Bugün gazetede gördüm: Nobel Barış Ödülleri'nin verildiği yer olan Norveç'in başkenti Oslo'daki Nobel Barış Merkezi sergi salonunda Oriana Fallaci - tanıyanlar bilir - temalı İslam karşıtı bir sergi açılmış. Salonun girişine yazarın ' Düşman Olarak İslam ' adlı yazısı asılmış. Sergi de son zamanlarında malum Avrupa ülkelerinde ısıtılıp ısıtılıp milletin önüne konan yalan yanlış bilgi ve çarpıtmalarla dolu materyallerle bir güzel süslenmiş. Haliyle, Barış Ödülleri'nin verildiği yerde nefret kokan bu sergiyi açtıkları için Merkezin Genel Direktörü Bente Erichsen'e ' Ne iş? ' diye sormuşlar, o da Cihan Haber Ajansı'na yaptığı açıklamada düşünce özgürlüğünden, ' Barış Ödülü'nü alanların hepsi barışı temsil etmiyor zaten...' türü özrü kabahatinden büyük cümlelere kadar bir dizi garabetle organizasyonu savunmuş...

Benim asıl dikkatimi çeken sembol isim olarak İslam düşmanlığıyla tanınan ve önceden üç kuşaktan antifaşist bir İtalyan ailesine mensup, dünyaca ünlü bir gazeteciyken 11 Eylül olaylarından sonra - nedendir bilinmez - müslümanlara karşı faşizmin ağababasını yapıp çok kötü bir şöhretle hayata veda eden Oriana Fallaci'nin kullanılmış olması. Herkesin attığı salvonun gideceği yeri kestirmesi gereken hassas bir dünyada, Fallaci gibi kendine ve bir ömür boyu savunduğu söylemine ihanet etmiş örneklere mi yoksa insanları ortak paydalarında birleştirecek gerçek 'Barış' ı, yani aslında İslam'ın temel öğretisini evrensel bir anlayışla tesis edecek dünya vatandaşlarına mı ihtiyacımız var, karar sizin. Aslında yıllar önce Haşmet Babaoğlu yazdığı enfes bir yazıyla bu konudaki duygularıma tercüman olmuştu. Çok geçmeden hatırlamak, medeniyetler arasında nefret tohumları eken kişilerin aslında kendileriyle nasıl da kavgalı olduklarını bir kez daha fikretmekte yarar var.

Haşmet Babaoğlu'nun yazısı için: http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=18.09.2006&Newsid=87523&Categoryid=4&wid=9

Mezkur serginin haberi için: http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=693753