Bundan takriben dört ay önce Sinan'ın anahtar teslim blogu ile yazılarıma başlamıştım.Ayrıca okul yıllarında da birlikte çalışmalarımız olmuştu."Yakında başlıyoruz","Bitmek üzere"lerden sonra,kendimi bir anda sanal alemde,birbirinden değerli kardeşlerimin arasında buluverdim.
 
 Güzel şey yazmak.Okula başladığımda,yazmayı öğrendiğimde,bin bir özenti ile yazdığım harfin kuyruğu eğri olduğunda hiç üşenmeden silip tekrar yazdığımda,hızlı yazdığımda,arkadaşım bana yetişsin de aynı kelimeleri aynı anda yazalım diye beklediğimde,öğretmenimden "yıldızlı pekiyi" aldıktan sonra okul çıkışı bu,dünyanın en mühim başarısını anneme müjdelemek için koşa koşa gittiğimde,gazetelerde,dergilerde,kitaplarda gördüğüm tuhaf "küçük a "nın da "küçük a" olduğunu öğrendiğimde "a"larımı o şekilde yapmak için çabalayıp sonra vazgeçtiğimde,her yazdığım kompozisyonun başlığını "...'ın Önemi" diye attığımda,büyüdükçe yazmaktan usanıp sonra tekrar yazdığımda,bu tatlı anılarımı paylaşmak için yazmak zorunda olduğumda, çok güzel şey yazmak.

 Bazen Sait Faik gibi,yontula yontula parmak ucu kadar kalmış bir kalem,boş bir kağıt taşımak istiyorum cebimde.Önemli bir not,bir adres,bir telefon yazmam gerektiğinde kağıt,kalem ararken "Aaa cep telefonu var ne de olsa,kağıt kaleme ne gerek var?" dememek için.
 Bazen silgi olmasın istiyorum,yazdığım bir yazının son rötuşlarını yaparken silmem gereken yerlerin üzerini karalayıp,yazıyı temiz bir kağıda tekrar geçirmek için.
 Bazen çizgisiz dosya kağıdına yazdığım yazılar kah yukarı tırmansın,kah aşağı insin istiyorum,"Yine olmadı" deyip kağıdı parça parça etmek,çöpe atmak için.
 
 Bilmiyorum mazoşist miyim, neyim. Ama  kararımı verdim artık.
 Yazamak istiyorum...Yaşamak için...