Sitemizin yazılımcı çocuÄŸu. MuhteÅŸem Çocuk. Gürkan Oluç alkışlarla sahneye efendim. Gürkancım DoÄŸum gününü tüm Tüm Yazamak ailesi olarak kutluyoruz. İyi ki doÄŸmuÅŸsun. İyi ki kendini geliÅŸtirmiÅŸsin. İyi ki böylesine bir oluÅŸumun içinde yer almışsın. Ama hala tutorialleri gidip kendi blogunda yayınlıyorsun bilmiyoruz zannetme. Rencide olma diye adını vermiyoruz :) Durmak yok. Yola devam :)

Pasta burakozdemir.com adresinden çalıntıdır.

Papatya ablamız pasta yapmadı bizde çaldık Burak kardeÅŸimizin sitesinden. O Erdalın doÄŸum gününe yapacakmış inÅŸallah :)

Gülünç bir meseleden bahsedeceÄŸim. Samimi bir ÅŸekilde anlatıp yorumları okuyacağım bakalım nedir sizin fikriniz,tecrübeleriniz. Hayatımda ilk defa başıma gelen bir olaydan, ortalama 2 sene önce gelen bir olayı anlatmaya baÅŸlayacağım.

İsmini vermeyeyim ÅŸimdi ÅŸirketin. Bir ÅŸirkette "web tasarımcısı" olarak çalışıyordum. VoiceOverIp sektörü sıkı kullanılmıyordu o zaman. İçinde bulunduÄŸum ÅŸirketin amacı sektörde erkenden yer alıp iyi kazanmaktı.

ÇeÅŸitli araÅŸtırmalar ve görüÅŸmeler sonucu Blueface isimli İrlanda/Dublin merkezli bir VoiceOverIp Åžirketi ile görüÅŸmeler baÅŸladı. Hatta ceo'nun ismini de vereyim. Feargal Brady. Amaç İrlanda'da daki ÅŸirketle ortak çalışabilmek. Teknoloji ve Tecrübe ithal edip piyasaya girmek.

Feargal Atatürk Hava Limanı'na iner. Abimle beraber gecenin bir vakti alıp oteline yerleÅŸtireceÄŸiz deÄŸerli misafiri. YerleÅŸtirdik de.

Asıl mesele ertesi gün gerçekleÅŸti. Adamla pazarlık yapılması icap ediyor ve ÅŸirkette ingilizce konuÅŸabildiÄŸi söylenen tek ademoÄŸlu benim.( yalan. tamamen hurafe. yani öyle idi. dolayısıyla profesyonel bir çevirmen tutma ihtiyacı hissedilmedi. )

GörüÅŸme günü birÅŸey oldu. KonuÅŸan ben deÄŸildim. AÄŸzım konuÅŸuyor "dakika birim fiyatlarından" bahsediyor pazarlık yapıyor arada espri yapıyor ama ben etrafı izliyorum. Hitman oynadınız mı hiç? İşte tam o açıdan bakıyorum sanki. Enteresan. Adam memnun. Mutlu bir ÅŸekilde dönüyor Dubline. İstediÄŸimizi elde etmiÅŸiz. Sevinçliyiz. Daha sonra yatırımcımızın amatörlüÄŸü yüzünden bu proje yattı üstelik ben sözler vermiÅŸtim yatırımcımıza güvenip. Birgün Feargali biryerlerde görüp özür dileyesim var.

İşte ne olduysa ondan sonra oldu. Adım adım İstanbulDijital geldi dünyaya. GörüÅŸmelere girip insanlarla konuÅŸuyorum. Ama 2 numaralı sinan konuÅŸuyor hep. Fazla hırslı, kapitalist, aşırı özgüven, yer yer küstah, paragöz birÅŸey. Ve gariptir ki iÅŸ görüyor. 1 Numaralıdan daha baÅŸarılı masada. O günden bu güne oturduÄŸum her iÅŸ masasında hemen hemen oluyor bu. Sizce mesele nedir? Deli deÄŸilim dimi doktor bey/hanım ? :)

Feridun DüzaÄŸacın bir ÅŸarkısı var  ya. Deliye Vurdum. Kendime ve benim gibi düÅŸünenlere armaÄŸan ediyorum.



Evet, farkındayım biraz geç bir merhaba yazısı oldu benimki. Ama napalım öyle iÅŸte, iÅŸten-okuldan başımızı kaldırıpta doÄŸru düzgün sörf yapamıyoruz ki :) Bir süre önce Sinan'ın söylemiÅŸ olduÄŸu benim ise "Yaparız!.." dediÄŸim Yazamak sonunda açıldı. Aslında doÄŸrusunu söylemek gerekirse hiçte aklımda yoktu yazamak'ın bu aralar açılacağı yada benim yazamak'ı bitirmek için 4 gün geceli, gündüzlü kod yazacağım. Ama oldu iÅŸte, birisi Sinan'a gaz verdi ( Ki Erdal Abi olduÄŸundan ÅŸüpheleniyorum ben :D ) , sonra Sinan bana gaz verdi, ben sunucu taraflı programlama, o görsel kısmı yaptı ve Yazamak oldu :) Tekrardan Yazamak'a hoÅŸ geldiniz efenim.

Sistemin, bu aralar çatlayıp,patlaması gibi durumlara biraz hazırlıklı olmanızı tavsiye ederim; çünkü Yazamak 0 olarak bitmiÅŸ deÄŸil henüz, üzerine daha eklemeyi planladığım/ız çok ÅŸey var :)


"Muhterem cemaat saflarınızı sık ve düzgün tutun,boÅŸ yerleri doldurmadan yazıya baÅŸlamayın,lütfen yazıyı okumadan önce  cep telefonlarınızı kapatın,Allah'ın rahmeti üzerinize olsun."



"Bir yıl önce bu zamanlar ne yapıyordum?" diye soruyordum kendime.Koskoca bir yıl geçmiÅŸ.Yok yok,zaman su gibi akıp geçiyor gibi dillerden dile dolanan laçkalaÅŸmış deyimi kullanmayacağım.Aksine, bir yılı nasıl bin bir zorlukla doldurduÄŸumu bir ben bilirim.2007 başında görev yerime ilk ayak basışımdan sonra içinde bulunduÄŸum diyalogların çoÄŸu birbirine benziyordu:

-HoÅŸgeldiniiiz...

-Yeni gelen hoca siz misiniz?(Tabi beni değil,beni, camiye namaz kılmak maksadıyla ilk kez ayak bastığım 4 yaşımdan bu yana destekleyen,bana rehber olan hocamı kastederek)

-Hayır,yeni hocanız bu delikanlı.

-Öyle miiii?MaaÅŸallah çok gençmiÅŸ bee!

 Sonra göreve baÅŸladıktan sonra geçen bir kaç hafta sonrası bir çay ocağında, (Beni oralarda hiç görmemiÅŸ olmaktan ve biraz da meraktan olacak) bir ihtiyarın sorusuna muhatap oluÅŸum ve uzayan diyalog:

-Asker misin sen delikanlı?
-Yok,hocaymışım,öyle diyolar?
-Hangi okulda?
-Okul mu?
-Ne öÄŸretmenisin sen?
-Hımm,ne öÄŸretmemi istersin?
-Vallaa ne bileyim öÄŸret iÅŸte birÅŸeyler.Bizim gibi cahil kalmasın çocuklar.Nerelisin sen Hoca?

-Ordu,Fatsalıyım.Ama doÄŸma büyüme İstanbulluyum.

-E o zaman niye Fatsalıyım diyorsun,İstanbulluyum desene.

 Ona,İstanbul'da öyle birÅŸey desem herkesin benimle kafa bulacağını,"Yapma yaa!" diyerek güleceÄŸini anlatmaya çalışmam uzun süreceÄŸinden,"Haklısın" demekle yetinmiÅŸtim sonra.

 En çok tekrarladığım  ve her seferinde nasıl becerebildiÄŸime hayret ettiÄŸim fiil,  "Hocam buyur bir çay içelim"davetlerinin hepsine her defasında farklı bir mazeret bularak,usulca sıvışmaktı.Hayır, çayı severim.Ama küçük çay bardağında çay içmek,sürükleyici bir filmin,ya da kıran kırana geçen bir maçın ilk 15 dakikasını izleyip kalkmaktan farksız benim için.Porselen,içine biraz gayret edersem  benim de sığabileceÄŸim devasa bir kupa içerisinde sıcacık  bekleyen ve çok da demli olmayan bir çayı yudumlayışım,hele bir de havanın soÄŸuk olmasından dolayı verdiÄŸim nefesin dumanı, çayın dumanını da alıp birlikte gökyüzüne doÄŸru yükselirken  bana "Biz attaaya gidiyoruz" diyorsa, o anki hissettiklerim,geçmiÅŸi yad edip "Nerede o eski günler?" diye hayıflanırken, özlenen kareler içerisinde baÅŸarıyla yerini alan bir anı olmayı çoktan haketmiÅŸtir bile.
 Tabi bir de:"Alıştınız mı hocam buralara?" sorusuna daha önce nezaketten ötürü birçok   kez sıkmış olduÄŸum "Tabi alıştım canım,çok güzel bir yer burası" palavrasını bir kez daha sıkacak olmamın lakaytlığı, soruyu cevaplamak zorunluluÄŸumun vereceÄŸi sıkıntı,beni türlü mazeretler bulmaya sevkediyordu.   Aradan geçen bir yıla raÄŸmen hala aynı soruya muhatap olmak,anormalliÄŸin soruyu soran ÅŸahısta mı yoksa bende mi olduÄŸu konusunda beni ciddi araÅŸtırmaya sevkediyor.Acaba "Alışamadım,hem de hiç..." diye cevap versem,durumumda bir deÄŸiÅŸme mi olacak diye düÅŸünmeden de edemiyorum. AraÅŸtırmalarımın beni, bu sorunun sırf muhabbete zemin hazırlamak maksadıyla sorulduÄŸu sonucuna götüreceÄŸi  hissi var içimde.
 
İşte yazıyı da yarıda kesiyorum.Benim bir çay içmem lazım ÅŸimdi.Suçlu tamamen benim."EÅŸeÄŸin aklına karpuz kabuÄŸunu getirme." diye boÅŸuna dememiÅŸ atalarımız.Åžimdi çocuk olup  anneme  "Yaa banane çay istiyoruuuum!" desem ve ısrarlarım sonucunda arkamdan fırlatılan bir terlik beni ıskalayarak geçse ne güzel olurdu deÄŸil mi?





Dünya almış başını gidiyor. Ülkemiz de ise bazı insanlar uÄŸraÅŸtıkları sektörler üzerinden en önemli iki olgu, baÅŸta ülkesi ve ailesi için çabalıyor. Sadece eski, o güzel refah dolu günlere dönebilmek adına... İşte bu, bazı insanlardan bir kaçı da bir ÅŸeyler üretebilmek amacı ile Yazamak projesi çatısı altında toplanmış bulunuyorlar.

Biz yazarlar ve siz okurlar burdasınız. Ben bilmem! O zaman hepimiz zamanımızı zorlayıp küçük veya büyük farketmez, x'i üretmek için söz verdik demektir. Ben, oyun sektörü üzerinden 7'den 70'e her kiÅŸiye sesleneceÄŸim. Bunun içinde teknoloji, oyunlar içerisine yerleÅŸtirilmiÅŸ gizli mesajlar, oyun yapımcılarına tanpon hikayeler vs... gibi konular yer alacak. Ayrıca, arada sırada tarihle sizlere mesajlar vereceÄŸim. Sonucun da yapılması gereken ve sizlerin yorumlarınızla güzel istiÅŸareler meydana gelecek. İşte o zaman üretmek için söz verdiÄŸimiz x'e böylece ulaÅŸacağımızı düÅŸünüyorum. Sinan Ata ve diÄŸer yazar arkadaÅŸlarıma selamlar olsun.



Üretmeyenden bedel isteyen YAZAMAK, hepimize hayırlı olsun! Üretmeyene ise Deli Kadir abimiz Osmanlı tokadı basacaktır. Bu  gün, yarın belki yarından da yakın...


Talha Turhal Editör, organizatör ve oyuncu. Güncel kategorisinde yazmış.

Mırıldandığınız şarkının devamını getiremediğiniz zaman,

En sevdiÄŸiniz filmin,aktör ya da aktristinin adını hatırlayamadığınız zaman,

Anlamını bildiÄŸiniz halde söyleyemediÄŸiniz kelimenin,dilinizin ucundan düÅŸmesini beklerken,uyuyamadığınız halde,inat edip,baÅŸkasından yardım almayanlardansanız,bu soruya bakmalısınız..

İki oda var.. BulunduÄŸunuz oda da üç tane anahtar var,diÄŸer odada da üç tane lamba... DiÄŸer odaya yalnız bir defa geçerek,hangi anahtarın,hangi lambaya ait olduÄŸunu bulabilir misiniz?

Bazen yazamak, bazen çözemektir hayat...Kolay gelsin,ihtiyacınız olursa buralardayım :)


 Bundan takriben dört ay önce Sinan'ın anahtar teslim blogu ile yazılarıma baÅŸlamıştım.Ayrıca okul yıllarında da birlikte çalışmalarımız olmuÅŸtu."Yakında baÅŸlıyoruz","Bitmek üzere"lerden sonra,kendimi bir anda sanal alemde,birbirinden deÄŸerli kardeÅŸlerimin arasında buluverdim.
 
 Güzel ÅŸey yazmak.Okula baÅŸladığımda,yazmayı öÄŸrendiÄŸimde,bin bir özenti ile yazdığım harfin kuyruÄŸu eÄŸri olduÄŸunda hiç üÅŸenmeden silip tekrar yazdığımda,hızlı yazdığımda,arkadaşım bana yetiÅŸsin de aynı kelimeleri aynı anda yazalım diye beklediÄŸimde,öÄŸretmenimden "yıldızlı pekiyi" aldıktan sonra okul çıkışı bu,dünyanın en mühim baÅŸarısını anneme müjdelemek için koÅŸa koÅŸa gittiÄŸimde,gazetelerde,dergilerde,kitaplarda gördüÄŸüm tuhaf "küçük a "nın da "küçük a" olduÄŸunu öÄŸrendiÄŸimde "a"larımı o ÅŸekilde yapmak için çabalayıp sonra vazgeçtiÄŸimde,her yazdığım kompozisyonun baÅŸlığını "...'ın Önemi" diye attığımda,büyüdükçe yazmaktan usanıp sonra tekrar yazdığımda,bu tatlı anılarımı paylaÅŸmak için yazmak zorunda olduÄŸumda, çok güzel ÅŸey yazmak.

 Bazen Sait Faik gibi,yontula yontula parmak ucu kadar kalmış bir kalem,boÅŸ bir kağıt taşımak istiyorum cebimde.Önemli bir not,bir adres,bir telefon yazmam gerektiÄŸinde kağıt,kalem ararken "Aaa cep telefonu var ne de olsa,kağıt kaleme ne gerek var?" dememek için.
 Bazen silgi olmasın istiyorum,yazdığım bir yazının son rötuÅŸlarını yaparken silmem gereken yerlerin üzerini karalayıp,yazıyı temiz bir kağıda tekrar geçirmek için.
 Bazen çizgisiz dosya kağıdına yazdığım yazılar kah yukarı tırmansın,kah aÅŸağı insin istiyorum,"Yine olmadı" deyip kağıdı parça parça etmek,çöpe atmak için.
 
 Bilmiyorum mazoÅŸist miyim, neyim. Ama  kararımı verdim artık.
 Yazamak istiyorum...YaÅŸamak için...                            



Dün geceyarısı Erenköy'de bir apartmanın 12.katında patlayan havai fiÅŸekleri seyrederken milletin yılbaşının yanısıra yazamak'ın doÄŸum gününü de kutladığını düÅŸündüm bir an - ki seneye neden olmasın? Sonraki yarım saat içerisinde ekranın karşısına geçmiÅŸ, yazamak'ın ilk yazısını  32 diÅŸ ihtiva eden bir sırıtmayla okurken, monopoli oynamak için beni salona çağıran arkadaÅŸlarıma inat, bir sürü 'hayırlı olsun' yorumu yazmakla meÅŸguldüm (daha sonraki 4 saat boyunca monopoli oynamakla meÅŸgul olduÄŸum düÅŸünülürse az bile)... HerÅŸey bir yana, üstüne emek verilen bir ÅŸeyin kaymağını yeme durumunda olduÄŸum için emeÄŸi geçenleri huzurunuzda bir kez daha tebrik etmek istiyorum. 2007 ÅŸahsım ve ülkem adına zor geçti ama meÄŸer en güzel sürprizini sona saklamış.

'Sinan'ın sesiyle baÅŸlayan bir ıslık' olan Yazamak fikri ilk olarak 2007'nin başında, kadim dostum Ferhat ÖzkaÅŸgarlı'yla yapılan bir-iki buluÅŸma sırasında ortaya çıktı. Yazan insanların buluÅŸtuÄŸu, içeriÄŸi sürekli güncellenen, dergi tadında, interaktif bir web sitesi projesi konuÅŸuldu, tartışıldı, olurları-olmazları ortaya konuldu. Daha sonra top Sinan'a geçti, Sinan önce topu boÅŸ alana taşıdı. Yazın bir biri ardına açılan bloglarla deÄŸerli yazar arkadaÅŸlar - ve bendeniz - pozisyona sokuldu. Ve çok iyi bir zamanlama ve planlamayla yılın son saniyelerinde beklenen gol atılmış oldu. Bence, çok da güzel oldu.

Benim için yazamak'ın ÅŸöyle bir önemi daha var: Ne de olsa ÅŸahsi bir platform olan blog ortamında insan usturuplu yazılarını paylaÅŸmaya çekinebiliyor, daha hafif, daha kiÅŸisel ÅŸeyler yazmak istiyor. Ancak bir yandan da hikaye, deneme, eleÅŸtiri vb. edebi tatta yazılar da kaleme almak istiyor. İşte yazamak tam bu noktada devreye giriyor ve bu önemli problemi ortadan kaldırıyor. Her konuda yazı yazmak için kullanışlı bir platform burası. 'Off, yine yazım geldi, ÅŸöyle bol tasvirli, benzetmeli, 32 kısım tekmili birden bir hikayeyi sanal ortamın neresine boca edeyim?' ÅŸeklindeki endiÅŸelere son verdiÄŸi için ayrıca çok önemli bir oluÅŸum...

Hasılı, 'yazamaya' devam edeceğiz efendim...

 



bu akşam yılbaşı gecesi...

bizde bismillah deyip istanbuldijital projelerinden biri olan yazamak'ı 00:00 itibariyle sanal hayatta sizlerin huzuruna çıkardık.

doğum tarihi 01.01.2008 ve burcu yanlış bilmiyorsam oğlak.

başlığıma geliyorum;

2 tane sorum var orada ilki ne için yaÅŸamak,

bu gece yılbaşı gecesi bu gece nelerin olabileceÄŸini,yapılacağını aÄŸzıma almak istemiyorum,benim içimden bu gece Rabbim'e yalakalık yapmak geliyor aslında, 'O' nun karsısına bu gece ben sana yalvarıyorum diye çıkmak istiyorum ve beni ailemi ve cevremdekileri ve suan bu yazıyı okuyan sizleri 2008 e kavusturduÄŸu için dualar hamdlar ÅŸükürler etmek istiyorum.burdan ne için yaÅŸamak olduÄŸunu belki anlatabilmiÅŸimdir,artık söz sizde...

ÅŸimdi ne için yazamak kısmına gelelim baÅŸlığımızın;

kendim için yazamak geliyor suan içimden aslındada herzaman gelen bir duygu bu,ama iÅŸin özünde dünyaya 'benimde sana söyleyecek sözlerim var' diye haykırmak yok mu? bence var...buraya yazıyorum,blogumdada yazıyorum çünkü benim dünyaya ve sizlere söyleyecek sözlerim var.ve sizlerdende kendi sözlerinizi duymak istiyorum...

Rabbim cıkılan yolumuzda bizleri utandırmasın...

bu vesileyse gerek kendi adıma gerekse yazamak adına sizlere basarılılarla dolu,sağlıklı mutlu,huzurlu sevdiklerinizle birlikte hayırlı bir 2008 yılı diliyorum...


Yazamak BaşlasınSenin sesinle başlayan bir ıslık
Kehribar kokusu kulaklarımda
Nasıl bir nargile yakmak bu fitil gibi
SarhoÅŸlukta..

Kim bu öldürücü musikinin
Güftesini gömebilir kuytuluÄŸun makamına
Yalnız hicazdı felaket efem saatlerinde
Kimi görsem göz yarası yüzümde,
Kimi duysam
Senin sesinden ıslak bir ıslık
Ve ben artık her şarkıda
Kendime vokal yapıyorum,
Yüzüm gözüm ıpıslak...

Yazamak için

Mevsim dışı
Sarışın bir kederdin
Soğuk yazlıkta...
Sayfiye hanımın tembel düÅŸlerine
Ve çıplak ayakla
Betona basıyordu yaz..

Bense paslanmış bir keyifle
Hayatımı yazamak istiyordum
SensizliÄŸe
Gül buÄŸusu bir edebiyat arıyordum..

Her tanışmada
Bir "memnun oldum" öldüren
Devrik katillerdik hepimiz

Ve sen
Faili yaz bir cinayettin
O maktül yazlık akÅŸamında...

Yılmaz Erdoğan

Projemizin adını aldığı ÅŸiir. Yılmaz ErdoÄŸan'ın sevdiÄŸim ÅŸiiri YAZAMAK İÇİN ile yapalım açılışımızı. DeÄŸerli arkadaÅŸlarımla beraber büyüttüÄŸümüz ve iÅŸte ilk adımlarını atan çocuÄŸumuz YAZAMAK! İstikbalin parlak, okuyanın-düÅŸünenin-tartışanın-üretenin çok olsun.

‹ Ýlk  < 3 4 5