Sensible Soccer'ın Amiga versiyonlarına sadık kalınarak güncel bir sürümünün çıkarılacağı gibisinden bir haber oyun sitelerinde dolaşmış ve bizi heyecanlandırmıştı. O gün bugündür bekliyoruz, ne bir gelişme ne de yeni bir haber var. Joystick'i ön çapraza doğru şöyle hafif kırarak falsolu goller attığımız, nice şampiyonluklar yaşadığımız, dünyanın belki en görkemli değil ama kesinlikle en zevkli futbol oyunuydu Sensible Soccer... Aslında sırf onun için bile bir yazı yazmak gerekir ama şimdilik bu kadarı yetsin... Eğer dedikleri gibi yeni bir oyun yapılırsa - Sensible Soccer 2006 denen rezaletten bahsetmiyorum - üstüne konuşmak çok daha doğru olur.

Futbol oyunları demişken aklıma gelen bir başka tür de menajerlik... Football Manager 2008'in çıkması bizi ziyadesiyle sevindirdi... Oyun iyi olmuş, güzel olmuş da sanki çok fazla gerçekçi olmuş gibi... Detayların arttırılması ve üzerinde durulması gereken şeylerin çoğalması iyi bir şey, ancak FM oyun olmaktan çıkıp yavaş yavaş bir 'Teknik Direktörlük Simulatörü' olmaya doğru gidiyor, yakında sertifika falan da verecekler herhalde... İnsanın aklına ' Yahu bu kadar futboldan anlasam, gider takım çalıştırır, para kazanırdım...' gibi bir düşünce gelmiyor değil. Her neyse, belki de oyun çok yeni olduğundan bütün püf noktalarını tam olarak idrak edemedim. Aslında buna şaşmamalı: FM'nin Türkiye'deki takipçilerinin bulunduğu turksportal.net üyelerinden bazıları, maçları statta, VIP'den izleyip oyuna katkıda bulunabilmek için futbolcuların gelişim süreçleri üzerine notlar tutuyorlarmış! Çılgınlık seviyesinde bir tutkunun ifadesi bu...

Eski Atari oyunlarını emülatör üzerinden bilgisayarda oynamak da oldukça farklı bir duyguyu beraberinde getiriyor. Zamanında muhteşem bulduğumuz grafiklerin aslında ne kadar basit olduğunu gördüğümüzde çocukluğumuzla ilgili bir aldatılmışlık hissine kapılıyoruz. Abimle Street Fighter'ın ilk versiyonunu oynarken gülmekten yerlere yattık...Retsu'yu, Birdie'yi, Mike'ı, Adon'u ve tabii ki Sagat'ı büyümüş gözlerle görmek ilginç bir deneyimdi: Çok jeton harcadık(!), ama oyunu bitirmeyi de başardık, Adon'u dövmek çok zor derlerdi de inanmazdım...

Okuluydu, işiydi, mezuniyeti derken az bulunur bir keyif olan oyunlardan uzak kalmak üzücü. Nedense böyle sıkışık zamanlarda insan boş vakitlerinin değerini daha iyi anlıyor, 'Ulan şu haftayı da çıkarayım da ağız tadıyla şunu bunu yapacağım...' diye düşündüğümüz çok olmuştur hiç şüphesiz... Geçen yaz final zamanında da Mount & Blade'e kafayı takmıştım ama Uygurca dersi hepsinden baskın çıkmıştı... Son sınavlarıma girdiğim şu günlerde de gözüme kestirdiğim birkaç oyun var ama 'şimdilik' daha uygun bir zamanı bekliyor ve bu bahsi noktalıyorum.