Paylaşmak Etiketine Ait Ögeler
Bu yazıyı yazmayı üç gündür düşünüyordum çünkü millet
ruhunu tekrar kavramız gerektiği inancındayım. Ayrıca son zamanlarda
milletimizin değerleri konusunda bazı kesimlerin konuşması ve kurtuluş
savaşımızın bu inançlar uğruna yapıldığının unutulması beni düşündürmektedir.
Bu arada validemin ve kız kardeşimin Çanakkale gezisindeki hisleri ve Çanakkale
destanındaki bazı olaylar beni duygulandırmış ve bu yazı yazmamın sebebi
olmuştur. Bu ruhu biraz olsun anlayabilmek için Çanakkale Destanı’ndan
kesitler aktarmak yararlı olur kanısındayım.
Beni çok etkileyen birçok hadise var. Ancak bunlardan bir iki
tanesini aktarmak istiyorum. Savaşın sonuna doğru yokluk, kıtlık son haddini
buluyor. Mehmetçikte ekmek derdi başlıyor. Arpa, yulaf, süpürge tohumu katarak
ancak el kadar küçük ekmek yapıyorlar. Mehmetçiğin ondan da bir şikâyeti yok.
İşte böyle bir günde mutfak görevlisi Mehmetçikler o taze ekmekleri esir düşman
subaylarına veriyorlar. Kendileri bayat ekmekleri yiyorlar. Adamlar şüphelenip
yemiyorlar. Erler gelip lisan bilen yüzbaşıya diyorlar ki: “Kumandanım, bunlara
taze ekmek verdik, yemiyorlar. Neden yemiyorlar bir bak.”Bayılıyorum bu duyguya. Daha dün kendisine kurşun atan
insanlara taze ekmeği veriyor, kendisi bayat ekmek yiyor. Bu nasıl bir duygu
derinliği?
Yüzbaşı soruyor;
‘oğlum niye böyle yaptınız?’ Hepsinin verdiği cevap aynı. Kumandanım,
‘biz köylük yerden geldik. Köy çocuklarıyız. Bayat ekmek yemeğe alışkınız.
Velâkin bu herifler muhallebi çocukları, bayat ekmek yemeğe alışmamışlar. Madem
besliyoruz, taze ekmeği verelim de adam gibi karınlarını doyursunlar dedik.’
Açıklama bu. Bu savaş ortamında yazılmış bir sevgi destanıdır. Kumandan bunu tercüme
ediyor ve ekmek temizdir, afiyetle yiyin diyor ama düşman subayları yine
yemiyorlar. Sevgisiz bir medeniyetin insanları oldukları için bunu
anlayamıyorlar. En sonunda askerler ekmeklerin ucundan birer parça yiyince
yemeğe razı oluyorlar. Aslında bu milletin ruhu hala budur. Bu ölmedi ama bunu
geliştirmemiz sağlamlaştırmamız lazım.
Ekmek deyince başka bir destan aklıma geldi. Sadece bu anlatacağım hakikat
yüreklere hâkim olsa biz bu ülkede kardeş oluruz, başka bir şey olmaz.
Mehmetçiğin bacağı bir top mermisinin şarapnel parçasıyla parçalanmış. Oluk
gibi kan akıyor. Bir sedyeye koyup bir kenara taşıyorlar. Askeri doktor
bakıyor, ‘oğlum buna yapacağımız bir şey yok. Elimizde sınırlı imkânlar var.
Bir şey yapamayız.’ diyor. Diğer askerlere ‘şöyle bir serin ağacın altına
götürün de son anında kendisine bir teselli verin’ diyor. Askerler ne teselli
versinler. Bütün maddi şeyler bitmiş. Şöyle diyorlar; “Mustafa Çavuş ne mutlu
sana. Bak şehit oluyorsun. Şehitlerin duası makbul olur. Bize de dua et! Biz de
şehit olalım!” Bu imanla söylenir. İmansız söylenecek söz müdür bu? Şimdi bu
sözün içinden imanı aldık, emaneten bir kenara koyduk. Hadi tercüme edin. Ne
kadar sevimsiz, ne kadar anlamsız oluyor. ‘Mustafa Çavuş ölüyorsun. Öyle bir
dilekte bulun da biz de ölelim.’ İmanı aldın mı hiçbir değeri kalmıyor. Onlar
böyle konuşurken, içlerinden biri bakıyor, sargı yerine yeni ekmekler gelmiş.
Koşuyor hemen bir ekmek alıp geliyor. O kanlı elbiseleriyle sedyede yatan
Mustafa Çavuş’a bir dilim uzatıyor. ‘Mustafa Çavuş! Bak taze ekmek geldi. Bir
dilim ye!’ Ölmek üzere olan insana ekmek verilir mi ama yapacak başka bir şey
de yok. Bir dilim uzatıyor. Mustafa Çavuş alıyor, ağzına getiriyor öyle
duruyor. O kahraman ki, kaç zamandır belki hiç ekmek yememiş. ‘Al kardaş, yemeyeceğim’
diyor. Israr ediyorlar konuşmuyor. O kahramanlar ki çok ısrar etmeden de
konuşmazlar. Israr üzerine şu muhteşem açıklamayı yapıyor.
“Gördüğünüz gibi ben ölmek üzere olan birisiyim. Ekmeği ben yersem, ekmeğin
bana vereceği kuvvet benimle beraber boşa gider. İsraf olur. Sen bunu sağlam
bir askere ver de, ona kuvvet olsun. Düşmanla iyi çarpışsın!”
Şimdi biz bu yüreğin neresindeyiz bile demeye cesaret edemiyorum. Bu nasıl bir
duygu. Son bir lokma ekmeği yemeye kendisinde hak görmeyen bir kahraman. Ama 93
sene sonra bu ülkenin değerleriyle oynamak isteyen insanlar ortaya çıktı.
İşte bu birçok alanda Çanakkale ruhunu kaybettiğimizin delilidir. O ruh varken
öyleydik, o ruh yokken böyleyiz.
Fethullah Gülen Hoca
Efendinin Millet Ruhu Şiiri benim hislerimin de bir tercümanıdır dinlemek
isterseniz buyrun
efendim
Son Yorumlar
- Mahmut Kurtoğlu - MUBAREK GECELERİ ESKİSİ GİBİ YAŞAMAK BİZİM ELİMİZDE.BİZLER BU GECELERİ GEREĞİ GİBİ EĞERLENDİRİRSEK BİZDEN GÖRENLERDE ÖYLE DEĞERLENDİRECEK VE" EY GİDİ BİZİM ZAMANIMIZDAKİ KANDİL GECELERİ" SÖZÜ TEKAR DİLLERDE DOLAŞACAK…
- Ayşe Gülden - Bizler o eski kandilleri-Razamanları-bayramları yaşayamadık ,sadece anlatılanlarda dinledik belki lakin bizimde yapabileciğimiz birşey yok mu? Bizden sonra ki nesile dinlediğimiz gibi / olması gerektiği gibi huşû içinde,içi maddi-manevi…
- erina_elia - bu sahil nere sinan kardeş ;)
- Mahmut Kurtoğlu - Celal kardeşim olaylar sonuçlanmadan bir konu hakkında hemen bir sonuca varmamak lazım.yani ben Atatürkçüyüm diyenleri sen Atatürkçü mü sanıyorsun? diğer taraftan hadi diyelim ki senin dediğin gibi olsun Tayyip erdoğan dini kullanarak…
- Momo - yok be abi omzunun ustunde düsüyosun problem olmuyo fazla :D
- Ayşe Gülden - :))))))
- celal - Öncelikle yazıyı yazan arkadaşıma şunu söylemek isterim.Tabiki parti kapatılmamalı ona bende katılıyorum ama insanların dini duygularını sömürülerek siyasette yapılmamalı daha düne kadar oğullarını zengin iş adamları okuturken…
- Talha Turhal - ony geçin momonun düşüşünü merak ediyorum, yoksa ilk kek ben miyim yoksa bir oynama var mı?
- Mahmut Kurtoğlu - Allahrazı olsun Ayşe hocam. Üç ayların ülkemiz ve tüm islam alemi açısından hayırlar getirmesini niyaz ederim.Rabbimizden recep ve Şa'ban ayını iyi değerlendirip Ramazan ayına ulşamamızı temenni ederim. Ayşe hocam topu bize atmıssın…
- Şule Birer - amin inşallah... yarında kandil Allah tevbelerimizi kabul etsin kalbimizi temizlesin inşallah..
