Bugün blog arkadaşlarımı dolaşırken sevgili NnevV'in  bloğunda güzel bir paylaşımı okudum ve sizlerle paylaşmak istedim..


Aşağıda ki yazı Metin Karabaşoğlu'na ait. Ben de tıpkı Nev gibi biran önce kitabı alıp okuyacağım inşallah:)


Rabbim, aşkın bir hevesten öte bir duygu olduğunu, '-mış gibi olma'nın ötesinde insanı gelişip değiştiren , inceleştirip olgunlaştıran bir duygu olduğunu bilfiil gösterdi bana. Gün geldi , âşık da oldum ; ama savrulmadım , dağılmadım , dağıtmadım. Gönül borcu duyduğum acılar yaşadım gerçi. Hissettiklerimin '-mış gibi'nin ötesinde olup olmadığını anlama çabası içinde sevgimi genüz açamadığım sevdiğimin, ben sevgimi ifade edemezken başkalarına yâr olması ihtimalinin sancısıyla yaşadım . ama o sancılar , 'Rabbim ! Onun için hayırlısı ben isem , bizi birbirimize nasip et! Değilsem , hakkında hayırlısı kim ise , ona onu nasip et!' gibi dualar öğretti bana. Rabbimi , 'kalbler elinde olan Zât-ı Zülcelâl' olarak tanımayı öğretti. 'Hasbünallahi ve ni'mel-vekîl' diyerek,işi ve eşi için, Rabbü'l-âlemîni vekil tutmayı öğretti.

 

Aşk, bana bütün bunları ve çok daha fazlasını öğrettiği için son derece değerli bi duygu olarak kaldı hep benim için . Değerli , gerçek, ciddi, ciddiye alınması gereken bi duyguydu o. Soylu bir duyguydu. İnsanın gerek kişilik olarak incelmesi , gerek Rabbini her işine vekîl tutmayı öğrenmesi için âşık olmasının lüzumuna da inanır olmuştum ....

 

Bir sevmede , bir bakmada , bir öpmede insanı batıran bir kör nokta olmamalıydı o....

Aşk , bir bedenin diğer bedene duyduğu ilgi değildir. Aşk iki insanın, Allah'ın kalblerine koyduğu bir sevgiyle birbirilerini insan olarak sevmesidir . İnsanı insan yapan ise , bedeni değil , ruhu, duyguları, aklı ve kalbidir.