT SANATI SERGİSİ

25 SUBAT -- 2 MART

ALTUNİZADE KÜLTÜR MERKEZİ (capitol alıs-veriş merkezi arkası) ÜSKÜDAR

AÇILIŞ 25 SUBAT  PAZARTESİ SAAT: 18:00

eğer sergiye katılırsanız ve sayet eserlerden satın almak isterseniz Ahmet DEMİR 'e benim selamımı söylerseniz,sizlere çesitli konularda yardımcı olacaktır.

ahmet demir

not:kullandığım eser fotoğrafları ahmet demir'e aittir.




Büyük afiş için:
http://www.tbdgenc.org/image/activity/görsel-efekt1.jpg

Tarih :
25 Şubat 2008

Açıklama :
ÜCRETSİZ - 3D Semineri !
 
Son zamanlarda, bilgisayarla yapılan uzun metrajlı filmlerin yanısıra reklam filmlerinde de oldukça kullanılan ve  özellikle genç kesimin dikkatini çeken  Görsel Efekt (3D) konusunda profesyonel Sanatçı  Emre Şan, özverili bir çalışmaya imza atıyor. Seminerler,  öğrencilere, öğretim görevlilerine ve şehir halkından 3D meraklılarına kapılarını açmaktadır.  Ayrıca seminere katılan  dinleyicilere genç sanatçı, yine "ücretsiz olarak" eğitim amaçlı DVD'lerini dağıtacaktır. Turne öncesi ilk seminer  Yıldız Teknik Üniversitesi Beşiktaş Kampüsü'nde 25 Şubat tarihinde 10:00 - 16.00'da yapılacaktır. Tüm 3D meraklılarına duyrulur. 
  
Etkinlik Bilgileri
Yer    : Yıldız Teknik Üniversitesi Konferans Salonu

Talha Turhal Editör, organizatör ve oyuncu. Kültür - Sanat kategorisinde yazmış.

Yıllardır hepimiz sarı kubbeli Kubbetu-us Sahra'yı Mescid-i Aksa sandık herkes evlerine işyerlerine Mescid-i Aksa diye Kubbetu-us Sahrayı astı. İsrail yıllarca Kubbetu-us Sahra'yı Mescid-i Aksa gibi gösterip Mescid-i Aksa’nın altındaki Süleyman Mabedine kendi tapınaklarını kurmak istedi. Mescid-i Aksa'nın altından tüneller geçirip onu yıkarak Süleyman Mabedine bir tapınak kurmak istedi. Mescid-i Aksa ne zaman televizyona gazeteye haberlere çıksa Kubbetu-us Sahra olarak belirir. Çünkü yıllarca İsrail Kubbetu-us Sahra'nın resimlerini Mescid-i Aksa diye Müslüman ülkelere ve herkese yayarak Kubbetu-us Sahra'yı Mescid-i Aksa gibi göstermeye çalıştı.


Günümüze kadar yaşanan olaylar:
21 Ağustos 1969: Denis Ruhan adlı Yahudi Mescid-i Aksa'yı kundaklama girişiminde bulundu. 
Nisan 1980'de Meir Kahane, Mescid-i Aksa'nın bir köşesine patlayıcı madde koyarak patlatmaya çalıştı.
8 Nisan 1982'de bir kez daha Mescid-i Aksa'nın ana girişine patlayıcı madde yerleştirildiyse de cami görevlileri tarafından patlamadan ortaya çıkarıldı.
10 Nisan 1982'de Meir Kahane taraftarlarından bir grup Yahudi militan zorla Mescid-i Aksa'ya girmek istedi.
21 Mart 1983'te Mescid-i Aksa'ya gizli bir yoldan girmek için tünel açıldığı tespit edildi.
14 Ocak 1986'da Knesset üyesi bazı parlamenterler askerlerin koruması altında Mescid-i Aksa'ya girmek istediler.
8 Ekim 1990 tarihinde Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırıda 30 Filistinli hayatını kaybetti, 800'e yakını yaralandı.



Yahudiler bugünkü Mescidi Aksa'nın yerinde daha önce, Süleyman Heykeli diğer adıyla Siyon Mabedi adını verdikleri bir mabedin bulunduğunu ve bu mabedden bugün geriye kalan tek şeyin Ağlama Duvarı adını verdikleri duvar olduğunu ileri sürmektedirler. Bu yüzden Yahudiler Mescidi Aksa'nın mevcut şeklini yıkarak daha önce yerinde bulunduğunu ileri sürdükleri Siyon Mabedi'ni inşa etmeyi amaçlamaktadırlar.


 

Not: Total War Türkiye forumlarından MinasMorgul adlı üyemin hatırlattığı bu önemli hususu nedense buraya geçirme hissiyatine kapıldım.

Talha Turhal Editör, organizatör ve oyuncu. Kültür - Sanat kategorisinde yazmış.


Sahte vücut  Arnold Schwarzenegger'ın rol alıp dünyaya duyurduğu Conan'nın Kimmerli olduğunu bilmeyen yoktur. Bilmeyen varsa da şimdi öğrenmiş oldu. Conan Filmleri, dizileri, çizgi romanları ve bilgisayar/konsol oyunları ile yaşamını bu güne kadar sürdürdü. Bir kaç hafta sonra Conan ve yaşadığı dönemi konu alan Devasa Çevrimiçi Rol Yapma Oyunu (mmorpg) geliyor. Şimdiden özellikle başta WoW ve tarzı oyunları ezeceği belli. "Harbi oyuncu" dediğimiz kitlenin toplanacağı ve ergen sohbetlerin olmayacağı bir ortam, gayet güzel. Bu ortamın oluşmasının en büyük nedeni oyunun yüksek sistem ihtiyaçlarına gerek duyması.



Oyunda büyük bir yenilik var. Kale veya meydan savaşları yapabileceğiz(eee bu normal). Fakat bu savaşlara katılan tüm oyuncuların aynı kare içerisinde gözükecek. Oyun yapımcıları savaşta görünebilecek savaşçı sayısını bir milyon olarak belirttiler. Düşüncenize, siz karşınızdaki düşmanı haklarken ekranın sağına soluna baktığınızda yüz binlerce başka savaşçı da sizle aynı amaç için çarpışıyor olacak. Aklıma direk The Lord of the Rings: The Fellowship of the Ring filminin ilk dakikaları geliyor.

Ayrıca oyun içi görsellerden oluşturulmuş ve harika müziklerle desteklenmiş, benimde çok beğendiğim şu videoları lütfen izleyiniz:

http://www.gametrailers.com/player/30220.html

http://www.gametrailers.com/player/29810.html

Conan nasıl Türk olur ?

http://img528.imageshack.us/my.php?image=trksoyacisc5.jpg

Resme tıklayın, Kimmerlerin'de Türk soyundan olduğunu göreceksiniz. Ayrıca resim 6000'lik seneyi resmetmiş fakat 6000 seneden daha eski olan materyal ve ölü cesetlerine rastlanmıştır.

Prof. Dr. Taner Tarhan, Kimmerler ve İskitler hakkında yazdığı bir makalesine şöyle bir girişle başlıyor. "Kimmerler ve İskitler Eskiçağ'daki "Türk Kültür Tarihi"nin, daha genel bir deyişle de "Millî Tarihimiz"in ilk temsilcileridir. Hazar Türklerinin Hakanları da kendi atalarını sırasıyla “Nuh-Yafes-Kimmer-Togarma” şeklinde göstermişlerdir. Kimmer’ in oğlu Togarma ise bütün Türklerin atası sayılmaktadır(wikitr). Buradaki Nuh bildiğimiz Hz.Nuh'tur. Tufandan sonra Asya'yı oğulları arasında paylaştırmıştır. Kesin gibi yazdım, ben öyle olduğuna inanıyorum ve bilim adamlarıda böyle söylüyorlar. Tarihi yazıtlar böyle yazıyor vb. gibi bir sürü kanıt...




Talha Turhal Editör, organizatör ve oyuncu. Kültür - Sanat kategorisinde yazmış.

      

Katılım Koşulları:
· Fotoğraf yarışması, katılımcıların fotoğraflarını yarıştırmaktan çok, halkın ilgisini Mimar Sinan’ın eserlerine çekmeyi amaçlamaktadır.
· Yarışma dileyen herkese açıktır. Bir kişi en fazla üç fotoğrafla yarışmaya katılabilir. Bu üç fotoğraf aynı kategoride olabileceği gibi, farklı kategorilerde de olabilir.
· Fotoğrafların konusu Mimar Sinan’ın eserleri olmalıdır. Türbe, külliye, cami, çeşme, su kemeri gibi Mimar Sinan’a ait yapılardan herhangi biri, iç ve dış mekânlarıyla, ya da mimari ayrıntılarıyla fotoğrafların konusu olabilir.

Yarışmaya Fotoğraf Gönderimi:
Fotoğraflar http://www.sinanasaygi.com/ internet sitesine dijital olarak gönderilmelidirler. Fotoğraflar (ortalama) 1024 X 768 piksel boyutlarında olmalıdır. Sergilerde kullanılacak fotoğrafların baskıları 18X12 cm ile 35X50 cm boyutları arasında ÇEKÜL tarafından yapılacaktır. Dolayısıyla yollayacağınız fotoğrafların boyutlarının bu ölçüler içinde ve yeterli çözünürlülükte olmasını rica ederiz. Katılımcılar yarışmaya fotoğraflarını internet üzerinden gönderirken katılımcı formunu da doldurmalıdırlar.

Yarışmanın son teslim tarihi 28 Şubat 2008'dir.

Değerlendirme:
28 Şubat 2008 tarihine kadar ÇEKÜL Vakfı'na yollanan fotoğraflar, internet üzerinden herkese açık bir oylama ile değerlendirmeye sunulacaktır. Oylamanın ayrıntıları 28 Şubat 2008 tarihinde www.sinanasaygi.com sayfasından duyurulacaktır.
Değerlendirme sonucu belirlenecek eserler ÇEKÜL Vakfı tarafından yayımlanacak sergi kataloğunda yer alacaklardır. Üç kategorinin en çok oy alan fotoğraflarının sahiplerine Mimar Sinan ve eserleriyle ilgili birer kitap hediye edilecektir.

Fotoğraf Sergileri:
ÇEKÜL Vakfı değerlendirme sonucu belirlenen eserleri İstanbul, Ankara gibi büyük şehirlerde bulunan üniversitelerde ve Mimar Sinan’ın yapıtlarında sergilemeyi amaçlamaktadır. Sergileme etkinliklerinin Mimar Sinan'ın doğduğu şehir olan Kayseri-Ağırnas'ta düzenlenecek bir sergi ile bitirilmesi düşünülmektedir.

Fotoğrafların yarışmadan sonra kullanımı: ÇEKÜL Vakfı, yarışmaya katılan fotoğrafları, Sinan'a Saygı Projesi kapsamında herhangi bir ücret ödemeden, fotoğraf sahibine bilgi vererek kullanabilir.

İletişim:
Bütün duyurular internet üzerinden yapılacağı için katılımcıların e-posta adreslerine gereksinim duyulmaktadır. E-posta adresi olmayan katılımcılar yarışma ile ilgili düzenli olarak yapılacak duyurulardan haberdar olamayacaklardır.

Ayrıntılı bilgi için 0212-251 54 44 numaralı telefondan, yarisma@cekulvakfi.org.tr e-posta adresinden alınabilir.

http://www.sinanasaygi.com/


 < 1 2