Çok yakın bir zamanda öğrendiğim bir oyunun zihnimde canlandırdıklarını tasvir edeceğim. Aslına bakarsanız oyun; bir kelime oyunu ve bence gayet zekice hazırlanıp, kuralları üzerinde düşünülerek oluşturulmuş. Çektiğiniz kartın üst bölümünde bir kelime yer almakta ve bu kelimenin altında; yukarıdaki kelimeyi oyuncu arkadaşların hafızasında taratırken kullanılmaması gereken kelimeler dizilmektedir. Ve her oyun gibi; zaman değerli olduğu için, bir kum saatinin zerrelerine emanet tadımlık heyecanınız. Bunca cümlenin anlatmaya çalıştığı sizin de anladığınız üzere tabu diye bilinen bir kelime oyunudur. 

 

              Aslında oyundan daha çok derdini anlatma endişesi taşıyan bir mücadele gibi gözlemledim geçirdiğim zamanı. Ve zihnimde canlanan da bir mücadeleydi. Bir grup insanın her şeyin başlangıcında bir kart çektiğini ve bu kartın üst kısmında yönetmek kelimesinin sırıttığını düşündüm. Yönetmek kelimesinin altında ise; demokrasi, özgürlük, eşitlik, hoşgörü, adalet kelimelerinin yer aldığından emindim. Kullanılmaması gereken kelimeler özenle yerleştirilmiş ve kartı çekenler tarafından istisnasız bilinmekteydi. Oyunun adı gibi; kullanılan her bir yasak kelimenin bir adım geri gitmek olacağını bildikleri için yasak kelimeleri süsleyen ünvan da tabuydu.

 

              Onlar için kum zerreleri değersiz olarak algılanıyordu, yasak kelimeler kullanılmadığı ve bunun rakip tarafından fark edilmediği sürece kaybedilen zamanın pek bir önemi yoktu. Özetle tasvir; yukarıda sıralanan kelimelerden uzak bir yönetim biçimi; monarşik bir disipline sahip  oligarşik bir diktanın alaysı üslubu ve bu üslubun rakibe verdiği kapanması mucizelere kalmış yaralar.

 

                Adını dahi belki hiç duymadığınız bir ilçede kendi dilini yüksek sesle konuştuğu için cezalandırılan ama dikta edilen dilin öğretilmesi için bir çaba gösterilmeyen yanık benizli, kirli sakallı amcaların; sadece düşündüklerini diliyle ifade eden ve bunları bir eyleme dökmeyen ve belki de korkuyla cümlelerinde fiil  dahi kullanmayan, hayatının yılları müsrifçe parmaklıklar ardına sığdırılan pos bıyıklı akademisyenlerin; inandığı gibi yaşama yoluna giden ve dağarcığına kariyere dair kelimeler yerleştirme endişesiyle üniversite kapılarında tartaklanan başörtülü genç kızların; yıllarca belki nelerden arttırarak okuttukları evlatlarının en mutlu gününde sadece seyirci olabilmek için bilmem ne üniversitesinin kampüsünde başları fiyonk şeklinde bağlanması şartı aranarak sıraya sokulan annelerin; bürokrasinin engellerinden bıkan ve ikinci ve belki üçüncü sınıf insan muamelesi gören ama alın teriyle kazanıp vergi kaçırmayan, engellere rağmen ihracat rekorları kıran Anadolulu bir iş adamının kaderlerini ellerinde tuttuğuna ve onları yasak kelimelerle yöneteceğine öylesine inanmış ve elindeki karta son derece sadık bu grubun gözümüze sokacak kadar büyük bir cesaret ve bu cesaretin getirdiği ehliyetle  sergilediği son hamlesini yine sessizce seyrettik.

 

               Gerçekleştirilen bu son hamle; saatin içinde akan kum zerrelerinin her birinin ne kadar değerli olduğunu haykıran ve bu değerin değerlendirilmesi gerekliliğini savunan Anadolu oluşumunun durdurulmasından yani tamamen demokratik bir hareketin; iki kişiden birini temsil eden bir partinin kapatılmasından daha önemlidir. Üzerine yüklenen bu önemin sebebi; siz de biliyorsunuz ki eli kolu bağlanmış ve her adımı mutlaka engellenmiş bir oluşumun hiçbir geçerliliğinin olmamasındadır.

 

                Kartı ellerinde tutanların bence  dikkatsizce atladığı bir husus söz konusudur.  Kartların bir sıra dahilinde çekildiğini rakip fark edecek ve kendisine sıranın geldiğinde daha önce gasp edilen sıraların da haklılığıyla birkaç kart birden çekecek ve bu kartları değerlendirecektir. Burada ihmal edilmemesi gereken; her kartın son derece önemli olduğu ve bu kartlara, karşı taraftaki grup gibi istisnasız sadık kalınması zorunluluğudur.

 

                 Sırası geldiğini düşündüklerim için birkaç kartın üzerinde yazılanları  deşifre etmemin mahzuru olduğunu zannetmiyorum. Kartların birkaçının üst kısımlarında; oy pusulası, insan hakları, Avrupa birliği, eğitim kelimeleri yer almaktadır. Ve bu kartların alt kısmında; sabır, boyun eğmek, yönetilmek, tembellik, ırkçılık, yalan, taassup, takiyye gibi yasak kelimeler sıralanmaktadır. Yönettiğini iddia eden grubun son hamlesiyle birlikte, bunu seyreden sessiz grubun kartları için kum saati çevrilmiştir ve akan her bir zerrenin önemini vurgulamanın anlamı yoktur. Her zerresinde demokrasi ve özgürlük dileğiyle…