Bu kişiler ihtiyaç sahibi olup olmamaya göre seçiliyor. Tabii verdikleri burs sayısı 3 haneli rakamlarla ölçülemediği için bu kişilerin verilerini internetten alıyorlar ve olabildiğince incelemeye çalışıyorlar.
Buna rağmen bazı ihtiyaç sahibi olmayan insanlar gerek bilgilerini yanlış doldurarak gerekse evraklarını sahte teslim ederek bu bursları alıyorgerekse evraklarını sahte teslim ederek bu bursları alıyor.Buraya kadar her şey bilindik şeyler asıl ilginç olanı ise bundan sonra başlıyor.
CHP’nin itirazı üzerine Anayasa Mahkemesi belediyelerin burs vermesini yasakladı. CHP’nin itiraz gerekçesi ise “istismar ediliyor”. CHP, AK Parti’yi hedef alarak verilen bursların AK Parti yandaşlarına verildiğini iddia etti ve belediyelerin siyasi bir kuruluş olduğunu ve bursların ihtiyaç sahiplerinden çok AK Parti’li kişilere verildiğini savundu.
CHP, bir süre önce Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu, yasada yer alan “Belediyeler hariç, hiçbir kamu kurum ve kuruluşu üniversitelilere burs veremez” hükmüne itiraz etti. CHP, belediyelerin de burs vermemesi gerektiğini savundu. Mahkeme, bu talebi haklı buldu, düzenlemedeki iki kelimelik “belediyeler hariç” ifadesini iptal edip kaldırdı.
Anayasa Mahkeme’sinin iptali resmi gazetede yayınlandıktan sonra İstanbul Büyük Şehir Belediyesi de dahil olmak üzere bundan sonra hiç bir belediye burs veremeyecek.
Peki hak kazananlar ne olacak? “Kazanılan hak geri alınamaz” diye bir söz var. Bu karar resmi gazetede 5-6 ay sonra yayınlanır ve bu zamandan sonra belediyeler artık burs veremez. Tabii mahkemeye başvurulursa bu senenin sonuna kadar bu uygulama devam edebilir.
Gelelim esas meseleye;
İstanbul Büyük Şehir Belediyesi bu sene 50.000 (elli bin) öğrenciye burs veriyor. Bu şu demek her ay elli bin öğrencinin cebine 150YTL koyuyor. İhtiyacı olmayanlar için sorun yok. Fakat ihtiyacı olan için ciddi sıkıntı oluşacak. Benim bildiğim sadece o 150 YTL ile geçinen öğrenciler var. CHP’nin siyasi rant için önce fakir ailelere yapılan kömür yardımını eleştirmesi şimdi de öğrencilerin cebine giren 3 kuruşu hedef alması, bilmiyorum ama CHP’ye pek bir siyasi güç kazandıracağını düşünmüyorum.
...satrançta bir sonraki hamleyi düşünmektir
...sınav stresinden bir gün önce çıkmaktır
...sınavlara zamanında çalışmaktır
...düşeceğini görebilmektir
...plan dahilinde yaşamaktır
...sigara ve alkole karşı olmak demektir
...acıyı önceden hissetmektir
...ölenin arkasından yaşayanlar için ağlamamaktır
...dinlediğin şarkıda seçici olmaktır
...kendine değer vermektir
...sabah kalkınca dişlerini fırçalamaktır
...soğan ve sarımsak tarzı şeyleri ancak akşam yemeğinde yemektir
...soğuk su içmemektir
...sabah 1 saat erken kalkıp radyoda yol ve hava durumunu dinlemektir
...sorduğun sorunun cevabını bilmektir
...yalan söylememektir
...pişman olmamaktır
...geç kalmamaktır
...iki düşünüp bir söylemektir
...sabah gazetesi yerine akşam haberlerini tercih etmektir
...sevdiğin köşe yazarını sabah okumaktır
...Alışverişe gitmeden önce liste yapmaktır
...Örnek almaktır
Dikey geçiş sınav komedyası
dgs, dgs 2008, dikey geçiş sınavı, dikey geçiş sınavı, ne mutlu önlisans okudum diyene
Şimdi ülkemizde, öss, kpss, lgs vb. birçok sınav var. Bunlardan biri de dgs sınavı yani dikey geçiş sınavı yani 2 yıllık önlisans programlarından 4 yıllık lisans bölümlerine geçme sınavı. Güya ülkemizde ki mesleki eğitimi ve ara elemanlığını özendirmek için yapılan, bence göstermelik bir sınav. Aslında öss gibi kpss gibi zor bir sınavda değil hani ama birçok üniversite birçok bölüm için adam almazken, alanlar 1–2 öğrenci alırken, sınavı zorlaştıran bence kontejan problemleri oluyor. Buna hemen bir örnek vereyim; mesela ; ben geçen sene bu sınava girdim, benim bölümüm halkla ilişkiler, 8 tercih yapma hakkım var, 8 tercihin toplam kontejanı 30 ve bunun 12si sadece Konya Selçuk üniversitesine ait yani geri kalan 7 üniversitemize sadece 18 kişi kalıyor ve bu üniversitelerin içinde Marmara, Ankara, Anadolu gibi üniversitelerimiz var. Halkla ilişkiler açısından baktığımda Türkiye genel kontejanı 50–55 arasında değişiyor ama biz sadece aynı okuldan 100 kişi mezun olduk ve birçok üniversite halkla ilişkiler önlisans programına ya da dikey geçiş sınavında halkla ilişkiler tanıtım/reklamcılık gibi bölümlere geçiş hakkı tanınan bölümlere sahip. Bence sadece okul birincileri girse bu kontejanda açıkta okul birincisi kalır. Neyse yıllardır ülkemizde bir mesleki eğitimi özendirme çalışmalarıdır gidiyor, işte meslek liselerine katsayı problemini koydular, milyonlarca insanı mağdur ettiler, sonra onlara hadi siz 2 yıllıklara sınavsız geçin dediler. Ağalar beyler bu çocuklar zaten lisede meslek yüksek okullarından daha iyi bi eğitim alıyorlar neredeyse! Siz bunların eline elma şekeri verdiğinizi mi sanıyorsunuz. Diğer bir yandan neymiş askerlik süreleri kısalacakmış, öyle ise kızları da alın artık askere, hazır 2 yıllık okumuşken, bu haktan faydalansınlar. Bırakın anam babam bunları gözünüzü seveyim, bu çocuklara gerçekten bir iyilik mi yapmak istiyorsunuz, öncelikle okulların kontejanlarını yükseltin. Hani bunu yapamıyorsunuz yok -ito-ymuş, yok aso-ymuş, yok tobb-muş bunlara üye olan ya da olmayan şirketlere bir söyleyin de öyle ülkemizde mesleki eğitime önem verilmeli, ana elemandan çok ara elemana ihtiyaç var demesinler. Şirketlerine bir önlisans mezunu başvurduğunda burun kıvırmadan, eğer gerçekten mesleki açıdan donanımlı biriyse işe alsınlar. Bakın o zaman DGS ye ya da askerde az da olsa bir kısaltmaya ihtiyaç kalıyor mu?
Bundan bir süre önce gördüğüm bir blog-site ,bir süre önce derken 4-5ay öncesi.
Sitenin başlığı
Öğrenci Özgürlük Manifestosu .
Ülkemizde ki birçok üniversiteden binlerce öğrencinin imzası var bu manifestonun altında. Sözde değil özde özgürlük isteyen binlerce Türk gençinin imzası.
Üniversite Öğrencilerinden Kamuoyuna;
“Bizler üniversite öğrencileri ve geleceğin siyasileri, hukukçuları, eğitimcileri ve bilim adamları olarak son günlerde üniversitelerdeki kılık kıyafet tartışmalarını yakından takip ediyor ve üzüntüyle izliyoruz. Yıllardır yasaklar yüzünden ülkemizde nice beyinler yok sayılmış ve göç ettirilmiştir. Ülkemizin, Ulu önder Atatürk`ün hedef olarak belirlediği çağdaş uygarlık seviyesine ulaşması ve üniversitelerimizin dünya çapında başarılar kazanması için “üniversite” yani “evrensel olma” anlayışıyla örtüşmeyen “kılık-kıyafet yasağı”nın, öğrenci arkadaşlarımızın eğitim hakkını engellemeyecek şekilde düzenlenmesini istiyoruz.
Demokratik bir ülkede yaşıyor ve bu demokratik kazanımlardan faydalanmanın herkesin hakkı olduğunu düşünüyoruz.
diye de bir açıklama yapmış bu arkadaşlar. Bende üniversitelerde yerleştirmelerin tamamlandığı, yeni eğitim yılının açılmasına sayılı günlerin kaldığı şu zamanda bende tekrardan bu konuyu buradan gündeme getirmek ve ÜNİVERSİTELERDE ÖZGÜRLÜK demek için bu yazıyı burada sizlerle paylaşmak istedim.
Ve üniversitelerde özgülük manifestosunu bende buradan imzalıyorum.
Erdal Erdoğdu (izmir ekonomi üniversitesi)
Eğer sizlerde bu manifestoyu imzalamak,bir nebzede olsun çorbada benimde tuzum olsun ve üniversitelerde özgürlük demek için bu manifestoyu imzalamak isterseniz.Grubun kendi sitesini lütfen ziyaret ediniz.
İstanbul’dan Düşün Taşın
Kulübü üyesi Mesut Samastı ve Selim Çavuş’un Diyarbakır
Valisi Hüseyin Avni MUTLU ’yu da makamında ziyaret ettiği
kitap teslimatında çok duygusal anlar yaşandı. Valilikten tahsis edilen
araç ile Diyarbakır merkeze 30 dakika mesafedeki Çınar ilçesine kitapları
götüren kulüp üyeleri okul müdürü Mehmet Bey tarafından karşılandı.’’Bu
kitapların içinden kağıt parçaları bile çıksa artık bizim için bir önemi yok
, değil mi ki bu sıcakta sizler bizim çağrımıza kulak verip İstanbul’dan kalkıp
Diyarbakır’a kadar geldiniz bizim için önemli olan budur’’ dedi.
Bundan sonraki aylarda hızla büyüyecek olan projenin ülkemiz geleceğine
büyük bir katkı sağlanacağını umuyoruz.
Televizyon seyrederken bazı reklamlar ile karşılaşıyorsunuz, turkcell bazlı bu reklamlarda ki bazı replikler şu şekilde;
- Ben hiç deniz görmemiştim oysa ne kadar büyükmüş.
- Ben hiç tarla görmemiştim aynı deniz gibiymiş.
- Ben hiç inek sağmamıştım meğer ne kadar zevkliymiş.
- Benim başka şehirden hiç arkadaşım olmamıştı oysa ne güzel bir duyguymuş.
İşte bu replikler gönül köprüsü projesinde ki çocuklara ait sözler. Bu proje kapsamında ülkemizin çeşitli bölgelerinden orta 2- 3. ve lise 1- 2. sınıflarından çeşitli özelliklerde 100 bin öğrenci seçilmiş. Bu özelliklerin en başında başarılı olmak ve hiç şehir dışına çıkmamak var. Doğu bölgelerimize baktığımızda üniversite için şehir dışına çıkmak ya da bir daha dönmemek üzere göç etmek haricinde birçok erkek çocuğu bile sadece vatani görevleri için köylerinin dışına çıktığı düşünülürse zaten oranın büyüklüğünü anlayabilirsiniz. Bu projede 50 bin öğrenci doğudan batıya, 50 bin öğrencide batıdan doğuya götürülmüş. Yol masraflarının tamamı turkcell tarafından karşılanırken, şehirlerde ki tüm masraflar ise başta milli eğitim müdürlükleri olmak üzere mülki idare tarafından karşılanmış. Ve bu sayede resimlerde görülen,şiirlerde okunulan,taşı toprağı altın diye anlatılan birçok yer asıl sahipleri tarafından bu ülkenin geleceği olan bu ülkenin evlatları tarafından gezilmiş,görülmüş oldu.
Bu projenin önemi o kadar büyük ki acaba anlatmaya kelimelerim yeter mi bilemem. Neden mi? Yıllarca bu ülkeyi ikiye bölmüşler Ankara’dan doğusu ve Ankara’dan batısı diye. Öyle ki son 25 yılda Siirt ilimize cumhurbaşkanı gitmemiş. Ama biz onlara sizlerde bu ülkenin evlatlarısınız, sizinde batıdakilerden bir farkınız yok diye masallar anlatmışız. Diyarbakır, Van, Bitlis ve diğerleri… Onlara Çanakkale de 250 bin şehit verdik demişiz ama onlar sadece orayı resimlerde görebilmiş, Van a doğunun Paris’i demişiz ama batılılar Van’ı gölünde ki canavarıyla bilmiş.
Neyse Cumhuriyetin 85. yılında da olsa, bu kadar geç kalınmışta olsa, bu proje bu haliyle yeterli olmayacak bile olsa en azından doğu batı kaynaşması, tarihimizin, doğal güzelliklerimizin ve kültürel özelliklerimizin kitaplardan kurtulması açısından, dünya tarihinin en köklü doğal mozaiğine sahip ülkemizin bütünlüğü ve beraberliği sağlaması, yeniden muasır medeniyetler seviyesi ulaşabilmesi için özünde küçük ama manevi anlamda büyük bir proje bu.
Bugün televizyon izlerken tv8 de proje baş danışmanının katıldığı bir programa denk geldim. İşte doğudan gelen evlatlarımızın İstanbul, Antalya, Çanakkale için yazdıkları, buralarda ki yeni tanıştıkları arkadaşları, aileleri ve gördükleri yerleri yazdıkları mektupları okuyordu bu beyefendi. İnanın gözlerim doldu, düşünün ki 5gün süren bir sefer sonrasında Diyarbakırlı bir çocuk İstanbul’da tanıştığı insanlar için artık benim 2 annem 2 babam var diyebiliyordu yada Van’dan gelen biri Van’dan ayrılırken ağlamadım ama İstanbul2dan ayrılırken ağlıyorum diyebiliyordu. Bu da bence projenin hedef kitle üzerinde ki etkisini kısaca çok güzel açıklıyor.
Bu konuyla ilgili kısa bir benzer hikaye anlatayım, İşte Japonya’nın tarih boyunca başından geçen olaylar bellidir, atom bombaları Japon neslini mahvetmiştir. Ama şimdi Japonlar dünyayı sallar duruma gelmişlerdir. Bundan 1- 2 yıl önce izlediğim bir programda Japon başbakanı aynen şöyle diyordu, ‘biz çocuklarımızı alıp Hiroşima ve Nagazaki’ye götürüyoruz ve onlara atalarının yaptığı hatalar sonucu bu hale geldiklerini ve kendilerinin bu hataları yapmamalarını söylüyoruz’ ve sonuçta Japonya şuan dünya devleri arasında.
İşte bizim de yapmamız gereken Malazgirt savaşının yapıldığı Malazgirt’i batılıya , Çanakkale savaşının yapıldığı Çanakkale’yi bu ülkede ki herkese göstermek ve bu vesilede atmasyon ve hikayeden ibaret olmayan şanlı tarihimizi neslimize aktarmak olmalı.
Tabi bununla birlikte son yıllarda doğuya yapılan devlet desteği ve yardımlarının artması da çok önemli. Batı da ki fabrikaların,hastanelerin,okulların,üniversitelerin artık doğu illerinde de benzerlerinin olması demek ülkemizin terör belasından kurtulması için çok ama çok büyük bir adım olacaktır.
Neyse ben cümlelerimi bu projenin devamını ve en yakında benzer projelerin de ortaya çıkmasını dileyerek son veriyorum.
Saygı ve Selamlarımla
DGS = dikey geçiş sınavı = iki yıllık önlisans programlarından dört yıllık lisans programlarına geçmeye yarayan,özünde gereksiz ama işte şartlara dayalı olarak lisansa geçebilmek için girilmesi ve kazanılması mecburi,kontejyan bakımından,kpss deki kontejyandan daha az olan kazanılması sırf bu yüzden zor olan sınav.
13 temmuz 2008 pazar günü saat 09:30 da başlayacak ve sonucunun şu aşamada ne olabileceği belli değil.Geçen senede girmiştim,bu sene tekrardan daha iyi bir gelecek yapabilmek amacıyla girme planı yapıp başvurdum ve sınav tarihine son 6 gün kala,çalışma tempomu arttırmış bulunmaktayım.Artık hayırlısı,şu aşamada nedenini,niyesini,niçinini bilmememe rağmen Ankara üniversitesini kazanmak istiyorum.Onun haricinde 7 tercihte daha bulundum,bunlar; marmara,anadolu,gazi,ege,akdeniz,selçuk(1),selçuk(2) üniversiteleri artık hayırlısı olsun. Hayatımda birçok konuda elimden geleni sonuna kadar yapmaya çalıştım ve daha sonra takdiri Yaradanıma bıraktım.Hep hayırlısını diledim,Ama iyi ama kötü,ama hayırlısı ama hayırsızı bir sonuç hep elde ettik.
Kanımca cumartesi aksamına kadar kendimi baya zorlamalıyım ve son virajı yüzümün akıyla dönüp bu yarışı kazanmalıyım.
SİZLERDEN DE BOL BOL DUA İSTERİM.
Rabbim gönlümüze göre versin inşallah.
‘2008 DGS SONUÇLARI AÇIKLANDI’ başlığıma kadar herhal bu heycanlı bekleyişim devam edecek.
SINAV İÇİN LÜTFEN DUA EDİN KARDEŞİNİZE OLUR MU?
saygı ve selamlarımla

Madem biz büyüdük ve kirlendi dünya :) bugün itibarii ile bana Fizik öğretmeni bir arkadaşımın sorduğu bir çözemeki,sizlerle paylaşıyorum arkadaşlar...
Dünyayı bir uçdan bir uca tam merkezden geçecek şekilde delsek ve ordan bir cisim atsak,cisim nasıl hareket eder?Diğer taraftan aşağı düşer mi?
Haydi kolay gelsin :)
Son Yorumlar
- Çilekli Süt - İkinci karikatüre gülmekten öldüm :D
- ceren - ben ceren işgören baba ocağı ve son ağa dizisine bayılıyommmm.tabi en çok baba ocağına.dizide murat sedaya değilde cemileye aşık olsun çünkü murat bi köy çocuğu ona en iyi cemile bakar.murat ve güvene o şehirli kızları yaramaz...ikiside…
- mehmet - Adam diziyi anlatmiş bunlar selimin tipi ile ilgileniyor... izlese bile ne anlayacaktir ki bu zihniyet....Arkadaşim saçma dizilerin sonuçu şu son mesajlardaki yakişilkli erkekten başka bişe düşenemeyen vizyon sahibi olmayan neden yaşadiğini…
- mürşide - gerçekten şimdide öyle cıvıl cıvıl çarşısı her saat açık bende gittim çok büyüleyücü bir yer
- DAMLA - çok güzel bir dizi çok seviyorum hiç kaçırmıyorum .selim güngören'i çokkkkkkkkkkkk seviyorum ve çok yakışıklı aslında ceren hindistanda çok güzel bence çok güzel bir ekip yani tek kelimeyle süper...
- pınar açı - bu spor salonunda ayrı ayrı spor yapmak zorunlu değilki. isterseniz yukarıda erkek kadın karışık spor yapabilirsiniz. rahatsız olan bayanlar varsa ayrı kısıma geçiyor. bence hedef kitle olayı falan yok olmamalıda. gayet modern bi yer.…
- abizittin - baba ocagi cok güzel gücen coooook yakisik li
- merve - hiş elamısın nesin ben muratla cemileyi yakıştırıom oldumu hem cemile da güzel
- alper - arkadaşlar muhteşem bir oyun size bir oyun önerim metin2 knıght gibi oynanıo lwl atlatıkca işimiz biraz zorlaşır
- Kerem - Çok güzel bir oyun ama marangozdaki bulmacayı çözemiyorum yardım edin lütfeyn
